Bir şehri terk etmek, sadece sokaklarından, binalarından ya da kalabalığından uzaklaşmak değildir. Asıl terk ediş, o şehirde bıraktığın anılara, yarım kalmış cümlelere ve artık sana ait olmayan bir ‘sen’e veda etmektir. Her köşe başında bir hatıra saklıyken, adımlarını geriye bakmadan atmak kolay değildir. Çünkü insan en çok, alıştığı gökyüzünü, tanıdığı sessizliği ve adını bilen rüzgârı özler. Ve bazen bir şehirden gitmek, aslında orada kalan kalbini geride bırakmayı öğrenmektir.