Buna benziyor modern dünyanın mutluluk takıntısı. Onu daima dış dünyada arıyor insan. Elde edilmesi, tutup kendine dahil edilmesi; hatta satın alınması gereken bir nesneye çeviriyor mutluluğu.
Kitap boyunca hep hissettiren his insanlığın kendini evrimleştirip daha da üst modele ulaşabilse bile tek düzen hâlinde mükemmel bir hayata sahip olamayacağı gerçeği. Bazı şeyler olmadan üs insan olamazsınız ve bazı şeyler olmadan zaten insan olmaz.
Burada önemli olan insanlığın ne kadar aptal olduğu değil çünkü üst insan da ego yüzünden aptallışıyor. Kendinden küçük gördüğü insanoğlu için planlarını açığa çıkarıyorlar. İdeolojilerin etkisinin ne kadar sağlam olduğunu görüyoruz. Mükemmel bir toplum yaratsan da eskiye dönme özlemi düzeni bozuyor. Kusursuz bir şey oluşturmanın imkanı yok.
Dahası bazı şeylerle zenginleşen bu kitabın aksi yönde bilimle çok boğulduğu da bariz ortada. İyi bir bilim kurgu olduğuna şüphe yok ancak her köşesinden bilim akan bir romanda tutunmanız çok zor oluyor. O yüzden puanı düşük ve son da zayıf. Çok çok zayıf. Hakkını yine de yiyemem.
8,3/10.
"Ruhsal zayıflığın yol açabileceği her şey günah olarak ilan edilmiş. Ne edebiyatımız var ne sanatımız. Hiçbir güzellik ve zevk arayışımız yok. Biz aşkı bile konuşamıyoruz. Liderim, böyle bir hayatın anlamı var mı?"
Korku, üzüntü, mutluluk, sevinç, takdir gibi duygular Trisolaris uygarlığının önlemeye ve ortadan kaldırmaya çalıştığı duygulardı. Çünkü bu tür duygular bireyin ve toplumun ruhen zayıf olmasına sebep olur ve böylesi zor şartlarda hayatta kalınmasını zorlaştırırdı. Bu yüzden Trisolaris dünyasının ruhunun ihtiyacı olan şey dinginlik ve hissizlikti.