Osmanlılar ne Birleşik Haçlılardan çekinirler, ne de yeni bir Aksak Temür Beğ'in çıkmasından telaşa kapılırlardı. Fakat bir Osmanlı şehzadesinin meydana atılmasından büyük huzursuzluk duyarlardı.
Osmanlı ancak Osmanlı'dan korkardı.
Dervişler biraz daha yaklaşınca ne dediklerini anlar gibi oldu: "La ilahe illallah!" diye bağırıyorlar, bunun arkasından bir şey daha söylüyorlardı. Bunun da "Muhammeden Resûlullah" olması lazımdı ama pek benzemiyordu. Deli Kurt dikkat kesildi.
Dervişler biraz daha yanaştılar. O zaman bu ikinci sözün ne olduğu anlaşıldı. Herifler "Baba Resûlullah!" diye haykırıyorlardı. Bu ne biçim Müslümanlıktı? Bu "Baba" kimdi? Deli Kurt o zaman Çakır'a hak verdi.
Bunlar Müslüman falan değil, bir takım delibozuk serserilerdi.
Anası tek başına söyledi:
"Ölüm o kadar güç değildir. Unutmak yamandır."
Babası fısıldadı:
"Asıl ölüm unutulmaktır."
Amcası ilave etti:
"Unutmak da ölmektir."
İsa Bey devam etti:
"Hayat birkaç hatıradır."
Bala Hatun bitirdi:
"Hayat, ölümün başlangıcıdır."