Tahin Pekmez, bir alıntı ekledi.
Dün 13:26 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Demek evlendin. Evlenmek iyidir. aşk, romantizm evliliğin cicim aylarında çok güzel gözükür ; ama bir de çocuklar gelmeye başlayınca işte o zaman bak sen haline. birine ayakkabı, ötekine pantolon, üçüncüye okul parası vermek gerekir. Tanrıya şükürler olsun ki eşim yarısını ölü doğurdu.

Hikayelerden Bir Demet, Anton Çehov (Sayfa 55 - İlya Yayınevi)Hikayelerden Bir Demet, Anton Çehov (Sayfa 55 - İlya Yayınevi)

Turgut Uyar
1930'un eksik idealizm'i, 1940 realizm'i ve 1950'nin hastalıklı romantizm'i ile bugünün insanını betimlemek mümkün değil.

Ceren Özkurt, bir alıntı ekledi.
22 May 16:02 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tıp, hukuk, bankacılık bunlar hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik? Bunlar ise uğruna hayatta kaldığımız şeylerdir!

Ölü Ozanlar Derneği, N. H. KleinbaumÖlü Ozanlar Derneği, N. H. Kleinbaum
ozge, Koltuktaki Ölü'ü inceledi.
22 May 13:28 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Son günlerde sitede o kadar güzel etkinlikler var ki bende kitaplığımda okunmayı bekleyen kitap sıralamamda bu etkinlikte yer alan eserlere öncelik veriyorum. Böylece hem kitap dostu olan bir çok arkadaşımla benzer yazar ve kitapları okuyup, fikir alışverişinde bulunuyorum, hem de okuma sırası kendiliğinden oluşmuş oluyor. Agatha Christie gençlik yıllarımdan beri keyifle okuduğum bir yazardır. #29346455 etkinliği kapsamında sırada bekleyen ve yine keyifle okuduğum bir kitabı oldu. Yazarın kitaplarında günümüz polisiyesi kadar sürükleyici, kanlı sahneler olmasa da benim için her zaman meraklı, naif bir dedektiflik roman yazarı. Yine bu kitapta da birçok kadın karakter var. Kadınların bu kadar bol olduğu bir ortamda dedikodu, kıskançlık ve romantizm de bolca yer alıyor.( Gerçi erkeklerin de dedikodu sevmediği söylenemez.) Yazarın kitaplarında işlediği ve yaşadığı dönemin izlerini taşıyan İngiliz yaşam biçimini seviyorum. Bazen yapay gelse de naif ilişkiler var. Genelde de karakterler arasındaki diyaloglar hafif tebessüm ettirici. Katil kolay bulunmasına rağmen sonuna kadar merakla ve keyifle okudum. Bunda Belçikalı dedektifin olayları nasıl bağlayacağının etkisi de büyüktü. Neymiş yediğine ,içtiğine dikkat edecekmişsin Günümüz polisiyesine göre basit ve sade olsa da istisnasız zekası ve muzipliği ile Agatha polisiyenin kraliçesi . Ancak kafama takılan ve eksik bulduğum bir noktayı paylaşmadan geçemeyeceğim . Bundan sonrası ipucu içerir. Kitabı okuyan bir arkadaşım varsa cevap verirse sevinirim. Kitapta 2 ölü var ve felçli olan Laura Welman nasıl ve kim tarafından öldürüldü? Bu konuya dikkat çekilmeye çalışılmış ama bağlanmamış . Olmadı Agatha abla ya beni meraklarda bırakıp gittin. Agatha gibi zeki ve esprili insanların sayısı umarım fazla olur.

, Kralın Kafesi'ni inceledi.
22 May 00:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kitap Mare'in biraz çözüldüğü ve ısındığı bir kitap oldu. Sonunda Cal'le yakınlaştılar. Tabii romantizm sever olarak biraz daha olsun isterdim ama bir aşk romanı olmadığı için daha fazla olamazdı. Maven'ın Mare'i tutsak edip yaptıklarıyla başlıyor kitap. Ona olan takıntısını da görüyoruz böylece. Maven'a acıdığım tek kısım bu. Hâlâ onu gerçekten sevdiğini düşünenlerdenim. Sonrasında elinden kurtuluyor ve yalnız olmadığını, çevresindeki insanları o zaman anlıyor ve onlara ısınıyor. Egoist tavrını sonunda bırakması beni mutlu etti. Darbe sahnesinde Maven'ın ölmesini bekledim ama o zaman çok basite kaçardı. Yine de sonsözde Cal tacını seçince ben de Mare gibi üzüldüm. Son kitabın çevrilmesini bekliycem artık.

Ferda Çalışır, Kötülük Çiçekleri'ni inceledi.
19 May 07:56 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · Puan vermedi

Charles Baudelaire, hayatındaki trajik olayları şiirlere bu denli başarılı aktaran sayılı ve hayran kalınası şairlerdendir. Gerek klasik geleneğe, gerekse egemen çağdaş zihniyetlere karşı isyanı ve gerçekliğe kafa tuttuğu imgelemi, zamanında şiirlerinin yasaklanmasına kadar varan düşmanlıklar uyandırır. Kötülük çiçekleri kitabına aktaracak olduğu şiirleri 1846'dan sonra kaleme alır fakat içindeki altı şiir kamu ahlâkına aykırı bulunduğu için Baudelaire hakkında dâvâ açılır bunun nedeni kitaptaki şiirlerin ana konusu genel olarak erotizm, melankoli ve şeytan üzerine olduğu için fakat dahada ötesi Fransa ikinci imparatorluk rejimi döneminde eserin toplumsal değerleri aşağılamasındandır.

Eser gayet başarılı ve bence şairin sanki bohem hayata geçmeden önceki kötü hayatından kurtuluş zaferini anlatıyor, bohem yaşam tarzının güzellikleri sıralanmış dizelere. Güzel ormanların ve duygulu hoş kadınların barındığı bir peri sarayı kurması belkide bunun bir kanıdı. Fakat eserdeki şiirler daha sonra Romantizm temalarından arınıyor ve kentin hüzün dolu anlarını anlatmaya başlıyor sevgili Charles. Devrimcilik-tutuculuk, tensel hazlar-gizemcilik, toplumsal yaşam-içe kapanış, dindarlık-tanrıtanımazlık gibi karşıtlıkları sınırsız bir içtenlik ve çarpıcılıkla işleyerek farklı yaklaşımda bulunuyor şiire.

Beyza D, bir alıntı ekledi.
18 May 15:23 · Beğendi · Puan vermedi

Tıp, hukuk, bankacılık bunlar hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik? Bunlar ise uğruna hayatta kaldığımız şeylerdir!

Ölü Ozanlar Derneği, N. H. Kleinbaum (Sayfa 36 - Bilge kültür sanat)Ölü Ozanlar Derneği, N. H. Kleinbaum (Sayfa 36 - Bilge kültür sanat)
Gülcan Bülbül, Asabi Kocam'ı inceledi.
17 May 21:42 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okurken baya eğlendiğimi itiraf etmeliyim. Ormantik olan bir ben, bu kitaptan sonra kendimi rımıntik hissetmeye başladım. Şaka tabi hala odunum. Hikaye de zaten benim gibi odun olan arkadaşlara hitap ediyor. Mıç mıç romantizm yok. Romantik komedi diyebiliriz.
.
Yazarın değişik bir espiri anlayışı var. Neyse konu: Mahir zibidisi, arabasını çiftliğine doğru sürerken yolda bir ayıya çarptığını zannediyor. Ama karşısına, güzel mi güzel ama deli gömleği giydirilmiş bir adet Hera çıkıyor... Üstelik Hera her fırsatta ona "yüce Zeus! " "kocacığım Zeus'um" diyor... Vah Mahir Vah "çattık belayı. Zeus kim ulan!! " ve Mahir kaçıyır, Hera kovalıyor. Sonra olan oluyor...
.
Hera adındaki bu deli kadın, Mahir'in namusunu kirletip üstelik hamile kalıyor. Valla öyle.. Ben böyle kuduruk bi karekter görmedim. Resmen Mahir'e zorla... Neyse Efem sonrasını anlatmıyorum.
.
Hera kim? Gerçekten deli mi? Hastaneden mi kaçıyordu? Madem Hamile kaldı, Zeus pardon Mahirle evlenecek mi? Bunları size bırakıyorum... Merak edenler için söylüyorum, Hikayede cinsellik yok. Eğlenmek, aşkı farklı bir bakış açısıyla görmek istiyorsanız, Asabi Kocam'ı şiddetle tavsiye ediyorum.

Berdan Tabar, Çalıkuşu'yu inceledi.
17 May 19:15 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 8/10 puan

Güzel, ne güzel bir romandı...

Öncelikle kitabın türü hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Reşat Nuri Güntekine ait Çalıkuşu eseri romantizm akımının bir eseri. Yani tesadüflere, aşka, duygulara daha çok yer veren ve tabii olarak da bu duyguları size yaşatan bir eser. Kitapla tanışmam, Edebiyat sınavı için belirlenen romanın bu eser olması ile oldu. Her ne kadar karakterleri çok fazla olan bir roman olsa da konusu ve etkileyici cümleleri ile yormadan ve sıkmadan bu sergüzeşti yoğun duygularla okuyucuya geçirmeyi başarmış Reşat Nuri.

Biraz da kitabın içeriğine değinmek gerekirse, kitap subay bir babanın kızı olan Feride adlı küçük bir kızın annesini kaybetmesi ile, babasının bakamayacağını düşündüğü için ( mesleği yüzünden ) İstanbul'da teyzesinin yanına veriyor. Feride bu süreçte Sör Mektebi denen bir Fransız okuluna başlıyor. Ayrıca Feride çok yaramaz, neşeli, hareketli bir kızdır. Bir gün ağaçtan ağaca atladığı için öğretmeni tarafından ona ''Çalıkuşu'' lakabı veriliyor. Çalıkuşu akrabalarına pek yaklaşmayı sevmese de Kâmran adlı teyzesinin oğluyla pek iyi anlaşıyor. Ve bu ilişkinin aşka doğru sürüklenmesi, Feride'nin, Kâmran tarafından ''Sarı Çiçek'' lakaplı Münevver adlı bir kadınla aldatılması, Kâmran'ı içindeki hazin ve buruk hüznü ile terketmesi, Anadoluda öğretmenlik macerasına atılıp bir çok olay yaşamasıyla, bu süreçte bir yandan kimsesiz olmanın üzüntüsü, bir yandan da evlat olarak sahiplendiği Munise'nin ölümü ve tabii ki Kâmran'ı her anında düşünmesiyle akıp gidiyor.

Kitabın son bölümündeki kavuşmaları da çok farklı bir şekilde oluyor. Feride'nin en son öğretmenlik görevi yaptığı Çanakkale'de, Feride'yi kızı gibi sahiplenen Hayrullah Bey'le evlenmeleri, ve Hayrullah Bey'in ölümü ile vasiyet ettiği gidip Kâmranı bulup kavuşmaları gerektiği düşüncesi ile oluyor. Ve iyi ki de böyle oluyor. Beni en çok etkileyen kısımlardan biri de yine kavuşmaları olayının anlatıldığı son bölümdeki, Kâmran'ın şu sözleri;
''Dağlarda ismini bilmediğim bir ot yetişir. Feride, insan, onu daima koklarsa, bir zaman sonra kokusunu daha az duymaya başlar. Bunun ilacı, bir zaman kendini ondan mahrum etmektir. Hatta bazen –sırf o eski güzel kokuyu yeniden bulmak hırsıyla – herhangi bir kokuyu, mesela manasız ''Sarı Çiçeği'' yüzüne yaklaştırır.''

Ne kadar doğru değil mi? Bazen her ne kadar çok seviyor olsak da sırf o güzel kokuyu yeniden bulmak için başkalarına muhtaç duyarız kendimizi. Bu ahmakçadır. Oysa sevdiğimiz insan burnumuzun dibindedir, ve onu sevmemizi bekliyordur...

Herkese hayırlı Ramazanlar, buna mukabele olarak da hayırlı iftarlar diliyorum =)) İyi akşamlar...

Gülcan Bülbül, Külkedisi’nin Zayıflama Hikayesi'ni inceledi.
17 May 15:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ahh lütfen ismi görüp "kesin buram buram romantik bi şeydir" demeyin! Az buçuk romantizm, biraz da mizah, üzerine bir tutam gizem... Ve karşınızda sevgili Aylem'in çok eğlenceli minnoş mini serisi...
.
Aslında pek seri gibi görünmüyor ama Külkedisinin zayıflama hikayesini okumazsanız, Gizemli Erkek Avcısı'nı anlayamazsınız. Birbiriyle bağlantılılar.
.
Size tavsiyem Aylem'in eserlerini bir bardak çayla birlikte tüketin. Çok keyifli oluyor... ;)