Doğruyu bildirmek, dedi, bir gazetenin görevi değildir. Neyin doğru olduğunu her bir insan kendi şahsı için bulmalıdır. Gazete bu arayış için malzemeyi sunar sadece, fazlasını değil.
Anlamıyordum, nasıl oluyor da bütün şehrin bildiği büyük bir eğlence mekanı, insanların en gizli duygularını uluorta gösterme yolunda ayartıyordu; insanlar bir ödüllendirme yutturmacasıyla da olsa, kendilerini ümitsizce ifşa etmeye nasıl razı edilebiliyordu ve bu duygular dört saat sonra nasıl silinmiş, yakılmış oluyordu, bir yığın eski otomobil lastiği gibi.
Ötekilerden ayrılmış olmayı istemiyordum, ama şimdiden bu ayrılığın ta içinde yaşıyordum. Bu ayrılışın niçin olduğunu anlamıyordum bile. Hayata anlaşılmaz deme cesaretini o zaman henüz kazanmış değildim. Şimdi sorunu sadece derin derin düşünerek bitirmeyi ümit ediyordum.