Sanayileşme insanlık için çok yeni bir tecrübe. Batı'ya bir ihtişam ve kudret kazandırdı elbette. Fakat birçok anormalliğe ve hatta zulme de sebep oldu. II. Cihan Har-bi'nde görmedik mi, makinelerin kanlı hükümranlığını?
Tarihe geç kalıyoruz. Tarih sahnesinde figüran gibi gölgede, kıpırdamadan dikilmekteyiz. Millî şahsiyetimizi koruyarak, bize mahsus imkanlar ve eserler üzerinden modernleşebilirdik, değer üretebilirdik. Sanayileşmede esamimiz okunmuyor...
Korku sezonu Soğuk Savaş'ın müsellah [silahlı] gölgeleri dün 20% yayı dolanırken, Cumhuriyet'in kazanımları elden gidiyordu. Köy Enstitüleri ve Halkevleri kapatılmıştı. Devalüasyonla Dolarser 2 liradan 9 liraya fırlamış, halk büsbütün yoksullaşmıştı. İstanbul'da yeni yollar açılırken camiler, medreseler, hamamlar... yüzlerce tarihî eser yıkılmıştı. Millî şuur kapanmış, milli hedefler yitirilmiş; yolu "Beyaz Saray'ın mukaddes merdivenlerinden"geçen, dalavere siyasetin tazyiki altında... Hakikati bulduğunu sanırken, hiçliğe teslim oluyordu insanlar: Üstüne ölü toprağı atılmış, iradesiz, eylemsiz, dilsiz bir yığın, dikkat çekmeksizin can çekişiyordu. Fakat galiba ilkbahar gene de ilkbahardı.