Mikroskobik

Mikroskobik
@reddikul
“Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden ) Korktukça tutsak, umut ettikçe özgürsün.
74 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sosyal yaşantımızda var olma mücadelesi gittikçe zorlaşıyor. Herkesin herkese karşı savaşı en şiddetli biçimde alevlendi ve çoğunlukla araç seçimi olmaksızın acımasızca yürütülüyor. "Ote-toi de la, que je m'y mette" (kalk oradan, ben oturayım) sözü yaşam pratiğinde, güçlü dirsek darbeleri, yumruk ve çimdikle gerçekleştiriliyor. Güçsüz güçlünün önünde eğilmek zorundadır. Maddi gücün, paranın, mülkün gücünün yetmediği yerde, hedefe varmak için en hilekar, en onursuz araçlar kullanıma sokulur. Özlenen hedefe ulaşmak için yalan, dolan, aldatmaca, sahtekarlık, yalan yemin gibi en ağır suçlar işlenir. Bu mücadelede birey bireye karşı olduğu gibi, sınıf sınıfa, cins cinse, yaş yaşa karşıdır. Çıkar, insan ilişkisinin tek düzenleyicisidir, başka hiçbir şeye itibar edilmez.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Kadının Seçme ve Seçilme Hakkı
Alfred Russell Wallace aynı sorun üzerine şunları söylüyordu: "Erkekler ve kadınlar en iyi içgüdülerine uyma özgürlüğüne sahip olduklarında, ikisi de en iyi eğitimi aldığında, bir insana cinsiyet rastlantısından dolayı sahte sınırlamalar getirilmediğinde ve kamuoyu en bilgelerce ve en iyilerce düzenlenip, gençliğe sistematik aşılandığında, işte o zaman değişime uğramış bir insanlığa yol açacak olan bir insani ayıklama sisteminin geçerli olacağını göreceğiz. Kadınlar evliliği, onun sayesinde yoksulluk ve terk edilmişlikten kurtulabilecekleri bir çare olarak görmek zorunda oldukları sürece, erkeklerle kıyaslandığında dezavantajlıdırlar ve öyle kalacaklardır. Bu nedenle, kadınların eşitliğinde ilk adım, sanayinin tüm alanlarında ve mesleklerde erkeklerle rekabet etmelerini engelleyen tüm sınırlamaların ortadan kaldırılmasıdır. Ama daha ileri gitmeli ve kadınlara siyasal haklarını kullanma izni vermeliyiz. Kadınların şimdiye dek altında acı çektikleri sınırlamaların çoğu, eğer kadınların parlamentoda doğrudan temsilcileri olsaydı yaşanmayabilirdi.
Bu yükselme heveslileri için sınav zamanı geldiğinde, hemen birkaç ay, ancak geçebilmek için kaçınılmaz olarak gerekli görülenler zorla kafalara sokulur. Sonuçta sınavlar mutlu biçimde bittiğinde ve resmi ya da mesleki bir mevki elde edildiğinde, bu yüksek öğrenim görmüşlerin çoğu çalışmalarını tamamen mekanik ve esnafça sürdürürler, ama "yüksek öğrenim görmemiş biri" onlara en büyük saygıyı göstermediğinde ve onları daha üst bir insan ırkı olarak görmeyip öyle davranmadığında çok alınırlar. Yüksek meslek üyelerimizin çoğunluğu, avukatlar, yargıçlar, tıp adamları, profesörler, memurlar, sanatçılar vs., işlerinin yolunda gitmesinden memnun olan, branşlarında birer esnaftan başka bir şey değillerdir. Yalnızca gayretli kişi, ne kadar çok yararsız şey öğrendiğini ancak sonraları, çoğunlukla tam da en çok gereksinim duyduğu şeyleri öğrenmediğini keşfeder ve bundan sonra öğrenmeye başlar. Yaşamının en iyi dönemi boyunca yararsız ya da zararlı şeylerle işkence edilmiştir kendisine; yararsız ve zararlı şeylerden sıyrılmak ve çağdaş düşüncenin düzeyine çıkmak için yaşamının bir ikinci bölümüne gereksinim duyar ve ancak şimdi toplumun yararlı bir üyesi olabilir. Birçokları birinci evreyi aşamazlar, diğerleri ikincisinde takılıp kalırlar ve çok azının üçüncüye yükselme enerjisi vardır.
İyi aile ilişkileri, "iyi düşünce tarzı" bilgi ve becerinin yerine geçer ve yaygınlaşır; bir yurtsever, yani kendi düşüncesi olmayan, kendisini özenle yukarıya göre ayarlayan, orada rüzgarların ne yöne doğru estiğini gören ve etek öpen, eğilip bükülen bir adam olmak, becerili ve bilgili bir adam, bir karakter olmaktan daha çok geçerlidir.
Bitkiler ve hayvanlar yaşam koşullarına nasıl bağımlıysa, nasıl elverişli koşullar onları teşvik ediyor, elverişsiz koşullar engelliyorsa ve zorunlu koşullar -eğer yok olmalarına yol açmamışsa- özlerini ve karakterlerini değiştirmeye onları zorluyorsa, aynı şey insanlar için de geçerlidir. İnsanın geçimini sağlama ve koruma biçimi, yalnızca onun dışsal varlığını değil, bilakis duygu, düşünce ve davranışını da etkiler. İnsanların elverişsiz yaşam koşulları -yani sosyal durumun yetersizliği- yetersiz kişisel gelişimin nedeniyse, o zaman buradan, yaşam koşullarını, yani sosyal durumunu değiştirerek insanın kendisinin değiştirilebileceği sonucu çıkar.