Pataanii, Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
 30 Nis 01:46 · Kitabı okudu · 15 günde

Seri kitaplara başlarken yaşadığım sıkıntıyı Dikenler ve Güller sarayına başlarken de yaşadım. (Her ne hikmetse Başlarken sıkıntı ettiklerim sonrasında en sevdiklerim haline geldi.)
Hikayenin başı ve peri diyarına gittiği ilk anlarda (çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir durum) bir türlü verilmek istenen duygunun içine dahil olamadım. Evet, bir şeyler var ve kendini okutturuyor ama devamı nasıl olacak diye merakta ettiriyor. Tamlin' i seviyorum. Ryhs'ı ve onunla yaşanacakları da merak ediyorum. Sırf Feyre Tamlin' den vazgeçecek ve Tamlin'i kötü gösterecek diye kitabı yarıda bırakmayı dahi düşündüm. Feyre' nin iyiliği için Rhys' ın önünde diz çöken Tamlin görüntüsü aklımdan çıkmıyor.

Feyre ne zaman insan diyarına dönüş yaptı; işte olaylar bundan sonra çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Olaylar zincirinin bir yerden sonra açıklığa kavuşması için 350 sayfa mı bekletilmek gerekiyordu? Ah Tamlin ah ne fedekarlıklar yapıp, nelere göğüs germişsin? Son 150 sayfa da dişlerimi sıkmaktan ve nefesimi tutmaktan tükendim resmen...

Feyre mükemmel bir karakterdi. Kalbimi defalarca kez paramparça etti. Son zamanlarda okuduğum en harika kız karakterinden biriydi. Verdiği kararlar, içine gömdüğü istekleri ve bastırdığı hisleriyle kitabı kendisinin ağzından okumaktan muazzam keyif aldım. Diğer bakımdan kitap karar veremeyeceğiniz kadar çok harika erkek karakterleri barındırıyordu. Rhysand karakterinden önce nefret ettim ama yazar onun içini bize gösterdikçe ikinci kitapta onu okumak için bile sabırsızlanıyorum. Kitabın kurgusu son 100 sayfayla gönlümü fethetti ve muazzamdı. 

Tess'in Gözyaşları - Gözden Kaçanlar
Madde 1:
Q'nun Tess'in gözyaşlarını yalaması.
(Dikenler ve Güller Sarayı'nı okuyanlar bilir ve akıllarına direkt Rhysand gelir. )

Leyla yüksel, Hava Uyanıyor'u inceledi.
14 Nis 01:53 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Merhabalar‍️ hep dediğim bir söz vardır: "hiçbir şeyden korkmadım, yeni bir seriye başlamaktan korktuğum kadar." Diye uzun zamandır bu cümlenin acısını derinliklerimde hissetmemiştim Hava Uyanıyor'u okuyana kadar.

(DİKKAT BURADAN SONRASI AĞIR FANGİRLLÜK İÇERİR!)
 Vhalla sen nasıl bir karakterdin! Nasıl akıllıydın, nasıl mantıklıydınmantıklıydın nasıl güzel seviyordun, nasıl güzel bir kalbin vardı.
Ve Aldrik sen Benim kalbimin aşkısın, gözlerimin nurusun, bana biraz Rhysand gibi geldin ama olsun.. ketumluğun, sevmene rağmen aptal bir aşığa dönüşmemen çok güzeldi.
FANGIRLLÜĞÜM BURADA BİTMİŞTİR!
Yazarın anlatımına ve dilinin akıcılığına bayıldım, yani yeni yaratılmış evrenleri okurken ister istemez bir adaptasyon dönemine giriyorum ve bu süreç benim için zor olursa kitabı bırakıyorum fakat bu öyle değildi. O kadar güzel, o kadar sıkmadan anlatmış ki anlatımının güzelliğine ağlayabilirdim o kadar yani.
Tabi benim canımı sıkan şey anladığım kadarıyla seri tamamlanmış ve yine anladığım kadarıyla ara seri dahi çıkmış olmasına rağmen diğer kitaplarının çevrilmemiş olması! Hoş yakın zamanda @yabanciyayinlari ikinci kitabı çıkaracakmış ama olsun, gönül bu dayanamıyor. Deli gibi pinterest'a "Vhalla and Aldrik" yazdığım, çıkan fotoğraflara deli gibi hayran olduğum bu kitabı mutlaka ama MUTLAKA alıp okumalısın. Sende diğer kitaplar çevrilmeden oku ki bu acıyı tek başıma yaşamayım.

Kitaba puanım:5/5⭐⭐⭐

Selin, Kanatlar ve Küller Sarayı'ı inceledi.
28 Mar 10:05 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 7/10 puan

-Kitaba laf ediyor diye yorumu okumayı yarım bırakmamanız önerilir.-
Hatırlayacağınız gibi ikinci kitabı Feyre'nin biricik "Tamlin'ine" geri dönmesiyle bitirmiştik. Bu kitaba da kaldığımız yerden devam ediyoruz. Feyre ikinci ve üçüncü kitap arasındaki kısa zamanı, Tamlin ve Bahar Sarayı ahalisine karşı incinmiş yaralı ceylanı oynarken aynı zamanda planını ilmek ilmek işleyerek ve en sevdiği arkadaşı Lucien'e laf sokarak geçiriyor. Tabii Ianthe için düşündüğü acı dolu planlardan hiç bahsetmiyorum bile.

İlk kitaptan beri Tamlin'i sevmediğimi herkes bilir. Bu yüzden ilk bölümleri okumak benim için tam bir eziyetti. Sünepenin adı geçtikçe sinirim bozuluyor ay. Kitabı İngilizce okurken Feyre'nin yaptığı resimleri ballandıra ballandıra anlatması ve Tamlin beni krizlere soktuğundan o zaman bu bölümleri atlamıştım. Şimdi dönüp bakınca keşke atlamasaydım diye düşünüyorum çünkü bu bölümleri okuduktan sonra fark ettiğim önemli bir şey oldu. Tamlin, nasıl desem... biraz pasif kalmıştı. Tabii hala aşırı sinir bozucu bir sünepe ama DvGS ve SvÖS'deki Tamlin ile alakası yok. Bazı bölümlerde arada adı geçmese karakterin orada olduğunu unutuyordum. Tamam, Feyre gittikten sonra harap oldu, geri gelince ona söz verdi falan filan ama bu Tamlin bizim Tamlin değil ki. Aslında bakacak olursanız çoğu zaman Feyre'nin yanında olup olmamasını bile sallamadı. Yazar o bölümlerde Ianthe ve Lucian gibi yan karakterlerin hikayesini öne çıkarmak ve sürekli Feyre'yi vurgulamak istemiş tamam ama Tamlin'i çok geriye itmiş be arkadaş! Yani karakteri o kadar pasif bir duruma getirmiş ki, kitabın bir yerinde kızgın bir şekilde çıkıp geldiğinde o kızgınlık aşırı havada kalıyor ve sanki karakterler altı yaşında bebeler de kim ebe olacak ona karar veremiyorlarmış gibi bir hava oluşuyor.

Feyre'yi vurgulamak demişken... Ben kendisini aşırı abartılmış ve doldurulmuş buluyorum. Yazar karakteri göklere çıkartıyor ama altı boş. Böyle güçlü kadın karakter mi olur?.. Kitapta gelecek vaat eden o kadar çok karakter var ama yazarımız tutturmuş Feyre diye sürekli aynı cümleleri ve olayları ısıtıp ısıtıp önümüze sunuyor. İkinci kitapta okuması birbirinden zevkli karakterler tanıdık ve yazar bize bu karakterlerle ilgili bir sürü şey vaat etti ama asla ve asla o vaatler yerine gelmedi. Cassian'ı bu kitapta daha fazla gördük ve yazar onu öne çıkartmak için bir noktada uğraşmış. Amren'de kısmen kitabın çoğunda vardı, ona tamam ama peki ya Az? Mor? İkinci kitapta Morrigan değince insan kraliçeler nasıl şekil değiştirmişti? Bu kitapta ise bu gibi olayların asla altı doldurulmuyor. Potansiyeli bu kadar yüksek olan karakterler arasında sadece Feyre ve Rhysand'a ama özellikle Feyre'ye yatırım yapmak... Pek akıl karı değil ya.

Kanatlar ve Küller Sarayı'nda aramıza bir sürü yeni karakter katılıyor. Bunların birkaçını hemen seviyor, anlıyor ve aramıza alıyoruz ama çoğu... yine bağ kuramadığımız bir ton karakter. Hakkını yiyemem, yazar cidden güzel karakterler yaratmış ama bize bunları sunmayı beceremiyor...

Kitabımızın ana karakteri Hybern Kralı'na gelirsek de, bu adamın ve halkının yıllar boyunca sefillik içinde yaşadıklarını biliyoruz ama aslında bu adam neden saf kötü? Tahmin edeceğiniz gibi bu sorunun da cevabı yok.

İster inanın ister inanmayın ama ben gerçekten üzülüyorum. Kitabın potansiyeli karşında gözlerim kamaşıyor ve bu potansiyelin böyle harcanmasına da kalbim dayanmıyor. Sarah, istediği sahneyi çok iyi bir şekilde yazabilen bir yazar. Feyre, Gökkuşağı'nı savunurken kusursuzdu mesela. Ya da Rhysand Feyre'ye hikayesini anlatırken Rhys'ın çektiği bütün acıları biz de çekmedik mi? Bunları böyle yazabiliyorsun da bu kitabı, karakterleri neden heba ediyorsun?..

Bütün bu söylediklerimi kenara bırakırsak - korkmayın bunlar kitabın en fazla yarısı eder, o da en fazla ama- Kanatlar ve Küller Sarayı gerçekten eğlenceli bir hikayeydi. Okurken kahkahalara boğuldum bazen çok hüzünlendim - yani ilk okuduğumda tabii. Çünkü olayları filan biliyordum hehe- ama her zaman mutluydum. Bu kitabın son zamanlardaki mutluluk kaynaklarımdan biri olduğunu söylemem yanlış olmaz bence. Umutsuzdum ama kitaptaki bazı şeyler bana umut verdi. Ayrıca kitabın bazı yerlerinde Kısrak kelimesi geçiyordu, ee bilirsiniz çok severim

Ayrıca bizim gibi tatlı fangirl ve fanboylar için yazılmış harika sahneler vardı. Bknz: Rhysand'ın içinde olduğu sahnelerin %93'ü, Cassian ve malum kişinin sahneleri, toplantı sahnesi falan filan. Bu liste uzar gider.

İkinci kitabı okurken fark etmemiştim ama Feyre'nin gelişimi beni kalpten etkiledi. İlk kitaptaki itaatkar Feyre'den Gece Sarayı Yüce Leydisi'ne çok güzel bir geçiş yapmış. Karakter gelişimi beni şoka uğrattı. Rhysand'ın Feyre'ye ruh kattığını ve ona "Hayır." demeyi öğrettiğini söylesem yalan olmaz sanırım.

Ayrıca Feyre'nin Gece Sarayı'na geri dönüşü... Çeviri olmadan daha da güzel olabilirdi ama neyse.

Rhysand... Kitaptaki en iyi karakter derinliğinin onda olduğunu söylemesem yalan söylemiş olurum. Cassian ve Azriel'ı ne zaman tehlikeli bir yere gönderecek olsa bir kaç saniyeliğine öyle hüzünlü hüzünlü duruyor ya, içim gidiyor be çünkü biliyorum neler düşündüğünü. Her ne kadar gerektiğinden de fazla fedakar olsa da Rhysand'ın bıraktığı etki bir başka. Az-Cass-Rhys üçlüsü çok ayrı bir alem zaten. "Keşke yazar, Feyre'yi bırakıp biraz da onları yazsaymış! " demediğim zamanın sayısı çok azdır.

Böyle işte. Sevdiğim bir kitap oldu ama yazar karakterlerin değerini bilememiş. Seriye başladıysanız zaten alın okuyun ama ingilizce okuyun por favor. Benim gibi sinir krizlerine filan girmeyin siz de.

Lola Lux, bir alıntı ekledi.
22 Mar 20:34 · Kitabı okuyor

'' Bana kimsenin bilmediği bir sırrını söyle Gece Lordu, ben de sana kendi sırrımı söyleyeyim. ''
Acaba karşıma hangi korkunç gerçek çıkacak diye kendimi hazırlamıştım ki Rhysand, '' Yağmurlu havalarda sağ dizimin ağrısını durduramıyorum. '' dedi. '' Savaş'ta incitmiştim; o zamandan beri ağrıyor. ''

Sis ve Öfke Sarayı, Sarah J. Maas (Sayfa 211)Sis ve Öfke Sarayı, Sarah J. Maas (Sayfa 211)
Deniz, Sis ve Öfke Sarayı'ı inceledi.
05 Mar 19:20 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı okuyunca neden bu kadar bekledim diye sordum kendime.NEDEN ?? Kitabin başları durağan gelse de bu yazarın romanları nda öyle birşey var ki kendinizi alamıyorsunuz.Bitirmek icin sayfalar ard arda çevriliyor.Bu kitabi ilkine gore cok daha fazla sevdim.Her kitap ayri guzel ama RHYSAND konulu bir kitap ne kadar kötü olabilir ki Feyre'nin gucune,Rhys'in merhametine ve daha dahasina herseye hayran kaldım. Yeri geldi ağladım yeri geldi güldüm fakat kitaptan cok zevk aldım. AKLINIZDA SORU ISARETI VARSA MUHAKKAK ALIN diyorum.Cok guzel bir seri diger kitabi okumak icin can atiyorum :)

Gamze Sel, bir alıntı ekledi.
01 Mar 11:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ademelması kalkıp indi. "Ve sen de Gece Sarayı Yüce Leydisi'nin?"
"Ha şunu bileydin."
Kanım dondu. Arkamda yayvan yayvan konuşan bu ses...
Beni saran, uyandıran bu koku.
Arkamı döndüm.
Oturma odasının kemerli girişine sırtını vererek kollarını kavuşturan, kanatları ortalıkta görünmeyen, tertemiz siyah ceketi ve siyah pantolonuyla Rhysand.
Ve o menekşe gözler benimkilerle buluştuğunda, yüzündeki tanıdık yarım gülümseme kaybolup giderken...
Yüzüm buruştu. Dudaklarımdan küçük, çatlak bir ses döküldü.
Rhys hemen yerinden fırladı ama bacaklarım çoktan pes etmişti. Dizlerimin üstüne çökerken neyse ki antredeki kilim darbenin bir kısmını emdi.
Geçen onca ay içime otururken ellerimi yüzüme kapattım.
Rhys, dizleri dizlerimde, önüme çöktü.
Nazikçe, ellerimi yüzümden çekti. Nazikçe, yanaklarımı ellerinin arasına alıp gözyaşlarımı sildi.
Başımı kaldırıp karşımdaki muhteşem gözlerdeki neşeye, ilgiye, sevgiye bakarken, etrafımızda bizi izleyenlerin olması umurumda bile değildi.
"Aşkım," diye mırıldanıp beni öperken Rhys'in de umurunda olduğu söylenemezdi.

Kanatlar ve Küller Sarayı, Sarah J. MaasKanatlar ve Küller Sarayı, Sarah J. Maas
Selin, Sis ve Öfke Sarayı'ı inceledi.
19 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitabın kapağını kapattıktan sonra söylediğim ilk kelime "Vay be!" oldu. Kitabını beğeneceğime gerçekten ihtimal dahi vermiyordum. Özellikle yine hikayeye Tamlin ile başlamamız ve Tamlin beni uzun bir süre sıktı. Ama ilk kitaba ve bu kitapta hoşuma gitmeyen olaylara - durumlara rağmen Sis ve Öfke Sarayı'nı beğendim arkadaşlar! Yazın bunu kenara!

İlk kitapta bizim aşkı için her şeyi yapan kahraman Feyre'miz (!) aşırı zor ve karmaşık sınavlardan geçip (?) biricik aşkı Tamlin'i (!) ve bütün Peri halkını kurtarmıştı hatırlarsanız. Lanetkıran Feyre... Belki Peri halkının zincirlerini kırmış olabilir ama bunun için kendini o mağaraya zincirlerdi - tabii ki mecazen- ve eğer bu iş Tamlin'e kalsaydı Feyre o mağarada çürürdü... Hani sürekli neden Tamlin'i hiç sevmediğimi soruyordunuz ya, işte bu yüzden. Kendi mutluluğu için etrafındaki herkesi ,o mutluluğun yegane sebebini bile, harcayabilen bencil bir Lord bozmasından başka bir şey değil. Kitabı hala okumamış olanlara spoiler vermek istemiyorum bu yüzden tabii ki her şeyi açık açık anlatamayacağım ama şunu bilin ki; Feyre'nin hayatının emanet edileceği son kişi Tamlin. Hem birinci hem de ikinci kitapta mecazen ve gerçekten Feyre'nin ölmesine razı oldu ve bunun üstüne ilk kitapta bununla ilgili hiçbir şey yapmadı. Yaptığı tek şey; ilk kitapta Feyre ile yanlız kaldığı ilk anda -dağın altında oldukları zamandan bahsediyorum tabii- onunla birlikte olmaya çalışmak oldu. Çünkü o bu kadar sığ ve düşüncesiz...

Feyre'ye ilk kitapta çoğunuzun aksine pek bayılmamıştım ve bu ikinci kitapta da uzun bir süre devam etti. Buna rağmen eğer Feyre'yi tek bir sözcük ile tanımlayacak olsam bu "cesur" olurdu. Her anlamda. Yazar bunu okuyucunun gözüne sokmak için araç olarak cinselliği kullanmış ki bu benim kitapta ikinci sinir olduğum şey idi. - İlki tabii ki Tamlin- Bir yüz sayfa boyunca filan bölümler yatakta başlıyor ve yatakta bitiyor. O yüz sayfa hayatım boyunca okuduğum en sığ yüz sayfaydı. Ama benim Feyre'yi cesur bulmamın sebebi bu değil. Cesur biri çünkü bazen asıl riskin risk almamak olduğunu bazen de yapması gereken şeyin aslında yapmaması gereken şey olduğun biliyor. Sonuç olarak Feyre'yi bu kitapta sevdim. Bayılmadım ama sevdim.


Ayrıca Dikenler ve Güller Saray'ında Rhysand'a sevmediğimi de biliyorsunuz amaaaa... Ya ne diyeceğim biliyor musunuz? Bence siz önce bu kitabı okuyun. Bakın gerçekten, yani Dikenler ve Güller Sarayı'nda ağır ikinci kitap sendromu var. Bunun en iyi örneği Rhys. İlk kitapta aşırı fevri ve abuk subuk hareket ediyordu. Önce klasik boş, kötü karakter mantığı diye düşündüm ama bu yaptıklarının yarısına bile bahane olmadı ama bu kitapta... Bence yazar ya ilk kitabı ya da bunu başkasına yazdırmış. Başka açıklaması katiyen olamaz yani.

Meşhur bir laf var "Bu kitapta #teamrhys ve #teamtamlin yok. Sadece Rhysand var." diye. Hangi düşünür dediyse doğru demiş. Tamlin'i direk çöpe atıyoruz ve Rhysand'ı mutlulukla kucaklıyoruz. Spoiler vermediğimden bu konu hakkında konuşamıyorum. Bu yüzden en iyisi gidin siz kitabı okuyun...

Sevmediğim değil ama anlam veremediğim garip bir olay var kitapta. Yani okuması aşırı zevkliydi ve kesinlikle kitaptaki favori bölümüm orasıydı ama Attor ve adamlarının amacını pek anlayamadım. Yani anladım ama neden sadece bir tane ile sınırlı kaldı ve daha sonra bu olay unutuldu?

Kitabın ortalarından biraz daha önce bir yemek masası muhabbeti var. O muhabbetten bir sürü şey öğreniyoruz. Aslında gerekli bir olay fakat yazar neden her şeyi bir anda vermeye çalışmış onu da anlamadım. Orası bana biraz zorlama geldi.

Bunların haricinde hala Nesta'yı sevmiyorum. Elaine fazla saf, çoğu zaman. Lucien giderek Tamlin'e benziyor. Mor benim için kitabın favori karakteri. Amren ile ilgili hikayeyi merak ediyorum. Azriel'i seviyorum ama bence son kitapta daha çok diyaloğu olmalı. Cassian ise muhtelemen üçüncü kitapta odaklanacağım karakterlerden biri çünkü onunla ilgili o durumu hemen öğrenmem lazım. Bir de Velantis şu "genç-yetişkin- fantastik" türünde görüp görebileceğiniz en güzel kurgu şehir sanırım.

Selin, Dikenler ve Güller Sarayı'ı inceledi.
 09 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 4/10 puan

Öncelikle, Sarah'yı George R.R.Martin ile karşılaştıran arkadaşları kınıyor ve onları iki yazarın kitapları okumaya davet ediyorum. Eğer DvGS'yi bu gibi yorumları feyzalarak satın almayı düşünüyorsanız, düşünmeyin derim!
Kitabı sevmek için çok uğraştım. @starguncesi bu çabama baştan sona kadar tanık oldu.
Aleyna kitap bana ilk anlattığında "Vay periler mi?" filan değip gaza gelmiştim ama işte... Feyre'nin bana güçlü bir karakter olacağı söylendi ama ben bu güce pek sık rastlamadım. Kitabın akışından olsa gerek, daha çok Clary'nin biraz daha akıllı -birazcık ama- versiyonu gibi geldi. Ayrıca Feyre'nin neden çıplak gezdiğini de öğrenemedim... Öğrendiğimde kitapda yoktu. Bir puan da buradan kırdım. Tamlin'e, kitabın başında en mantıksız ve komik - Tabii ki iyi anlamda değil!- davranan karakteri kupasını vermiş ve sinir olmuştum. Kitabın sonlarında bu davranışlarını iki katına çıkararak kendisinden hiç hoşlanmadığımı tescillemiş oldu.
Şimdi kitapta ahım şahım sevdiğimi karakter var mı diye bakıyorum. Iıı yok... Hayır yani Rhysand bile o kadar tutarsızdı ki az kalsın kendisine de ikincilik kupasını veriyordum. Yok hayır üç, belki de dört... Kitapta mantık hataları o kadar çoktu ki, en mantıksızını seçemiyorum bile!
Kitabı okurken birkaç arkadaşımla konuştum; bana kitabın aslında içinde çok bir şey barındırmadığını -yani boş olduğunu söylediler ve ikinci kitabı okuduktan sonra Dikenler ve Güller Sarayı'nın çoğu yerinin kendilerine biraz gereksiz geldiğini de itiraf ettiler. Yani işin aslı kitabı beğenenler bile aslında kitabı tam anlamıyla beğenmemiş.

Bana sorarsanız, kitabın bazı yerleri sadece yazılmak için yazılmıştı. Mesela iki karakter baş başa kalıyor. -Feyre ve eşlikçi olarak Tamlin, Lucien ya da Rhys'den biri - Ne güzel karakterler arasındaki bağ işliyor diyorsun, sonra öbür bölümde o bağ kesiliyor ve iki-üç bölüm sonra karakterler bunu birbirinin başına kakıyor. Ayrıca bana, yazar olaylara - asıl olaylara- nasıl başlayacağına karar verememiş gibi geldi.
Çünkü mantık hataları kurgunun temelinde var ve yaklaşık bir elli sayfadan sonra gözümüze batar hale geliyor. Sonuç olarak kitabı beğenmedim. Kitabın fazla abartıldığını düşünüyorum. İkinci kitap elimde var ve kitabı kesinlikle beğeneceğimi söylüyorlar ama ben o kadar da emin değilim.