Gör beni.
Yaralarımın içinden çığlık çığlığa olan o küçük kızın gözlerinin içinin dağınıklığını hisset. Uzunca bak ve anla: Şuana kadar nasıl geldiğini, hangi yolda nasıl düşüp kalktığını, ellerinin neden bu kadar çok ölüme itaat ettiğini, neden her adımının uçurum dibinde sallanırken bulduğunu.. Uzunca bir süre anlamaktan çok onu hissederek ve onun yerine geçerek gör dünyayı. Kör oldun değil mi? Tabi bir de lâl oldun kaldın istemsizce o boş anların içinde. Biliyorum şimdi sende ölmek istiyorsun ama istemek yetmiyor. Biliyorsun ki yaşadığın şu hayat zaten zifiri zehir karanlığı tamamen.. Biliyorsun ki bugünler geçse bile yarınlar her zaman acısını hissettirecek sana. Geçmiş bitmeyecek, gelecek geçmişin içinde ölmüş olacak. İyi oku bu satıları: İçim kan ağlarken saat gecenin koynuna yaklaşırken yazıyorum çünkü.
He bu arada ben Lâl : Herkesi güldüren ve şuan göz altları şişen minik ama büyümüş olan o kadın.. Bugün yine içimdeki boşlukta kendime uğradım ve tekrardan öldüm. Gözyaşlarımı bugüne armağan ediyorum ve kendime bir not düşüyorum; Lâl, meğer hala yaşıyormuşsun be kızım :) Kurtulamamışsın yine kendinden’.