Ben kapıya varmadan Heathcliff çıkageldi. Uzun adımlarla hanıma yaklaşıp onu kollarının arasına aldı, "Ah Cathy ah hayatım buna nasıl dayanabilirim." dedi. Bu sözler dudaklarının arasından dökülürken üzüntüsünü gizleme gereği duymamıştı. Gözlerini öyle büyük bir istekle ona dikmişti ki yaşla dolacak sandım ama hayır kederle yanıyorlardı. Catherine geriye doğru yaslandı birden bire kaşlarını çatarak " Edgar'la sen beni yüreğimden yaraladınız Heathcliff sonra da geliyor, asıl acınacak insan sizmişsiniz gibi dert yanıyorsunuz. Hayır acımayacağım, beni sen öldürdün. Üstelik bu işten kazançlı da çıktın sanırım. Nasıl da güçlüsün, ben gittikten sonra kaç yıl daha yaşamak niyetindesin?"
Heathcliff onu kucaklamak için yere diz çökmüştü, ayağa kalkmaya yeltenince Catherine onu saçından yakalayıp dogrulmasına engel oldu,
"Ölünceye kadar seni yanımdan ayırmak istemezdim." diye devam etti acıklı acıklı.
"Beni unutacak mısın Heathcliff? Ben toprağa girdikten sonra mutlu olacak mısın? Bundan yirmi yıl sonra şu mezar Catherine Earshaw'un, çok önceleri kendisini sevmiştim mi diyeceksin..."
Heathcliff yırtıcı bir sesle " Bu nasıl bir çılgınlık, ölümün esigindeyken bunlar söylenir mi? Bütün bu sözlerin belleğimde yer edinerek sen beni bırakıp gittikten sonra içimi kemirecegini düşünmüyor musun? Beni sen öldürdün derken yalan söylediğini biliyorsun üstelik biliyorsun ki Cathy, seni unutmak kendimi unutmak demektir."