Ne çok şey öğretir hayat. En çok da direnmeyi. Sonra kimseye çok da güvenmemeyi. Öyle her sıfatı herkese hemen vermemen gerektiğini. Kalabalığın güzelliğini... Yalnızlığın gücünü... Kendi gücünü keşfetmenin en büyük mutluluk olduğunu. Ama en çok da herkese “hiç kimse” olarak bakabilmeyi. Bazı mevsimlerde güneş var diye aldanmayıp, yanına bir şey almanın gerekliliğini. Yani ihtimalleri. Hayatta her şeyin mümkünlüğünü. Hikâyede Derviş’in dediği gibi:
"Bu da geçer yahu!" diyebilmeyi...!🍂
Birinin hayatına, birinin üzüntüsüne, Birinin mutluluğuna,
Birinin ruhuna,
Birinin eline, yüzüne, sırtına, omuzuna, yüreğine,
Bazen söz, bazen göz,
Çoğu zaman kalbinizle minicik de olsa,
Tüm samimiyetinizle dokunun. 🌾
Yaşar Kemal; “Konuşan insan öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir.” diyor İnce Memet’de. Füruğ da diyor ya hani; “İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı, onu bağırmaya zorlayan acısından çok daha ağırdır.” Sessizlik de, çığlıktır.