Kayra

Kayra
@rosethorn_
Okumayı bıraktığın gün sonbahardır. Ertesi gün cehâletin kışı başlar.
"sana kahve getirdim" is a love language
Reklam
Yolda olmak… Öyle seyahat etmekten falan bahsetmiyorum, hafif çiseleyen yağmurda bir şeyleri romantize ederek yapılan o yürüyüşü de kastetmiyorum. Yolda olmak. Nereye gidersen git, hep bir yanın eksik kalmak. Bir yere ait olmamak. Tam olarak bir yere varamamak.
Ev neresidir? Ev, doğup büyüdüğün yer midir? Duvarlarını ezbere bildiğin, kapısını gözün kapalı bulduğun bir mekân mı? Yoksa çocukluğunun seslerinin hâlâ yankılandığı bir hatıra mı? Ev, bazen bir şehir değildir. Bazen bir insanın yanında kendin gibi olabildiğin o huzur hâlidir. Maskesiz, savunmasız, olduğu gibi… Hiçbir şey ispat etmene gerek kalmadan var olabildiğin yer. Ev; yorgun düştüğünde sığındığın, Kalbin daraldığında genişlediği, Sessizliğin bile seni incitmediği yerdir. Bazen bir anne duasında, Bazen bir dostun sesinde, Bazen de secdeye vardığında kalbinin bulduğu huzurdadır. Ve insan anlar… Ev, sadece içinde yaşadığın değil, İçinde kendini bulduğun yerdir.
Düşünce
+Sevdiğin biri var mı? -Evet. +Seni seviyor mu? -Evet +Söyledi mi peki? -Hayır. +Nereden biliyorsun? -Her seferinde kitaplarımı geri verirken içine çiçek koyuyor. +O da insanlığı kurtarmak istiyor mu? -Evet +Nereden biliyorsun? -Altını çizdiği cümlelerden!
Duygu ve Düşünce
Bugün şöyle bir yazıya denk geldim;
Gösterişe, abartıya, başka birilerinin etkisiyle sarsılabilen temeli olmayan insan ilişkilerine değil; İnceden yapılan güzelliklere, nazik duruşa, ağır başlılığa ve çıkarsız sevgiye inanıyorum. Kendi halindeliğe, omurgalı duruşa ve arkası dolu cümlelere inanıyorum...
İnsan ve Hayat