Ahmet Ümit'in beni en hayalkırıklığına uğratan kitabı diyebilirim. Kendisinin Beyoğlunun En Güzel Abisi ya da Kavim gibi kitaplarını ayıla bayıla okumuş biri olarak bu kitap gerçekten hüsrandı benim için. Gerçi bu kitapları okuyalı yıllar oldu emin değilim, anlatımı daha önce de bu kadar basit miydi? Ya da bana mı öyle geldi bilmiyorum. Ilk kısımlarda önce buna takıldım, anlatımın düzlüğüne. Sonra olaylar çok güzel çatışmaya başladı, 50 ila 300. sayfalar arasını ne ara okudum inanın bilmiyorum. Gerçekten elimden bırakamadım kitabı, aksiyonunu çok beğendim. Hiçbir bilginin birbirini tutmaması, verilen bütün ifadelerin birbiriyle çelişmesi beni aşırı eğlendirmişti. Buraya kadar beni rahatsız eden tek şey yazarın durmadan ama hiç usanmadan sürekli aynı şeyleri farklı cümlelerle önümüze ısıtıp ısıtıp koymasıydı. Nevzat'ın monologları, ülke sorunları ve nasihat verme girişimleri kitapta o kadar çok tekrar ediyor ve hem okuma zevkine hem hikaye gidişatına o kadar zarar veriyor ki. Ama kitabın en büyük kusuru asla ters köşe bir kitap olmaması. Bir de şaşırtmadığı gibi kitabın son ve en can alıcı çatışmasının aşırı sönük kalması cidden büyük sorun.
Bu gereksiz monolog ve nasihatler azaltılsa, hikayenin katili ve son çatışması bir daha yazılsa. Belki ufaktan kurguya biraz daha gizem katılsa, gerçekten şaheser olabilirmiş. Çünkü dediğim gibi kitabın ilk yarısı o kadar keyifliydi ki elimden bırakamadım, 2 gün gibi bir zamanda bitirdim. Biraz sırf yazılmak için yazılmış bir kitap olmuş.