"Dünya o kadar hızlı değişmektedir ki, insan artık kendini bu dünyada evinde hissedemez. Bir anlamda, özgürlüğün bedeli yersiz yurtsuzluktur. Onun için nostalji modern bir duygudur. Muhtemelen hiçbir zaman var olmamış eve duyulan özlem."
"Toplumların 'baba' ihtiyacı içinde olabildiklerine ikna oluyoruz da erkeklerin babalarından kurtulma arzuları bizi neden bu kadar az ilgilendiriyor, bu arzuyu bireysel bir mesele mi sanıyoruz? 'Oğulluktan sessizce çekilmeyi bilmek' üzerine düşünmek için şair mi olmak lazım?"
"Kadınlar anne oldukları için ikincil değiller, ikincil oldukları için annelik bu kadar derin bir sorun haline geliyor. Sadece kadınlar için değil, çocuklar için de. Kadınların hayatlarının anlamını yalnızca annelik üzerinden kurabilmeleri, kendilerini ancak çocukları üzerinden gerçekleştirebilmeleri, çocuklara nasıl bir yük, nasıl bir hapishane yaratır? Hiç bitmeyen bu borç, 'analık hakkı' , çocukların hayatını ne hâle getirir?"
"Kadınlar, hangi ideolojiyi benimserlerse benimsesinler, hangi sınıfa mensup olurlarsa olsunlar, kendileriyle aynı ideolojiyi benimsemiş, aynı sınıfa mensup erkeklere göre ikincildirler. Çeşitli biçimlerde şiddete ve ayrımcılığa uğrarlar, baskı görürler, engellenirler, dışlanırlar."
"Kadınlar, birbirlerinde izler bırakırken birbirlerine yurt olurlar. Bırakırken, bıraktıkça. O izler çoğalır, büyür, birbirine eklenir, dünya olur. Yurt olur."