Sena

5/10
·332 syf.·
Beğendi
·
2022 36. kitabı
Tek kitap üzerinden bu serinin tamamına inceleme yazacağım. Öncelikle bu serinin çevirisi çok kötü. Dex yayınları genel olarak çeviri konusunda pek iyi değil. Belki bu seriyi İngilizce okursanız ya da çeviriye çok takılmam konuya odaklanabilirim derseniz ya da ilk kitabın serinin en kötü kitabı oluşundan dolayı sonuna kadar sabredebilirseniz bu seriyi sevebilirsiniz diye düşünüyorum. Ayrıca bu seri ilk İngilizce okumalarınızı yapmak için de seçebileceğiniz bir seri, çok ileri düzey bir İngilizce gerektirmiyor. Tahereh benim için çok değerli bir yazar ama bunun nedeni kaleminin çok kuvvetli oluşu değil. Serinin ikinci ve üçüncü kitabı sahneler bakımından en iddialı iki kitap olabilir ama beşinci ve altıncı kitabı daha mantıklı yazılmış. Yazar başlarkenki niyeti gibi bu seriyi üçüncü kitapta bıraksaymış yaşadıkları tüm aksiyonun altı boş kalırmış. Yazdığı karakterler çok güçlü olmasına rağmen ilk kitaplarda bu gücü yeterince kullandıklarını ya da temiz bir sonuca ulaştıklarını görmüyoruz. Bu yüzden serinin son üç kitabı benim için ilk üç kitabından daha iyi. Serinin ikinci ve üçüncü kitabı romantik kitap okumayı sevenlere daha çok hitap ederken son üç kitapta distopya özelliklerini daha belirgin görmeye başlıyoruz ve bu içinde bulundukları dünyayı bizim için daha gerçekçi ve daha çabaya değer kılıyor. Yazarın yazdığı tüm karakterleri seviyorum ve çoğu zaman kitabın birçok kişi ağzından anlatılmasını sevmesem de Tahereh'in kitaplarında bu kitabı daha ilgi çekici hale getiriyor. Karakterlerin özünü bozmadan onların büyümesini ve daha iyi bir insan haline gelmesini bize aktarabiliyor. Ayrıca birçok kişinin ağzından anlatılan kitaplarda gerçekten farklı bir kişinin ağzından okuyorum, tek bir kişinin elinden çıkmış gibi hissettirmiyor, karakterlerini gerçekten ayrı ayrı
Bana DokunmaTahereh Mafi · DEX Yayınları · 20242,278 okunma
Reklam
10/10
·728 syf.·
Beğendi
·
2024 21. kitabı
Bu incelemeyi okumamın üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen aklımda kalanlarla yazıyorum. Bu kitapta Acotar evreniyle tekrar tanışıyormuşuz gibi hissettim ama benim için tekrara düşmek gibi hissettirmedi. Kaldığımız yerden daha sakin ama bir sürü potansiyel hikayeyle devam ettik. Nesta ilk kitaplarda benim gerçekten çok nefret ettiğim bir karakterdi. Kitabını okumaya bile tahammül edemem diyordum ama önceki kitapta Cassian ve Nesta'nın potansiyeli o kadar hoşuma gitti ki bu kitaba bir şans vermeye karar verdim. Nefret edeni çok ama bu kitap benim seride en sevdiğim kitap. Nesta için her zaman eğer erkek olsaydı çok sevilirdi diye düşüneceğim. Nesta bence güçlü bir karakter değil. İlk kitaplarda öyle olduğunu sandığımız ama bu kitapta ne kadar güçsüz olduğunu öğrendiğimiz bir karakter. Yavaş yavaş tekrardan kendi gücünü bulan bir karakter. Nesta kendinden nefret ederken de kendini sevmeyi öğrenirken de kendimden o kadar çok parça buldum ki onun duygusal iniş çıkışlarını okumak bazı anlarda benim için zordu. Sanırım kitapla ilgili en sevdiğim şey Nesta'nın asla o mükemmel ana karaktere dönüşmemesi. Olduğu kişiyi bir anda geride bırakıp yaptıklarından arınmıyor, tüm çirkin taraflarıyla kendiyle yaşamayı öğreniyor ve bence bu, bu tarz kitaplarda çok az gördüğümüz bir şey. Cassian ve Nesta ilk tanıştığında beraber olsalar cidden güzel olurlar mı ki, demiştim ve bu kitapta ikisinin ilişkisi benim için Rhys ve Feyre'nin ilişkisinden daha gerçekçiydi. Kitabın en, en güzel kısmıysa Nesta'nın arkadaş edindiği kısımlardı. Gwyneth ve Emerie olmadan Nesta'nın iyileşebileceğini düşünmüyorum ve arkadaşlıklar üzerine yazılmış kitaplar her zaman kalbe daha fazla dokunuyor. Gelecek kitaplarda bu üçlünün arkadaşlıklarını görmek için çok heyecanlıyım.
Gümüş Alevler SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20211,610 okunma