“ yaşıyorum.” dedi delikanlıya, aysız ve kamp ateşsiz bir gece, hurma yerken. “ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. çünkü ben ne geçmişte ne gelecekte yaşıyorum. benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın. o zaman hayat bir bayram, bir şenlik olacak; çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.
her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, her zaman yeni dostlar ediniriz. papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
ne var ki , hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez.