Hüzünlü Palyaço, bir alıntı ekledi.
 Dün 03:18

Dostoyevski Atasözü :)
Rothschild'e göre küçük olan meblağ, bana göre büyük bir meblağdır.

Kumarbaz, Dostoyevski (Sayfa 17 - Venedik Yayınları)Kumarbaz, Dostoyevski (Sayfa 17 - Venedik Yayınları)

Rothschild & Rockefeller
2001 yılında Afrika ' da tek bir terör örgütü yoktu .. Hepsini kendi elleriyle kurdular .

Prof.Dr. Sait YILMAZ

Önce Siyon Liderlerinin Protokollerini ardından Saklı Seçilmişleri okumanızı öneririm. Asırlardır ince ince planlanmış olayların 1903 yılında ortaya çıkması sonucu bugünlere ulaşan bir kitap. Özellikle Nilus un versiyonunu öneriyorum oldukça detaylı bir anlatım var. ABD dahil birçok Avrupa ülkesinde yasaklanmış bir kitaptır ve özellikle Mason locaları kitabı yok saymaya çalışmışlardır. Hemen ardından Saklı Seçilmişleri okuduğunuzda Soner'in aktardığı tüm olgular kafanızda daha net canlanacaktır.
Bir ek'te benden olsun ; bilinenin aksine Rockefeller'lar ön plana çıkartılmış piyondur esas üst Rothschild Hanedanlığıdır..

Çocukluğun Soğuk Geceleri
Tezer Özlü
Edebiyat Ölmelidir
Enver Aysever
Efendi 2: Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı
Soner Yalçın
Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı
Soner Yalçın ·
İllüminatı Entrika Çemberi
Ne Yapmalı?
Oktay Sinanoğlu
Rothschild Para İmparatorluğu: Derin Yahudi Devleti
George Armstrong
%100 Düşünce Gücü
Jack Ensign Addington öneririm.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
10 May 08:19 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Theodor Herzl, ilk girişimini danışmanlarından Kont Newlinski aracılığıyla yapar. II. Abdülhamid'in gözüne girebilmek ve kendisini etkileyebilmek için meseleye şöyle yaklaşmayı dener: Herzl, Newlinski aracılığıyla nakit 5 milyon altınlık teklifini yapar (bu paranın büyük kısmını Baron Edmond Rothschild karşılamaya söz vermiştir). O vakitler Osmanlı hazinesinin içinde bulunduğu sıkınlı vaziyeti düşünürsek, toplam 20 milyon sterlini bulacak bu cömert teklif, gerçekten de ciddi ve su kadar ihtiyaç duyulan bir meblağdır.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan
Cafer Yalın, bir alıntı ekledi.
19 Nis 19:10 · Kitabı okudu · 6/10 puan

“Planımızın başarıya ulaşması için destekleyeceğimiz liderlerin geçmişlerinde kara lekelerin olması gereklidir. Bu liderler sırlarının açıklanmaması karşılığı bizi destekler ve amacımıza hizmet ederler. İnsan karakteri elde edilen imtiyaz, avantaj, onur güç ve para kaybını istemez.”...

Rothschild Para İmparatorluğu
George Armstrong

Rothschild Para İmparatorluğu, George ArmstrongRothschild Para İmparatorluğu, George Armstrong
Necip Gerboğa, Kumarbaz'ı inceledi.
09 Nis 02:49 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

İncelemeye başlamadan önce sizinle bu kitapla ilgili çok şaşıracağınız, sıra dışı bir bilgi paylaşmak istiyorum: Dostoyevski bu kitabı kumar borcunu ödemek için sipariş üzerine sadece 25 gün........

Kızmayın hemen, küçük bir şakaydı arkadaşlar... :) Bu kitap hakkında konuşurken bu bilgiyi vermeyenleri Sibirya'ya kürek cezasına gönderiyorlarmış... Açıkçası Dostoyevski'nin bir kitabı hangi amaçla kaç günde yazdığı beni çok alakadar eden konular değil. Diğer Dostoyevski kitaplarında olduğu gibi sırası gelince aldım, okudum, okurken baya keyif aldım ve bitirip tekrar rafa kaldırdım. Kitaplarla ve yazarlarla bu ilişkinin ötesine geçmek beni oldukça zorlayan bir konu. Neyse, son olarak bir de harika bir Dostoyevski etkinliği tertip eden ve bu etkinlik için ciddi mesai harcayan sevgili Quidam 'a da içten bir teşekkür göndererek incelemeye geçiyorum...

İtiraf etmem gerekir ki, kitabı elime alana kadar kafamda bambaşka bir senaryo kurmuştum. Kitabın adı Kumarbaz ya, işte ilk bakışta zihnimde Mel Gibson'un oynadığı Maverick filmindeki gibi sahneler canlandı. Sanıyorum bir Dostoyevski romanı ile karşı karşıya olduğumu yeterince idrak edememişim. Kitabı okumaya başladıktan sonra her şey yerli yerine oturmaya başladı... Yine sorular, sorgulamalar, detaylar, tespitler, tahliller peş peşe gözlerimin önünden geçti... O yüzden kitabı henüz okumayanlar ve okumayı düşünenler için paylaşmak istedim bu bilgiyi de... Yani karşınıza Kıbrıs'ta makinenin başında kol çeken Serdar Ortaç ya da Çarkıfelek'ten kazandıklarını bir başka Çarkıfelek olan Rulette ezen Mehmet Ali Erbil gibi karakterler çıkmayacak, içiniz rahat olabilir bu konuda...

Benim gördüğüm kadarıyla kumar tutkusu, o çaresizlik duygusu ve her kumarbazın başından geçebilecek o malum olaylar kitabın fonunu oluşturuyor. Evet, Casino'ya ara sıra girip çıkıyoruz ama her zaman olduğu gibi asıl kumar dışarıda, hayatın içinde oynanıyor. Kendi için, geleceği için, en çok da aşkı için sürekli kumar oynayan bir adam var karşımızda: Aleksey İvanoviç... Onun kumarbazlığı biraz da karakterinden geliyor. Risk almak onda bir yaşam biçimi haline gelmiş. Bu hal, kimi zaman rulet masasında tüm parasını tek bir renge yatırarak, kimi zamansa sevdiğinin ağzından çıkan tek bir söz üzerine normal bir insanın asla cüret edemeyeceği işleri gözü kapalı yerine getirerek tecelli ediyor.

Kazanmak ya da kaybetmek onun için hiç önemli değil. Başka bir ifadeyle, karakterimiz sonuçla ilgilenmiyor. Onun için önemli olan o an yaşanması gerekeni yaşamak. İşte bu noktada, Dostoyevski'nin kitapta dile getirdiği sorgulamalardan birine, ahlak kuralları mevzusuna kısaca değinmek gerekiyor...

Burada bahsi geçen ahlak kuralları, ilk anda akla gelen ahlak kurallarından biraz farklı. Bu kavram daha çok çoğunluğun kabul ettiği ve çoğunluk kabul ettiği için 'doğrusu budur' şeklinde düşünülen geniş bir çerçevede ele alınmış. Kitabın ilk bölümlerinde Rothschild ailesine atıfta bulunularak bir döngüden bahsediliyor. Bu döngüye göre ailenin ilk nesli çeşitli ahlak kuralları etkisi altında öküzler gibi çalışıp (kitaptaki ifade) birikim yapmaya başlıyor. Bu birikim, 4-5 kuşak (yaklaşık 100 yıl) sonra devasa bir servete dönüşüyor. Yani birikimi başlatan kişinin 4. kuşaktan torunu bir servet üzerine oturuyor. Aleksey bu durumu uzun bir tiradla eleştiriyor ve 4.kuşak torunun faydalanacağı bir birikim yerine 'kazandığını yemek' üzerine kurulu bir hayatı savunuyor ki onun bu felsefesini kendi hayatında da uyguladığını görebiliyoruz.

------------------------------------

Hazır kitaptaki bazı sorgulamalara girmişken oradan devam edelim... Kitapta kumar olgusuyla birlikte öne çıkan bir başka konu da 'miras' konusu... Hatta bu iki konunun başa baş gittiği bölümlerin sayısı az değil. Peki kumar ile mirası bir araya getiren, onları aynı mahallenin iki yakın arkadaşı yapan şey nedir? Cevaplaması zor bir soru değil... Elbette üretmeden, kısa yoldan zengin olma sevdasıdır...

Bakın burası çok ilginç, kitapta yer alan neredeyse her karakterin maddi anlamda çok ciddi sıkıntıları var. Ancak hiçbir karakter, bu sıkıntılarını çözme konusunda çalışmaya, üretmeye dönük tek bir adım dahi atmıyor. Yarısı kumarhanede para toplama peşinde, diğer yarısı oturmuş miras bekliyor... Günümüzde de çok sık karşılaştığımız insan tipleri... Tabii içinde bulunduğumuz zamanda bu ikiliye yenileri de eklendi, o ayrı bir konu... Mesela İstanbul'da tam olarak bir rakam veremesem de azımsanmayacak sayıda çalışmadan, sadece babadan kalan evin kira geliriyle yaşayan insanlar var. Bunlar önceden en azından yılda bir defa iyi bir kiracı bulmak, evini, iş yerini yüksekten kiralamak için koltuklarından kalkıp sırf bunun için bir emek harcamak zorunda kalırlardı. Ancak son yıllarda bu işi de tamamıyla emlakçılar üstlendi:) Artık kira yiyicilere tek bir iş yapmak kaldı; her ayın başında mobil şubelerine girip kiranın yatıp yatmadığını öğrenmek:)

Tekrar lafın başına dönersek, kitaptaki karakterler dediğim gibi hayatlarını kumar veya mirasa bağlamış insanlar. Rulet masasının başında çarkın dönmesini bekleyen adamla, telgraf başında ölüm haberi bekleyen adamın heyecanı birebir aynı... Paraya bu kadar büyük bir hırs ve aşkla sahip olmak istemelerinin nedeni ise 'saygınlık'... Yani para varsa ünvan var, güzel bir kadınla veya yakışıklı bir erkekle evlilik var (kesinlikle aşk evliliği değil, amaç davetlere giderken yanında götürdüğü kişinin belli kriterlere uyan biri olması ve havalı görünmek), sözümona saygın, hayranlık uyandıran bir hayat var...

Aslında ne kadar ironik bir durum öyle değil mi? Hayata tek bir çivi çakmadan, tek bir insanın yaşamına dokunmadan, tek bir çocuğun rızkına katkı vermeden sadece herhangi bir yerden gelecek para ile saygınlık kazanmak ve bunu bir güzel çevreye satmak... Tabii bu tip şeylerin alıcısı olduktan sonra satıcı da olur mutlaka... O yüzden sadece tek bir tarafı da linç etmek doğru değil...

İşte bugün günümüzde bazı ünlü televizyoncuların veya futbolcuların eşleri de yukarıda bahsettiğimiz durumun farklı bir versiyonunu yaşamıyor mu? Kendilerine ait hiçbir vasıfları olmadığı halde Instagram hesaplarını yüz binlerce kişi takip etmiyor mu? Adlarına funclub'lar açılmıyor mu? Bir yere gittiklerinde önlerine kırmızı halılar serilmiyor mu?

Tabii çok daha acısı, o insanların hayatlarını takip eden milyonlarca gencin çalışıp çabalamak, üretmek, hayata bir iz bırakmak yerine nasıl yaparım da ben de onlar gibi bir hayat yaşarım diye daha küçük yaşlardan itibaren 'ŞU HAYATTA YIRTMANIN' hesabını yapar olmasıdır...

---------------------------------

Ülkemizde her ne kadar kumarhaneler kapatılmış olsa da, kumarbazlar hala hayatta ve bozulmuş bir arı kovanından çıkan arılar gibi dört bir yana dağılmaktalar...

Kumarhaneler olmasa da kumarın felsefesi, hazırcılığı, insanlara sattığı boş umut ve vaadler varlığını devam ettirmektedir... Kumarda her zaman hiçbir şey yapmadan çok kısa sürede zengin olabileceğiniz ihtimali vurgulanır. Anlatılmayan ise, yine hiçbir şey yapmadan çok kısa sürede tüm varlığınızı kaybedebilme ihtimalinin diğeriyle eşit olmasıdır... Bazen paranızı, bazen zamanınızı, bazen yaşama hevesinizi, bazen umutlarınızı, bazen de geleceğinizi kaybedersiniz...

Çünkü, kasa her zaman kazanır!

Herkese keyifli okumalar dilerim...

Ömer Kavas, Cesur Yeni Dünya'yı inceledi.
28 Mar 09:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yeni Dünya'da tüm sistem nefsi tatmin, istikrar, sarfiyat ve özdeşlik üzerine kurulmuş. Bütün eski tarihi binalar, müzeler, abideler uçurulmuş ve onları hatırlatacak herşey tahrip edilip yasaklanmış, insanlar bilinçli bir şekilde ruhsuzlaştırılmıştır. İnsanların ulaşmak isteyecekleri maddi şeylerin tamamı daima tüketici olmaları şartıyla verilmiş. Bunun neticesi "Herşeyin ulaşılabilir olduğu Dünya'da hiçbir şeyin anlamı yoktur." sözü tahakkuk etmiş. Yanlış şartlandırılmış Bernard Marx ve Helmholtz sisteme karşı çıkınca sürgün edilmiş. Kızılderililerin içinde yetişen Vahşi ise Cesur Yeni Dünya insanları tarafından hayvani muameleye tabi tutulmuş. Kast sistemine ayrılan ve şişedeyken yeni dünyadaki vazifelerine şartlandırılmış insanlar bir nevi yeni dinleri olan Soma denilen uyuşturucularla kendilerini rahatlatıyordu. Karakterler isimlerini gerçekte yaşamış kişilerden alıyor. Karakterlerden Bernard Marx, Shaw ile Karl Marx'tan; Lenina Crowne, Lenin'den; Darwin Bonaparte, Darwin ile Napolyon'dan; Morgana Rothschild, Morgan ve Rothschild ailelerinden; Mustafa Mond, Mustafa Kemal ile Alfred Mond'tan mülhem. Distopya hayallerden müteşekkil olsa da Günümüz Dünyasında Distopya'nın parçalarına rastlamak mümkün.
NOT: İncelemeyi yazarken Mehmet Hasan Bulut'un "Yeni Dünyanın Kurtları" isimli eserindeki tahlillerden istifade ettim.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN, bir alıntı ekledi.
26 Mar 11:32 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Rothschild ailesinin en büyük girişimi ise İngiltere ile Amerika' daki kolonilerin savaşı olmuştur. Savaş sırasında Rothschild ailesi çok gizli bir biçimde kolonileri desteklemiştir. Amerika'nın İngiltere'ye karşı direnişini yöneten kişilere yüklü miktarda silah yardımı yapılmış, İngiltere'nin bu savaşta yenilmesinin sağlanacağı garanti edilmiş ve karşılığında kurulacak Amerika devletinin resmi para birimini basma yetkisi istenmişti. İngiltere ile savaş konusunda çok umutsuz olan Başkan Washington ve ekibi bu karlı teklifi hiç düşünmeden kabul etmiştir. Böylece günümüzde tüm dünyada çok popüler olan Amerikan dolarını basma yetkisini alarak hayli karlı bir işe imza atmıştır.
Savaşı Amerikan kolonileri kazanmış ve İngiltere, Amerika' dan elini ayağını çekmek zorunda kalmıştır. İngiltere-Amerika savaşından yenik çıkan İngiltere, bu sefer Amerika' ya yardım ettiğini düşünerek Fransa' ya saldırmıştır.
İngiliz tarihçilerin ''Kara Eylül'' diye nitelendirdiği bu olay ile Rothschild ailesi adeta İngiltere devletinin mülkiyetini eline geçirmiştir. Ekonomik durumu iyice gelişen Rothschild ailesi ''Kenan Diyarında'', Tanrı' nın kendilerine vaat ettiği kutsal Yahudi devletini kurmak için gerekli şablonu hazırlamaya başlamıştır bile.

Rockefeller'in Küresel Celladı Brzezinski, Erol Bilbilik (Sayfa 30 - Nergiz Yayınları)Rockefeller'in Küresel Celladı Brzezinski, Erol Bilbilik (Sayfa 30 - Nergiz Yayınları)
Seyid Ahmet GÜLTEKİN, bir alıntı ekledi.
26 Mar 11:15 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ekonomik gücü aklın ve mantığın sınırlarını zorlamaya başlayan Rothschild ailesi daha karanlık ve karlı bir işe girişiyorlar. İşin adı ''Savaşa giren devletlere faizle borç vermek.'' Bu işin ilk icraatını İngiltere-Fransa savaşında gerçekleştiriyorlar. İngiltere' ye savaşa girmesi için sermaye olarak 35 ton altını faizle borç olarak veriyorlar. İngiltere Fransa karşısında yeniliyor ve Rothschild ailesine olan borcunu ödeyemiyor. Bunun karşısında borcunu oluşturduğu mükellefiyetten dolayı İngiliz Merkez Bankası yani Bank pf England ödenemeyen borç karşılığında Rothschild ailesine devrediliyor. Rothschild ailesi İngiliz devletinin bu devretme işlemini bir şartla kabul ediyor; ''İngiliz sterlinini kendilerinin basması'' İngiliz hükümeti bu şartı o dönemde kabul etmek zorunda kalıyor ve İngiliz sterlinini basma yetkisi bir Yahudi ailesine veriliyor.

Rockefeller'in Küresel Celladı Brzezinski, Erol Bilbilik (Sayfa 29 - Nergiz Yayınları)Rockefeller'in Küresel Celladı Brzezinski, Erol Bilbilik (Sayfa 29 - Nergiz Yayınları)