DUA, Seni Sevdiğimi Kimseye Söyleme Çünkü Ben Herkese Söyledim'i inceledi.
15 Şub 20:03 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Kitap nasıl anlatsam son kullana tarihi geçmiş bir kitap oldu benim için. 1999 2000 yılları için çok güzel eğlenceli bir kitap ama günümüzde artık işlevini, gülümseyişini yitirdi maalesef.

Uğur Dündar, Reha Muhtar, Muazzez Ersoy ve tabi Saadettin Teksoy anlamını yitirmiş unutulmuş gitmiş. Bu sebeple artık bir anlam ifade etmiyor.

Yusuf Çorakcı, Eroin Güncesi'ni inceledi.
07 Oca 15:17 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Felaketler ve acılar içinde bir hayat sürdükten sonra üzücü bir biçimde aramızdan ayrılan milyonlarca gençten sadece biri olan Kanat Güner ve onun kısa yaşamının ardından bize bırakmayı başardığı Eroin Güncesi hakkında söylenebilecek çok şey var. Öncelikle aşırı merak ettiğim bu kitabı bulmakta çok zorlandım ve hatırı sayılır bir bedel ödeyerek pdf formatında okumaktan kurtuldum. İyi ki alabilmişim eseri, okurken elimden bırakmak gelmedi hiç daha doğrusu Kanat Güner'in yaşadığı trajediler bırakmama engel oldu. İstanbul'da bir tıp fakültesi öğrencisinin bu tip bir hayat süreceği hiç kimsenin aklına gelmezdi herhalde. Böylesine popüler olmasının en önemli sebebi yaşananların tamamen gerçek olması. Kendisi gerçek bir yazar değil o nedenle oturmamış cümleler mevcut. Dil ve anlatım olarak çok şey beklemeyin zaten okumaya iten eroin denen illetin insanları ne hale soktuğunu canlı olarak hayal edebilmek. Kanat Güner eroinden öncesi ve sonrasını anlatarak bize nasıl batağa düştüğünü açık açık göstermek istemiş. İlginç olan bu kadar hayatı boşvermiş birinin daktilo başına oturup böyle kitap yazarak insanları uyarmak istemesi. Eserde bir sistem eleştirisi söz konusu değil ancak toplumun dejenerasyonu hakkında önemli anlar mevcut. Yazardan eroinin etkilerini daha net anlatmasını bekliyordum fakat sonuçları okuduktan sonra bunun pek bir önemi kalmıyor. Özgürlük üzerinden giderek bunun pek mümkün olmadığı üzerinde durmuş yazarımız. Eroini bir erkeğe benzetmesi ilginç bulduğum noktalardan biri oldu. Çok daha fazla anlatarak okumayı düşünenlerin heyecanını kaçırmak istemem. Anne babalar mutlaka okusun ona göre şu kitaptan ders alıp çocuk yetiştirsin muhabbetlerine de girmek istemiyorum. Kanat Güner'in ölümü de yaşamı gibi çok acı olmuştur, hatta yıllar önce kendisinin Reha Muhtar'a çıktığını hatırlıyorum. Söyleyecek hem çok şey var, hem de hiçbir şey yok.

şüheda, bir alıntı ekledi.
29 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Reha Muhtar:
" -Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyefendi, küçükken de gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum? "

Büyük Gaflar, Ayşen TürkmenBüyük Gaflar, Ayşen Türkmen
şüheda, bir alıntı ekledi.
29 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Reha Muhtar:
'Karısını bıçaklayarak öldüren adama "Efendim başınız sağolsun" '

Büyük Gaflar, Ayşen TürkmenBüyük Gaflar, Ayşen Türkmen
şüheda, bir alıntı ekledi.
29 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Reha Muhtar:
"Çocuk sizden mi ? (Hamile bayana soruyor)"

Büyük Gaflar, Ayşen TürkmenBüyük Gaflar, Ayşen Türkmen
şüheda, bir alıntı ekledi.
29 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Reha Muhtar haberleri sunuyor. Canlı yayında telefondaki adama fırça atıyor.
-Bütün bunları nasıl yaptın ha? Cevap ver?
-Bakın efendim şöyle izah edeyim...
-Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun. Cevap versene!
-??

Büyük Gaflar, Ayşen TürkmenBüyük Gaflar, Ayşen Türkmen
Meşrebi Kalender, Üzgünüm, Yazmak Zorundayım!'ı inceledi.
21 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Penguen belgesellerinin reyting rekorları kırdığı bir dönem olan; “Gezi” zamanlarının en popüler kanalının en popüler muhabirinin, kanalından kovulmasına kadar giden süreci kendi ağzından dinliyoruz.

Aynı zamanda gezi sonrası Türkiye’nin sıcak gelişmelerine de onun gözünden bakıyoruz.

Kovulmasında başrolü oynadığına inandığı Hakan Aygün’e kitap boyunca epey bir giydiriyor. Ama bence en son kızılması gereken kişi o.

Resmi olarak olmasa da herkesin bildiği bir gerçek Halk TV ve CHP ilişkisi. Sen Türkiye’nin ana muhalefet partisinin gayri resmi yayın organının başına; Reha Muhtar ekolünden yetişmiş , içi boş sansasyonel haber yapma uzmanı bir zatı getirenleri başta sorgulamalısın.

Kitapta muhalefet içinde gerçekleşen bir çok olaya tanık olacaksınız.

Sadece CHP de değil her yerde eleştirdiğimiz” iktidar” kavramının bir prototipi olduğunu tekrar göreceğiz.

Bir kez daha anlayacağız ki; kendi evinin içindeki, işyerindeki, sosyal hayatındaki ve gönül verdiğin parti içindeki “iktidar” kavramını eleştirmeye cesaret etmeden, ülkenin iktidarını eleştirmek sadece şovenist, samimiyetsiz bir kolaycılık oluyor.

Eleştirilen “iktidar”ın yukarıda saydığım eleştirilmeyen iktidarların sadece toplamı olduğunu unutmamalıyız.

Son bir şey daha söylemek istiyorum. “ Kovulduk Ey Halkım” tarzı kitapları pek sevemiyorum. Kitap içinde, kovulan kişinin de bir çok haksızlığa sessiz kaldığını hatta ortaklık ettiğini görünce; ya hiç göz yummayacaksın , yumduysan da ağzını o konuda bir daha açmayacaksın demek istiyorum.

Bu tarz kitapları okurken, dayak yedikten sonra kaçarken ana avrat küfür edip, dağılmış ağzına burnuna aldırış etmeden “ bittiniz oğlum siz !” diye tehdit eden adamlar aklıma geliyor.

https://www.youtube.com/watch?v=SSkFDIxvM0w

Meşrebi Kalender, Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
21 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Okur, “sevipdekavuşamayangiller” familyasına ait bir canlı ise; üzerinde yoğun miktarda “Murat Kekilli” etkisi bırakabilir.

Yok mu bir Reha Muhtar, şu kitaba haddini bildirecek?

Kendisi bir nevi “tutunamayan” olan genç Werther’in yazdığı mektuplardan, makus tarihini kronolojik bir şekilde ve tam konsantre rontgenliyebiliyorsunuz.

Ta ki sayfa 97’e gelinceye kadar.

Orda, kendisine “mektupları derleyen” diyen bir didaktikçi öğretmen emeklisi amca sizi bekliyor. Sevdiğinizle baş başa kalmışken üçüncü bir kişinin araya girmesi gibi, kitabın ruhunu bozuyor.

İlk iş, 97 sayfa boyunca, zoru başarıp, belki anlamamışsınızdır diye; Werther’in ruh halini tekrar özetleyiveriyor. Sonra Werther’in mektuplarında yer vermediği bazı detayları da açıklayıveriyor. Hiç de iyi yapmıyor. Böylesine trajik bir romanda okuyucunun elinden “giz”ini alıyor.

Hadi buraya kadar iyi niyetinden yapıyor.

Ama be kardeşim, kitabın sonuna daha 30 sayfa varken kitabın sonu söylenir mi ?

Hadi illaki söylenecekse Werther kendisi söylesin sana ne oluyor ?

“Sonu çok ünlü, kitabı okumayanlar bile biliyor”, kabul. Ancak bir de şu açıdan bakın:

Selvi Boylum Al Yazmalım filminin son sahnesini on bininci kez izlerken, Gollum tipli biri geliyor ve “ Cemşittttt” diyor. Ne hissedersiniz ?

Sözün özünü de Selvi Boylum Al Yazmalım’a atıfta bulunurak kapatmak gerekirse. Werther kitap boyunca bize şunu söylüyor:

“ Eyvallah, sevgi emek ister de; İlyas da Asya’yı ister be!

O ne olacak ?

https://www.youtube.com/watch?v=ccrRsyQBGmw