Düşünürsün. Sonra araştırırsın. Tüm öğrendiklerini harmanlarsın. Çelişkileri ayıklarsın. İnançlarını sorgularsın. Doğrularını çürütürsün. Zaman içinde yollar ararsın. İlerledikçe korkular yok olur, kaygılar kaybolur. Tabular yıkılır. Öğretilmişlikler anlamsızlaşır. Yüklerin hafiflemeye başlar. Yaşanan her ne varsa normalleşir. Olabilirliklerin çoğalır. İmkansız olanlar sıradanlaşır. Ve bir hiçliğe doğru ilerlersin. En son adımda bu hiçlik durumunun en derin huzuruna varırsın. Orada hiçbir kural, inanç, ahlaki değer, korku, beklenti yoktur. Ve kendi doğrularını inşaa etmeye başlarsın. Saygı, sevgi, hoşgörü, duyarlılık, merhamet, yaşama hakkına saygı, insan,doğa ve hayvan haklarına saygı, eşitlik, adil olma, yetinme, yardım etme, bağışlama, sahiplenme ve daha bir çok erdemi benimser ve bunları yalnızca kendin olma öz saygısı ile hayatın buyunca uygular, inanır ve yaşarsın. Tüm bunları yaparken de kimseye kendi doğrularını dayatma gereksinimi duymazsın. Ve hayatını anlamlı yaşar, huzurla bitirirsin.