Inej, Kaz'dan başka biri, daha iyi bir insan, daha nazik bir hırsız olmasını istemişti ama o çocuğun burada yeri yoktu. O çocuk bir ara sokakta açlıktan kıvranmıştı. Ölmüştü. O çocuk onu kurtaramazdı.
Koşmaya başladı. Ayakları çabuk, ipekleri tüy gibiydi. Şu anda onlar umrunda değildi. Heleen Van Houden'i üçkağıda getirmişti. Ondan aptal ama değer verdiği bir parçasını çalmıştı. Yeterli değildi -asla yeterli olmayacaktı- ama bir başlangıçtı. Daha nice genelev patroniçesini kandıracak, nice köle tacirini aldatacaktı. Üzerindeki ipekler tüydü. O özgürdü.
"Kumarın sırrı nedir biliyor musun, Helvar?" Kaz sağlam ayağını yerdeki askerin tüfeğinin kabzasının üstüne koydu. Tüfek havalandı. Kaz göz açıp kapayıncaya kadar silahı eline almış, Matthias'a doğrultmuştu. Aslında hiç tehlikede olmamıştı. "Hile."
Pek çok çocuk sana çiçek verecek. Fakat bir gün, en sevdiğin çiçeği, en sevdiğin şarkıyı, en sevdiğin tatlıyı öğrenen bir çocukla tanışacaksın. Ve sana onların hiçbirini veremeyecek kadar fakir biri bile olsa bunun önemi olmayacak; çünkü o seni başka kimsenin tanımadığı gibi tanımak için emek vermiş olacak.Sadece o çocuk senin kalbini kazanacak.