"Özgürlüğü elinden alınmış bir hayvan gibi hissetmedim hiç kendimi, başından beri aklımdaki tek şey kaçmak değildi, aksine, defalarca denememe rağmen kendimi dönüştürmeyi başaramayışımın ardından mecbur kaldığım son bir çözümdü bu. Bir başarısızlıktı, boyun eğişti kaçmak benim için."
"Ama insan başka bir yerin var olduğunu bilmeyince kaçmayı hemen aklına getiremiyor. Kaçışın bir ihtimal olduğunu bilmiyor. Önce başkaları gibi olmayı deniyor. Ben de herkes gibi olmayı denedim."
"Babam aynı hafta içinde birkaç defa aynı ödevi yapıp yapmadığımı sorardı. Onun için önemli olan alacağı yanıt değildi, tıpkı annemin okulda günümün nasıl geçtiğini sorması gibi. Soruyu soran da kendisi değildi zaten, üstlendiği roldü, bunu ne kendisi istemiş ne de ona soran olmuştu, bir çocuğun ödevlerini yapmasının daha doğru olacağına dair inanışı içselleştirmişti sadece."
"Söyleminin tutarsız ya da çelişkili olmadığını anlamam için yıllar geçmesi gerekti, o zamanlar sandığımın aksine, haince bir kibirle, ona kendi değerlerimle -kendimi anne babama, aileme karşı inşa ederken edinmiş olduğum değerlerle- uyumlu, zoraki bir tutarlılık yüklemeye çalışan bendim. Tutarsızlık sadece, herhangi bir söylemi ya da pratiği üreten mantığı anlayamayan kişiye görünür."
"Oysa çizdiği yolun -o buna hatalarım diyordu- aksine, kusursuz işleyen bir sistemin gereklerini tam olarak karşıladığını, neredeyse önceden belirli, değişmez kurallara harfiyen uyduğunu anlamazdı. Ailesinin, annesiyle babasının, erkek ve kız kardeşlerinin, hatta çocuklarının ve neredeyse tüm kasabalıların aynı sorunları yaşadığının, hatalarım adını verdiği şeyin aslında şeylerin normal seyrinde akışının kusursuz bir göstergesi olduğunun farkına varmazdı."