Şöyle devam ediyordu o öykü:
Bilirsiniz, dostluğundan emin olduğunuz insanlar sizden hep çantada keklik muamelesi görür. Onlar nasıl olsa vardır. Peşinden koşmasanız da olur.'
Evet, öyle... Ben hep vardım senin için. Koşma- san, aramasan da hep bıraktığın yerdeydim. Tıpkı bu öyküdeki gibi, sen ne zaman dünyaya ölü balık gibi baksan, seni denize atar, suya kavuşturmayı bir ödev sayardım.