Sen düşünme korkağısın küçük adam, çünkü doğru dürüst düşünmek güçlü beden duyumsamalarıyla ortaya çıkar, oysa sen bedeninden korkuyorsun. Birçok büyük adam sana seslendi: Kendi aslına dön! İç sesini dinle, hakiki duygularını izle. Sevgiyi yücelt! Sense sağırdın, çünkü bu sözlerin anlamını ve duygusunu yitirdin.
Sen kendini sefil ve ufak, pis kokulu ve ruhu paramparça ve iktidarsız, sert, katı, cansız ve bomboş hissediyorsun. Bir kız arkadaşın yok ve bir kız arkadaşın olsa, içindeki ‘erkekçik’i kanıtlamak için, onu yalnızca cinsel ilişkiden başka bir şey düşünmezsin. Sen, sevgi nedir bilmezsin. Sen kabızsın, ishal ilacı alırsın. Koku almayı bilmiyorsun, derinden uyuşuk ya da meşin gibi, çocuğunu kucağında duyumsayamıyorsun, işte bu yüzden, ondan sopa yemiş küçük bir köpek yapmak istiyorsun.
Hayatta mutluluk dileniyorsun ama güvence senin için daha önemli. Hatta bunun bedeli, bütün yaşamın boyunca baş eğmek olsa bile. Mutluluk kotarmayı, mutluluğun tadını çıkarmayı, onu korumayı hiç öğrenmediğin için, başı dik olmanın cesaretini de bilmiyorsun.
Hiç (haydi samimi ol) kendi kendine sordun mu, büyük toplumsal süreçler ya da doğa ya da örneğin İsa’nınki gibi büyük insanlık eylemleri açısından bakınca, doğru mu yoksa yanlış mı düşündüğünü? Yanlış mı düşündüğünü sormadın kendi kendine, ancak komşunun buna ne diyeceğini sordun kendi kendine ya da doğruluğun sana kaç paraya patlayacağını. Bunu küçük adam, sordun kendi kendine, başkaca hiçbir şeyi sormadın.