• Oku, düşün, uygula, neticelendir
  • recep tayyip erdoğan ve ailesi bu ülkeyi bataklığa dönüştürdü. ileriki zamanlarda durum öyle bir hal alacak ki akp ve mhp başını kurtaramayacak. sizin bilmediğiniz çok şey var.
    ALLAH halka zulmeden sistemleri uzun süreliğine ayakta tutmaz. rte sistemi, yargısından eğitimine, hastanesine, tüm kurumlarına kadar firavun sistemidir. ALLAH bu firavun sistemine karşı tavır almanızı istiyor. ALLAH diyor ki korkmayın, ben sizinle beraberim.
  • Şimdi size yorumsuz olarak bir belge sunacağım; Neyin ne olduğunu çok iyi anlatan bir polis ifadesi ve 13 ocak 2000 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir haber:

    Adnan Oktar çetesinin önde gelen isimlerinden Fırat Develioğlu ,polisi ifadesinde Adnan Hoca'nın 'icraat'larını anlattı.Develioğlu,Meclis'e kadar uzanan çetenin şantajlarını ve ilişkide oldukları isimleri tek tek açıkladı.

    Adnan Hoca'nın en güvendiği adamlarından biri olan ve cezaevinde birlikte yattığı Fırat Develioğlu
    yakalandıktan sonra verdiği ifadesinde kurdukları çetenin neler yaptığını tek tek anlattı.

    "Recep Tayyip Erdoğan aday gösterildikten sonra bize, elinde Zülfü Livaneli'yle ilgili, devlet aleyhine söylemiş olduğu sözleri içeren bir türkü kaseti olduğunu, kaseti Zülfü Livaneli'nin çok eski tarihlerde Almanya'da doldurduğunu, kaseti yayınlatmak istediğini, bu şekilde oy kaybettireceğini ancak hiçbir televizyon kanalının yayınlamaya yanaşmadığını söyledi. Kasetin orjinalini aldık. Bahadır da Kadir Çelik'i aradı, Kadir Çelik kaseti yayınlattı."
  • Şansımız varmış...
    Birkaç kıta gezdik.
    Şunu iddiayla söyleyebilirim...
    Dünyanın hiçbir yerinde İzmir'deki
    kadar güzel batmaz güneş.

    Yine öyle bir vakit...
    Bitmeyen enerji, kavuniçi bir top olmuş, trajik bir yangının küllerinden yeniden doğan şehrin ufuk çizgisinde,
    körfeze usul usul iniyor.
    Rakının dibine vurma saati...
    Takvimler, 1923'ü gösteriyor.


    Adres, numara 248, Kordon...
    Naim Palas... İkinci kat...
    Cumbada oturuyor Mustafa Kemal.
    Sevmez fazla yemeği.
    Leblebi var yine önünde...
    Garson titriyor. Çünkü çocuk, Rum.
    Sesleniyor Gazi, şefkatli bir ses tonuyla...
    "Vre Dimitri" diyor, "gel bakayım."
    Çocuk, "buyur pasam" diyor, ş'lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesi'yle.
    "Sizin Kosti" diyor... İşgal sırasında İzmir'e gelen Yunan Kralı Konstantin'i kastederek... Sizin Kosti, geldi mi buraya?
    Geldi pasam...
    Oturdu mu bu masaya?
    Oturdu pasam.
    Güneş batarken rakı içti mi?
    İçmedi pasam.
    E o zaman sormadın mı çocuk,
    ne halt etmeye almış İzmir'i?


    İşte böyle batar güneş orada.

    Nereye götürsem bilmem ki, nereleri gezdirsem, bugün sizi İzmir'de...
    Mustafa Kemal Bulvarı'na mı götürsem, Alsancak'a mı? Lozan Meydanı'na mı, Montrö Meydanı'na mı?
    Hasan Tahsin'in ilk kurşunu attığı yerde dua mı etsek, Zübeyde Hanım'ın kabri başında rahmet mi okusak?
    Anacığını emanet etmiş,
    adam gibi adam bu şehire... Kız almış. "Denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokan" bu şehirden... Evlenmiş.
    Latife Hanım'ın köşküne mi götürsem?
    26 Ağustos kapısından mı girsek fuara, Kahramanlar kapısından mı?
    Oradan girmiş süvariler İzmir'e...
    Çok şehit vermişiz. İsimleri meçhul.
    Onun için kısaca Kahramanlar demişiz,
    o semtin adına...
    İlk girdikleri noktada da,
    Şehitler Abidesi var...
    Bu vatan için İzmir'de ilk düşenler...
    Onların isimlerini biliyoruz...
    Oraya mı gitsek acaba?
    İkinci Tümen Dördüncü Alay'dan
    Konyalı Mehmet,
    Akşehirli Hakkı,
    Avanoslu Ahmet...
    Şehitler Abidesi deriz ama,
    ismi başkadır aslında...
    "Vatan ve Namus Anıtı..." Oraya mı gitsek? Başlarında Yüzbaşı Şerafettin vardı.
    O caddenin şimdiki adı. Oraya mı gitsek? Fahrettin Altay Meydanı'na mı,
    yoksa
    Cumhuriyet Meydanı'na mı?
    "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri" diyen heykele...
    Cadde mi gezsek...
    Dumlupınar caddesi, Şehitler,
    Gaziler, Vatan, İstiklal, İnönü,
    Akıncılar, Şehit Fethi caddesi...
    Yoksa bulvar mı gezsek...
    Gazi, Fevzipaşa. Mahalle desen... Egemenlik mahallesi, Kurtuluş,
    Mehmet Akif, Millet, Kubilay, Sakarya,
    Ülkü, İnönü, 19 Mayıs, Tınaztepe, Kocatepe, Duatepe, Zafertepe,
    Hürriyet mahallesi...
    Semt mi gezsek...
    Çankaya da var, Bayraklı da...
    Hatay var kardeşim, Hatay.
    Okul mu gezsek...
    Atatürk Lisesi, Cumhuriyet Lisesi,
    Dokuz Eylül Üniversitesi,
    Hakimiyet-i Milliye, Misak-ı Milli,
    Gazi ilkokulu...
    Atatürk Stadı'nda Altay'ı mı seyretsek, Alsancak Stadı'nda Altınordu'yu mu?

    Sadece şehir değildir orası.
    "Milli mücadele müzesi" dir.
    Adım attığın her yerde gördüğün isimlerle.
    Bahçedir...
    Kanla sulanan, terle yeşeren.

    İstanbul'daki gibi Birinci Ahmet
    Çeşmesi falan yoktur orada...
    Ankara'daki gibi Cinnah caddesi,
    Arjantin caddesi de bulamazsın pek...
    Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı'nı
    teklif etmez hiç kimse...

    İşgal edildiği gün, bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan... İşgali bittiği gün,
    o ulusun kurtuluş savaşını bitiren... Dünyadaki tek şehirdir.

    Ve bugün, o gün...
    9 Eylül.
    Ne güzeldir bugün İzmir'de olmak.
    Ve ne zordur bugün İzmir'de olamamak.
    Kıymetini bilmek lazım.
    Yılmaz Özdil
    9 Eylül 2006 Sabah köşe yazısı
  • Türkiye bu role kendini hazırlamaya başladı bile. Çoğu kişinin haberi olmadan, İslam'ın yüzünü değiştirebilecek bir proje başlattı. Resmi kaynaklarca doğrulanmayan İngiliz rapolarına göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümeti 2008 yılında, Kuran'a yeni bir yorum getirecek temel bir reform sürecini başlattı.

    Türk Dİyanet İşleri idaresinde, İslam hukukunu 21. yüzyıla uyarlamak amacıla bir araya geldiler. Bu düşünürler, Kuran'ın kurallarını Batı felsefesiyle kesişecek biçimde yenilenmeyi amaçlıyor.

    Değiştirmek istedikleri konular arasında kadınların İslam hukukundaki konumu, birçok suçun acımasız cezaları, ölüm cezası ve sadece erkeklerin imam olarak yetiştirilmesi gibi konular var. Amaç İslam'ı yeniden olumlu bir güç olarak tanımlayıp modern Müslümanlara uygun ve makul yanıtlar verebilmesini, gelişmiş dünyaya yakınlaşmasını sağlamak.