Demek ki insanlığa güven duymanın tam olarak yıkılışı böyle oluyormuş diyordum,umut kapılarının,pencerelerinin sıkı sıkıya kapatıldığı bir kararlılık hali,artık hiç kimsenin aralayamayacağı bir demir kapı…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Merhamet istemiyorum,hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok,merhamet de zulmün bir parçası;ne bana acıyın ne de çocuğuma.Merhamet zulmün merhemi olamaz.”
İbn Haldun ne kadar haklıymış diye düşündüm,coğrafya kaderdir derken ne kadar haklıymış.Amerika’da doğanlar mutlu ve zengin bir hayat sürerken bizim kaderimize Fuat Amca’nın anlattığı harese düşmüş,diken yedikçe kanayan,kanadıkça yemeye devam eden,kendi kanında boğulan develer gibiyiz.
Bir şeyler yapıyorum,yürüyorum,konuşuyorum,yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam,bir boşluk duygusu içinde.Sanki içimde derin bir hiçlik var.
Ayrıca,bütün bunlar olurken bu kadar dinin tanrısı ne yapıyordu diye sordum kendime ve cevabını buldum.Tanrı o sırada dinleniyordu çünkü yedinci gündü,altı günde evreni yaratmıştı ve yedinci gün dinlenmeye çekilmişti.Herhalde bu yüzden çığlıkları duymamıştı.