buketkolayoglu

buketkolayoglu
@riddleslibrary
10/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 10:26
#seriyorumu • Şu ana kadar okuduğum en iyi serilerden biriyle geldim bu sefer! Bakın o kadar iyiydi ki yani kelimeler yetersiz kalacak ama müthişti. Her kitabın sonu öyle bir şaşırmacayla bitiyor ki anlatamam... Sürekli entrikalarla dolu olan, distopya/ fantastik tarzında bir seriydi VE MÜKENMELDİ. İlk kitap normal bir şekilde ilerlerken sonunda bir olay oluyor ve "NEEE!!" diye kalıyorsunuz. İkinci ve üçüncü kitabın başları ciddi anlamda sıkıcı geçiyor ama bir süre sonra o heyecanlı yerlere geliyorsunuz. Ama son kitap... Son kitap beni o kadar üzdü ki yani sevdiğim bir karaktere çok üzüldüm. Taraf tutma mevzusundan dolayı üzüldüm aslında yani diger tarafı tutsaydım böyle olmazdı ama başından beri içimden gelen karaktere güvenmiştim ve aşırı kırıldı kalbim. Karakterlerin özellikleri çok iyi yazılmıştı yani mesela Evangaline karakterinin o dış görünüşü ve ona göre davranışı falan çok yaratıcıydı. Sonsuza kadar övebilirim bu seriyi ama hem buraya sığmaz hem de youtube videosuna saklıyorum detaylarını o yüzden konusuna geçelimm. • SERİNİN KONUSU • Bu evrende kanın rengi, varoluşun biçimini belirlemektedir. Doğaüstü yeteneklerle donatılmış Gümüşler, köle gibi çalıştırdıkları ve savaşta ölüme gönderdikleri Kızıllara hükmetmektedir. Kurgunun temelinde gümüş-kızıl çatışması yani bir ırk savaşı yerleştirilmiş ama olaylar sadece bundan ibaret değil tabii ki. Yoksul bir Kızıl kasabasında yaşayan Mare, talihsiz olaylar sonucu bir Gümüş sarayında çalışmaya başlar. Ancak kendisinin bir "Yenikan" olduğunu, hem kızıl hem gümüş olduğubu öğrenince her sey değişir. Yalanlar üzerine kurulu bir düzende Kızılların Gümüşlere, bir prensin diğer prense ve Mare'nin kendi kalbine karşı mücadele ettiği bu tehlikeli oyunda tek mutlak gerçek, ihanet. Gerçekten bu seriyi tanımlamak için sadece
Savaş FırtınasıVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2018756 okunma
Reklam
7/10
·336 syf.··
2021 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 12:55
#seriyorumu • Selamlaar! Bugün size çerezlik bir seri yorumuyla geldim. Serinin ilk kitabı olan Siyahın Buruk Tebessümü'nü tam bir yıl önce okumuştum ve dün de ikincisini bitirdim. Serinin yazım dili olsun, konu işleyişi olsun çok akıcıydı. (Bu sebeple çerezlik diyorum ama konusu hiç kafa yormayacak türden değildi) Seriyi okurken bazı yerlerde klişe seziyorsunuz ama o sahneler artık hepimizin aşina olduğu olaylardı. Ayrıca sanırım bu kitabın ana karakteri olan Ezgi, yazarın "Solucan" serisindeki bir karaktermiş. O seriyi okumadan okudum bunları ve hiçbir eksikliğini hissetmedim ben. Her neyse kitaba geri dönecek olursam; Ezgi'nin yaşadıklarının ne kadar acı verici şeyler olduğunu eğer empati yeteneğiniz varsa anlayabilirsiniz. Kıza yapılmayan şey kalmamış resmen! Dediğim gibi ilk kitabı 1 yıl önce okuduğum için ondan çok bahsedemeyeceğim ama *spoilersız olarak ikinci kitaptan bahsedebilirim. Bu kitapta Ushan ve Ezgi'yi daha sık görüyorduk. Bana biraz 13 reasons why dizisini hatırlattı ama sırf intihar girişimlerinden dolayı yani ortada kaset falan yok o dizideki gibi. Sonu mutlu biten ama içinizi buruk bırakan bir seriydi. Eğer bu tarz, hafif klişe ama etkileyici, çerezlik bir seri istiyorsanız Kayıp serisi'ni alabilirsiniz • SERİNİN KONUSU • Türkiye'nin en genç ve ünlü yazarlarından biri olan Ezgi Çora, geçirdiği trafik kazası sonrasında yaklaşık altı ay boyunca komada kalıyor ve uyandığında son üç yılına dair hiçbir şey hatırlamıyor. Önceki yıllarda yaşadığı olaylar dolayısıyla kkul ortamında gayet sessiz ve içine kapanık biri gibi aslında Ezgi. Ama zihninde kendi sesi dışında başka iki kişinin daha sesi duyuluyor. Grimsil ve Maviris. Sosyal medyada kendi kimliğini saklayarak birileriyle mesajlaşıyor. Bazılarıyla Grimsil olarak, bazılarıyla Maviris, bazılarıyla ise
Mavinin Küçük VedasıZeynep Sey · Ephesus Yayınları · 2019613 okunma
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2021 07:59
Selamlar! Uzun süredir gördüğüm ve merak ettiğim Kendine Ait Bir Oda'yı sonunda okudum. Birkaç kişiden "yazım dili zorluyor ama kitap müthişti" gibi şeyler duymuştum. Kitap cidden güzel ama yazım dili beni cok zorlamadı açıkçası. Belki de sadece sabah okumalarında okuduğum içindir bilemiyorum ama bana çok ağır gelmedi. Evet, betimeler bazı yerlerde fazlaydı ama dediğim gibi çok sorun yaratmadı bende. Virgina Woolf'un kitaplarını okumayı çok istiyordum çünkü herkes çok seviyor ve iyi konulara değiniyor. Kendine Ait Bir Oda'da da geçtiğimiz çağlar veya dönemlerde kadınların yerini ele almış. Bazı fikirleri bana zıt düşse de çok katıldığım düşünceleri vardı. Mesela 1.Elizabeth olarak geçen Elizabeth Tudor'u artık hepimiz Altın Çağ dönemi olarak biliyoruzdur. Ben o kadını çok sevdiğimi söyleyemem ki zaten yazar da buraya değiniyor. Onun döneminin sadece ekonomik ve siyasi açıdan Altın Çağ olduğunun, kendisi güçlü ve tek başına ülkeye hükmeden bir kadın olmasına rağmen kadınların hiçbir yeri olmamasından (ama bu sadece Elizabeth için geçerli değil o dönemlerde çoğu yönetim bu şekildeydi) bahsediyor. • • KONU • • Virginia Woolf feminist bir yazar olsa da kitapta çok ılımlı ve düzgün bir dille sadece eşitlikten bahsediyor. Tarihte geçmişten bu yana kadınların neden roman yazmadığını, şiir yazmadıklarını çok güzel aydınlatmış. Erkeklere sağlanan imkanların hiçbiri kadına sağlanmadığını da tabii. 18. Yüzyıla kadar kadınlara ait bilindik bir kitap olmadığını, Jane Austen kitaplarını, Uğultulu Tepeler'i, Jane Eyre'nin başarılarını da bulunduruyor aynı zamanda. Yazmak isteyen kadınlarsa takma erkek ismi kullanmak zorunda kalmışlar sırf eleştiri hedefi olmamak için. 21. Yüzyılda bile hala kızın okumasını ahlaksızlık bilenler var. Hala “sen kadınsın” başlığı altında eleştirilere
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Olimpos Yayınları · 202048,2bin okunma
9/10
·315 syf.··
2021 24. kitabı
Selamlaar! Amerikan gençlik dizilerini, Gossip Girl veya Glee gibi dizileri sevenlerin sevebileceği bir kitap olan Kağıt Prenses yorumuyla geldim. Kitap gayet akıcı ben 24 saati geçmeyecek bir sürede bitirdim. Aralarda konusu gereği bu "Amerikan gençliği" klişeleri vardı bence. Yani normal bir 17 yaşındaki gencin yapmayacağı şeyler vardı ama bu artık alışıldık bir durum olduğu için o kadar da göze batmıyor. Karakterlerin hepsi çok kafa insanlar. Reed, Ella hatta Royal Babası olarak adlandırdığım Callum bile gayet eğlenceliydi. Her kitapta uyarımı yaptığım gibi bunda da yapacağım çünkü sonra söylemedin diyenler oluyor. Kitapta +18 yerler mevcut. Beni rahatsız etmedi ama 300 sayfalık bir kitaba göre biraz fazla yerde mevcuttu yine de. Kimin kiminle olduğu belli değil yani kısacası asoajdkmsfg. Çerezlik, akıcı, üzücü bir olay olsa bile karakterlerin eğlencesi yüzünden sizi gülümsetebilen ve çok sevdiğim bir kitap oldu. Devam kitapları da bir an önce umarım çevrilir cünkü ben ikinci kitaptan spoiler alsam bile Royal Ailesi'nde neler yaşanacağını merak ediyorum. • KONU • Ella Harper, annesi öldükten sonra hayatını sürdürebilmek için annesinin kimliğini kullanarak kulüplerde striptiz yapmaya başlarmış bir kız. Geceleri bu iş ile para kazanmaya çalışırken gündüzleri ise okula gidiyor. Bir gün müdürün odasına çağırıldığında Callum Royal adında bir adam vasisi olduğunu iddia eder ve Ella'yı zorla kendi yaşadığı yere götürür. Çok fakirlikten aklının alamayacağı kadar zenginliğin içine düşen Ella, gönderildiği kolejdeki şımarık kızlarla, oğlanlarla baş etmeye çalışırken bir de Callum'un beş oğlundan ikincisi olan Reed'in cazibesine yenilmemek için uğraşır. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri hiçbir erkek karakterin sert/ kaba davranışlı olmamasıydı. Reed bazen şiddete başvursa
Kağıt PrensesErin Watt · Yabancı Yayınevi · 20211,195 okunma
9/10
·368 syf.··
2021 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 20:19
Selamlar! Normalde fantastik/ distopya türü olarak adlandırılan ama bence içinde polisiye de olan Dört Ölü Kraliçe'nin yorumuyla geldim. Kitabın en başları biraz durağan geçiyor çünkü yazarın yarattığı evren gerçekten farklı ve müthiş. Okurken her detayına kadar ince işlendiğini, ters köşelerle fark edebiliyorsunuz. Fantastik özellikler de vardı, evet ama polisiye bana daha ağır bastı. Cinayetler, bir ülkenin 4 kraliçesi, uyulması gereken yasalar, entrika... Kitabın her bölümünde farklı bir karakterin ağzından okuyoruz ve bu bence daha iyi cünkü karakterlerin düşünceleri, katilin bulunması için epey önemli. Sonu beni şaşırtmadı ama içinde şaşırdığım, "ters köşenin de böylesi." dediğim çok fazla yer oldu. Açıkçası bazı yerleri anlayamadım askajdjaf.  O kadar farklı kurallar var ki tam kavrayamadım bu yüzden ileriki zamanlarda tekrar okuyacağım. • KONU • Quadara ülkesi dört farklı bölgeden oluşuyor. Bunlar; Archia, Eonia, Toria ve Ludia. Her bölgenin kendi kraliçesi var ve ülkeyi tek bir sarayda, Kraliçe Yasası'nı göz önünde bulundurarak yönetiyorlar. Bu yasalar asla değiştirilemeyen ve her kraliçenin uyması gereken kurallardan oluşuyor. Kitap, 17 yaşında olmasına rağmen Quadara'nın en iyi yan kesicicisi olan Keralie'nin saraydan çıkan bir ulağın mesaj kutusunu çalmasıyla başlıyor. Fakat, mesaj kutusuyla ilgili ne Keralie'nin ne de ulak Varin'in bilmediği şey, kutunun içerisinde dört kraliçenin vahşice öldürülüşlerinin kayıtları olduğu. Ve biz de kitapta, Keralie ve Varin'in güçlerini birleştirerek bu korkunç komployu kimin hazırladığını bulma çabalarını okuyoruz. Böyle hafif fantastik, farklı bir evrene ve kurallara sahip olan distopya ve cinayetlerle dolu olan polisiye kurgusu istiyorsanız kesinlikle bu kitaba bakın derim! Dört Ölü Kraliçe 4/5
Dört Ölü KraliçeAstrid Scholte · Yabancı Yayınevi · 2020521 okunma
Reklam