İnsanın dünyayla tamamen mutabık olamayışı bana ta derinlerde anlaşılmaz bir şey olarak görünüyordu. Belki bunun için, Tanrı veya herhangi başka bir şey tarafından "sorun çetrefilleştirici" sıfatıyla damgalanmış olduğumdan şüpheleniyordum uzun zamandır.
Herhangi bir kimse -kadın ya da erkek- herhangi bir yaş ya da durumda özgür olabilir miydi? O konuma ulaşmak için yaşlanmak, bir ömrü geride bırakmak ve bu arada tüm imkânları sonuna kadar zorlayarak biraz delirmek mi gerekiyordu? Bunun başka bir çaresi yok muydu?
Hissediyordum, artık zamanı gelmişti. Ama neyin zamanıydı bu gelen, hiçbir fikrim yoktu. Bildiğim şu ki o an, bir an için bile olsa her şey mümkün görünmüştü bana. O yabancı odada hayatımın iplerinin ellerimde olduğu gibi çılgınca bir fikre kapılmıştım ve kanımda bana tamamen yabancı gelen bir özgürlük hissinin ılık ılık dolanmaya başladığını duyumsuyordum. Öylesine beklenmedik ve güçlü bir coşkuya kapılmıştım ki gözlerimin dolduğunu hemen fark etmedim. Sonra kendimi iyice bıraktım ve hıçkırarak ağlamaya başladım.