Yasemin

"İncindin değil mi, az da olsa?" diye sormuştu karısı ona. "Ben de insanım nihayetinde, incitici bir durumda incinirim" diye yanıtlamıştı. Ama bu doğru değildi. En azından yarısı yalandı bunun. İncinmem gereken zamanda yeterince incinmedim, diye itiraf etti kendine. "Gerçek ıstırabı hissetmem gereken bir zamanda, duygularımı bastırdım. Şiddetli acı çekmeyi kabul etmemek için, olanlarla gerçekçi biçimde ve doğrudan yüzleşmekten kaçındım. Sonuç olarak da bu şekilde içi boş, cansız bir yürekle yaşıyorum şimdi. Ve zeki yılanlar yüreğimde ki o boş yeri ele geçirip, serinkanlı bir şekilde kalplerini oraya gizlemeye çalışıyorlar."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Belirsizlik denilen şey sonuçta iki uç nokta arasındaki boşluğu kucaklamak değil miydi zaten.
Kino Bey, siz bile bile hata yapacak biri değilsiniz. Bunu çok iyi biliyorum. Ancak bu dünyada doğru olmayanı yapmaktan uzak durmak da yetmeyebilir bazen.
Evet, yılanlar belirsiz canlılardır. Bir efsaneye göre en zeki olanları kalbini bedeninden ayrı bir yere gizler. Bu yüzden bir yılanı öldürmeye kalkışacaksan, dışarıda olduğu bir gün yuvasına gitmen ve atan kalbini bulup iki parçaya ayırman gerekir. Elbette kolay bir şey değildir bu.
Uygun bir kişi mutlaka çıkar karşına. Birini bulmak o kadar güç olmamalı senin için. O kişi ben olamadım ve sana acımasızca davrandım. Bunun için çok ama çok üzgünüm. Ama seninle benim ilişkimiz, en başından beri yanlış deliğe iliklenmiş düğme gibiydi. Seni daha normal ve mutlu bir yaşamın beklediğini düşünüyorum.