"Ekonomik icraatların amacı, genel refahı
sağlamak, insanların ihtiyaçlarını karşılamak ve onurlu bir yaşam tesis etmektir. Tekelcilik, hukuken yasaktır. İnsan hakları ve sürdürülebilir gelişme güvence altına alınır.”
Eylül 2013’te TEV-DEM yeni bir süreç başlattı. Etnik köken ve dinden bağımsız olarak istisnasız tüm Rojava halklarının yer alabileceği geniş ve demokratik bir öz yönetimin inşası için çağrı yaptı. Bu çağrı, ayrımcı ve faşist olmadıkları sürece ENKS dâhil tüm siyasi partiler, örgütler ve gruplara açıktı. Önerilen ortak yeni demokratik yönetim olabildiğince çok sayıda sosyal kesimi ve kültürel grubu kapsayacaktı. TEV-DEM dışındaki gruplarla onlarca görüşme yapıldı ve sonuçta örgütlü veya değil elliden fazla Kürt,
Arap, Süryani ve başka halklardan partiler ve gruplar bir araya geldi.
Tabandan gelen halk örgütlenmeleri ile iç içe geçmeyen partiler, terimin klasik anlamıyla politik değildirler. Aslında bu partiler, bürokratik ve katılımcı politika ile katılımcı yurttaşlığın gelişimine karşıdırlar. Gerçekten de politik yaşamın öz birimi, yerel düzeyde kurulan yönetim ve onun parçası olan değişik formlarıyla alt birimleridir.
İD, El-Nusra ve ÖSO bileşenleri Rojava’nın üç bölgesine 2013 yazında yoğun saldırılar
düzenlediğinde ENKS ve PDK-Irak büyük oranda sessiz kaldı, hatta birçok yardımın ulaşmasına bile izin vermedi. Bu yüzden 2013 yazından sonra bu durum TEV-DEM’de memnuniyetsizlik yarattı. ENKS ve PDK Irak, TEV-DEM’in Rojava için destek almak üzere umutsuzca kendilerine başvuracağını ve onların taleplerini kabul edeceğini umuyorlardı. Böylesine bir soğukkanlılık, onların Rojava’nın içinde bulunduğu zor durumu kendi politik amaçları için kullanmaya nasıl da istekli olduklarını yansıtıyordu. Ama bekledikleri olmadı, şoven-cihatçıların saldırıları 2013 yazında geri püskürtüldü ve yeni bir süreç başladı.