,kâmran:
-eğleniyorsun öyle ki yaramaz? dedi. şimdi görürüz, beraber sallanacağız.
çevik bir hareketle ceketini çıkardı ve müjgân'ın kollarına fırlattı.
çocuklar, eğlenceli bir şey seyredeceklerini anlayıp geri çekildiler. biz salıncağın yanında yalnız kaldık.
kuzenim gülerek:
-ne bekliyorsun feride? dedi. korkuyor musun?
bu sefer yüzüne bakmaya cesaret edemeyerek:
-ne münasebet, dedim ve salıncağa atladım.
ipler gıcırdadı, salıncak yavaş yavaş hareket etti. hareketin sarhoşluğu yavaş yavaş beni sarıyor kendimden geçiyordum. alaycı bir sesle:
-pişman olmaya başladınız mı acaba? diye sordum.
o da, gülerek:
-kimin pişman olacağını görürüz, dedi.
....
bunu kâmran da tekrar etti:
-yeter mi feride?
-onu size sormalı, diye cevap verdim.
-benim için hayır, dedi. müjgân'dan öğrendiğim güzel şeyden sonra, yorulmama imkan yok.
dizlerim birdenbire gevşedi, iplerin elimden kurtulmasından korktum.
kâmran devam etti:
-bunu ümit ediyordum. ben, buraya senin için geldim feride...
-inelim artık, düşeceğim, diye yalvardım.
-hayır, feride, dedi. benimle evlenmeye razı olduğunu ağzından işitmeden seni bırakamam, beraber düşüp ölünceye kadar.,