Resul Bulama profil resmi
Sinema/Edebiyat İletisi #46753619
Roman/Öykü
#47001886
#47049275
#69767195
Anladım! #53234384
Yüksek Lisans
İstanbul
Sakarya
1446 okur puanı
20 Oca 2018 tarihinde katıldı.
  • "Bizim hatamız budur. Kurnazlık denilen küçük zekâ ile büyük halleri karşılarız."
    Peyami Safa (Server Bedi)
    Sayfa 70 - Ötüken Yayınları 43. Basım
  • %13 (50/416)
  • Resul Bulama paylaştı.
    136 syf.
    ·6 günde·Beğendi·9/10
    Bir roman veya film kahramanı boş bir hayalin peşinde koştuğunda ya da Othello’da olduğu gibi asılsız bir haberin peşine takılıp ahmak durumuna düştüğünde eleştirmemiz ne kadar kolaydır değil mi?

    Bugün sadece Fahim Bey’den bahsederek sizin rahatınızı kaçırmadan bir şeyler yazılabilirdi. Türk klasikleri arasında sayılan birçok kitapta gördüğümüz gibi; bir iyi, bir de kötü karakter belirleyip arkamıza yaslanıp keyifle okuyabilirdik. Evet sadece Fahim Bey ve onun hikayesi olsaydı söylemek istediklerimiz, ucu bize dokunmazdı. O zaman da bu satırları yazmamız gerekmezdi zaten. Açıkçası kitaptaki karakterin ve hikâye örgüsünün ilgimi çektiğini söyleyemem. Ama “Fahim Bey ve Biz” dendiğinde buradaki asıl karakterin hayalci bir kahraman olmadığını, tam olarak biz olduğumuzu söylemek istiyorum. Deneme yönü ağırlıklı olan bu anlatımda bir süre sonra ana karakter verilen mesajların gölgesinde kalmaya başlar ve yazarın hayata dair biriktirdiklerini Fahim Bey üzerinden bize aktardığını görürüz. Kurgu anlamında baktığımızda doğrusal ilerleyen, adım adım sona doğru yaklaşan bu örgü içinde yazarın hep derine, daha derine doğru gittiğini görüyoruz. Öykü kronolojik olarak ilerlemekle birlikte ( tam da yazılarımın arasına tek düze diye not düşmüşken) kahramanımızın hakkında anlatıcının görüşleri şaşırtıcı şekilde değişmektedir. Bu değişim ve tereddütler değil midir bize insanı anlatan ve edebiyatı değerli kılan? Yoksa şehirler, eşya ve hayat tüm hızıyla değişirken insanı durağan bir şekilde anlatmanın edebi bir değeri olabilir mi?…

    Böyle olunca metnin edebi değeri dikkat çekmeye başlar. Fakat bu sefer de ana karaktere deli diyerek işin içinden sıyrılamayacağımızı görürüz. Çünkü yazar hem anlatır, hem de sorar bize;
    “delilikteki usluluk nerde biter, usluluktaki delilik nerde başlar?” Akıllılıkla delilik o kadar uzak mı birbirine? Hayat içinde bu iki kavram çok defa aynı kapıya çıkmaz mı? En makul dediğimiz insanlar bile akıllara durgunluk veren şeyler yapmaz mı hayatta? Biraz kendimize dönüp tarafsız değerlendirme imkânımız olsa, (hadi delilik demesek bile) yapmış olduklarımız çok da akıllıca şeyler değil. Ne kadar delilik olabilir ki hayatta? Âmâk'ı Hayal de söylendiği gibi, dünya dediğimiz sakın büyük bir tımarhane olmasın! Eğer öyleyse fazla da beklentisi olmamalı belki insanın. “Kim bilir, kim diyebilir ki hayatın galebesi nerde biter, iflası nerde başlar?”

    Fahim Bey’in hikâyesinin içine gizlenmiş hep böyle sorgulamalar göreceğiz. En kötüsüne hazırlamak için burdan girdik konuya. Sorgulama uzun sürecek, yakalım tepemizdeki ışığı. Sorgulamada yanınızda bir dostunuz olmasını ister miydiniz? Gerçi siz isteseniz de onlar gelmez. Ne kadar tanıyorsunuz dostlarınızı? Onlar sizi ne kadar tanıyorsa, siz de onları ancak o kadar. O da sadece bir veya birkaç yönüyle. Hayattaki eş, dost, amir veya bir işteki rolüyle insanları tek bir açıdan değerlendirip bütünü anlamaya çalışıyoruz. Böyle olunca doğru sonuçlara ulaşmayı beklemek delilik değil de nedir? Ama size bir ipucu vermeye çalışayım. Eksik değerlendirip yanlış sonuca ulaşmışsınız diye kendinizi üzmeyin; “sen çok değiştin” deyin zor durumda kalırsanız, böylesi daha iyi! Ucu size dokunmadan kabahati karşı tarafa yıkıp işin içinden çıkabilirsiniz. Biz bazen kendimizi tanıyamazken başkalarını tanıdığımızı iddia etmemiz hadsizlik olur bu yüzden. “dünya ile dostluğumuz nerde biter, dünyadaki yalnızlığımız ve herkese yabancılığımız nerde başlar?”

    En iyisi, yazar başka ne soracak ona kulak verelim. Söz dediğimiz ayağa düşmemeli. Söylendiğinde bir değeri olmalı ki, olur olmaz konuşmadan bir farkı bulunsun. #73884988

    Zıt görünen kavramların bir bakış açısı olduğundan bahseder bize yazar. Talih ve talihsizliğin ne kadar birbirine yakın olduğundan, birinden diğerine geçmenin ne kadar kısa sürebileceğini anlatır. Ve bizim tercihlerimizin ne kadar önemi olduğundan. Hayal ve hakikatin ne kadar da iç içe geçmiş olduğundan ve bizim bunları her zaman ayırmaktaki zaaflarımızdan bahseder. “hakikat nerde biter, rüyası, hülyası, yalanı ve olacağı nerde başlar?”

    “Aradan zaman, bir hayli zaman geçti.” Gençler yaşlıların hep böyle yaşlı olduklarını ve kendi dönemlerinin her açıdan en üst düzeye ulaştığını sandı. Yaşlılar da kabullenemedi bu değişimi, kendilerine konduramadılar. Ya mevsimden, ya havalardandır diye teselli ettiler kendilerini. Mesele sadece Fahim Bey’in yaşlanması değil. Yazarımız bu işe kafa yormuş, incelemiş insanı, davranışlardaki detaylara dikkat etmiş ve bize yazılı olarak aktarmış bunları. Tıpkı dostluk ve insanları tanıma kavramlarında olduğu gibi, insanların gerçeklerden kaçışını ve değerlendirmedeki eksik yanlarımıza kuvvetli vurgular yapmış. Çevrenizdeki insanların hitap şeklinden davranışlardaki farklılıklara kadar birçok değişimdir söz konusu olan. Bu değişimin insanlar tarafından fark edilmesi ile sizin fark etmiş olmanız aynı zamana denk gelmeyebilir. Zaman dediğimiz nedir ki, unutulmak çok da uzak değil. Bu yüzden belki de insanın yaşlandıkça değer verdiği şeylerin değişmesi. İnsan yaşlandıkça hayatı boyunca peşinden koştuğu birçok şeyin çok da önemli olmadığını anlayabilir. Bu her şeyin fani olduğunun fark edildiği andır. Hep ölüm kazanır bu zaferi, hikâye hep aynı biter…

    Daha derinlere de inebilirdik, bayram günü daha fazla sıkmak istemem. Özellikle Selim İleri’nin son sözünde Türk edebiyatı İstanbul yazarları arasında Tanpınar, Nahid Sırrı ve Ziya Osman Saba ile birlikte anar Abdülhak Şinasi Hisar’ı. Ve unutulup bir köşede kalmış olmasından rahatsızlığını ifade eder. Günümüz de Türk Klasiği adına derinliği olmayan birçok eser yayınevleri tarafından tercih edilmekte iken bu eserin hala baskısının olmamasını yadırgadığımı ifade etmek isterim. YKY’nın daha önce bastırdığı ve liste fiyatı 8 TL olan kitap, internette 30-80 TL arası satılıyor. Ben de Bağlam Yayıncılıktan PDF olarak okumak durumunda kaldım.

    Son olarak kitabın yayınlandığı 1941 yılında kitap yayınlandığında Tanpınar ve Yakup Kadri’nin yazar hakkındaki sözleriyle bitirmek istiyorum incelemeyi.

    Tanpınar’ın; “Abdülhak Şinasi Bey, bu çoğunu başkalarının ağzından dinlediği muhtelif şahsiyet yapıcı çizgileri birbirine eklemeden evvel, onların üzerinde düşünüyor, hayat tecrübelerinin meyvelerini topluyor. Kendisini tahlil ediyor, zamanın akışını, hakikatlerin firari yüzünü seyrediyor, sonra tekrar yapmakta olduğu portreye dönüyor.”

    Yakup Kadri’nin ise; “bu suretle, kendi iç dünyasının hazinesini zenginleştirmiş olarak
    geniş bir edebiyat kültürü ve olgun bir edebi şahsiyetle karşımıza çıkmış bulunuyor.” demiş olduğu yazarı ve bu güzel eseri tanımak için sizlere bir davet mektubudur bu.

    Mektubun sonunda sağlıklı günler ve güzel bayramlar dilerim…
  • %10 (50/528)
  • Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
    Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!
    Oku, şayed sana bir hisli yürek lazımsa;
    Oku, zira onu yazdım, iki söz yazdımsa.
    Mehmet Akif Ersoy
    Sayfa 21 - Hece Yayınları 4. Baskı
  • 432 syf.
    ·10 günde·Puan vermedi
Sinema/Edebiyat İletisi #46753619
Roman/Öykü
#47001886
#47049275
#69767195
Anladım! #53234384
Yüksek Lisans
İstanbul
Sakarya
1446 okur puanı
20 Oca 2018 tarihinde katıldı.
2020
58/130
45%
58 kitap
14.569 sayfa
6 inceleme
343 alıntı
3 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 571. sırada.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Safahat
  • Yalnızız

Okuduğu kitaplar 414 kitap

  • Aşkın Şizofrenik Hali
  • Hanımların Dikkatine
  • Alınyazısı Saati - Şiirler IX
  • Fahriye Abla
  • Dünya Lekesi
  • Fahim Bey ve Biz
  • Ciğerdelen
  • Beş Şehir
  • Karabatak Dergisi Sayı: 49
  • Karabatak Dergisi Sayı: 48

Okuyacağı kitaplar 115 kitap

  • Aydınlık Kapı
  • Leylak Mevsimi
  • Kum Kitabı
  • Karameke
  • Öykümüzün Kırk Kapısı
  • Döşeğimde Ölürken
  • Öyküler
  • Hayatın Trajik Duygusu
  • Mahrem ve Münzevi
  • Macbeth

Kütüphanesindekiler 224 kitap

  • Yalnızız
  • Yanık Saraylar
  • Safahat
  • Aşkın Şizofrenik Hali
  • Tehlikeli Oyunlar
  • Ciğerdelen
  • Beş Şehir
  • İshak
  • Hanımların Dikkatine
  • Gurur ve Önyargı

Beğendiği kitaplar 169 kitap

  • Fahim Bey ve Biz
  • Tehlikeli Oyunlar
  • Beş Şehir
  • Ciğerdelen
  • İshak
  • Alınyazısı Saati - Şiirler IX
  • Dünya Lekesi
  • Karabatak Dergisi Sayı: 49
  • Dünya Ağrısı
  • Karabatak Dergisi Sayı: 48

Beğendiği yazarlar 15 kitap

  • Şafak Çelik
  • Gabriel Garcia Marquez
  • Necip Tosun
  • Anton Çehov
  • Cemil Meriç
  • Sait Faik Abasıyanık
  • A. Ali Ural
  • Naime Erkovan
  • William Shakespeare
  • Karabatak Dergisi