Birşey sorucam ya konu Rojava olunca niye insanları susturmaya çalışıyorlar amaç ne konu Türklük, kürtlük değil orada ölen bir insan olm konu Müslüman olmayanlar olunca ( Rusya Ukrayna) hepsi birden ayaklanıyor ki en doğrusu bu ama konu bir Kürt olunca bazi kendini bilmezler kalkıp ordan burdan yorum yapıp susturmaya çalışıyor ne yaşıyorsunuz siz ya
Kimsenin konuşmadığı bir zulmü savunmak cesaret ister
Gerçek şu: Zulümün değeri değil, görünürlüğü konuşuluyor. Yani bir acı ne kadar “trend” olursa, o kadar gündeme geliyor. Medya neyi gösterirse insanlar onu konuşuyor. Doğu Türkistan yıllardır kanıyor ama görünmez kılınıyor. Filistin ise daha görünür olduğu için gündemde. Bu, acının derecesini değil, sadece görünürlüğünü değiştiriyor. İnsanlar çoğu zaman vicdanla değil, kalabalıkla hareket ediyor. Popüler bir zulme karşı çıkmak kolaydır; destek alırsın, yalnız kalmazsın. Ama kimsenin konuşmadığı bir zulmü savunmak cesaret ister. Vicdan değil, imaj öne geçiyor. Bazıları gerçekten mazlum için değil, “duyarlı görünmek” için konuşuyor. Böyle olunca acılar bile bir vitrin malzemesine dönüşüyor. Oysa gerçek vicdan seçici değildir. Doğu Türkistan’daki bir çocuğun gözyaşıyla Filistin’deki, Rojava'daki, başka coğrafyalardaki mazlumların acısı da aynı acıdır.bir çocuğun gözyaşı arasında fark görmez. Çünkü vicdan, kalabalığa göre değil; hakikate göre konuşur.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Rojava onurumuzdur .
Rojava’da hedeflenen Kürt halkının kazanımları, onuru ve haysiyetidir. Bu saldırılar yalnızca bir bölgeye değil, Kürt milletinin varlığına yöneliktir ve insanlık onuruna karşı bir tehdittir. Rojava’nın düşmesi, tüm Kürt halkının kuşatma ve sindirme politikalarıyla karşı karşıya kalması demektir. Halkların eşit ve birlikte yaşamını esas alan Rojava modeli bazı güçleri rahatsız etmektedir. Bu nedenle herkes, ideolojisi ne olursa olsun, hem ulusal sorumluluk hem de vicdani görev bilinciyle bu saldırılar karşısında durmalı ve meşru yollarla Rojava’nın yanında olmalıdır. Sessizlik, hem insanlığa hem de varlığımıza ihanettir.
1000Kitap
Irkçılığa dair…“Onlar da insan”…
Son günlerde Suriye’de katledilen Kürtler hakkında ardı ardına paylaşımlar yapılıyor. Ancak bu paylaşımlarda dikkatimi çeken rahatsız edici bir ifade var… “Onlar da insan, bunun ırkı olmaz.” Farkında olmadan yapılan bir ırkçılık bu. Çünkü insanlığın zaten ırkı olmaz. Bunu özellikle vurgulamak, acının değerini kimliğe bağlamaktır. Suriye’de çoluk çocuk, kadın, masum insanlar canice katlediliyor. Annelerin feryadı gökyüzünü yırtıyor. Bizimkilerin kurduğu cümlelere bak ne kadar aciz ne kadar ruhsuz… Eğer içinizde zerre kadar vicdan olsaydı, o çığlıklar kulak zarınızı patlatırdı. Ama siz, acıyı cümlelerle küçültmeyi çok iyi biliyorsunuz.…
Bombanın Dili Yok, Ama Sizin Çifte Standardınız Var
Filistin için sokaklara dökülen vicdan, Rojava söz konusu olunca neden susuyor? Bombanın altında kalan çocuğun dili mi sorulur? Enkazdan çıkarılan kadının bayrağı mı kontrol edilir? Ölüm, Arapça mı konuşur; Kürtçe mi ağlar? Bugün Filistin’de yaşanan zulme karşı gösterilen haklı öfke, insanlığın hâlâ ölmediğini gösteriyor. Ama aynı insanlık, Rojava’da, Şengal’de, Afrin’de, Kobane’de toprağa gömülürken neredeydi? Eğer acıya karşı duruşumuz kimliğe göre değişiyorsa, bu adalet değil, tarafgirliktir. Eğer zulme karşı sesimiz dinle yükselip dille kısılıyorsa, bu ahlak değil, seçiciliktir. Rojava’da bombalananlar da sivildi. Rojava’da öldürülenler de çocuktu. Rojava’da yok sayılanlar da bu coğrafyanın insanıydı. “İnsanlık” diyorsak, sınırı olmaz. “Vicdan” diyorsak, pasaporta bakmaz. “Adalet” diyorsak, bayrak seçmez. Bugün Filistin’e destek olmak erdemdir, doğrudur. Ama sadece Filistin’e destek olup Rojava’yı görmezden gelmek, vicdanın eksik çalıştığını gösterir. Çünkü zulüm, nerede olursa olsun zulümdür. Çünkü mazlum, kim olursa olsun mazlumdur. Gerçek sınav tam da buradadır: Kendine benzeyeni değil, insan olanı savunabilmekte. Ve belki de asıl soru şudur: Biz adaleti mi savunuyoruz, yoksa sadece kendimize yakın olanı mı?
1000Kitap
Bijî Rojava
Em ê serbikevin!