Eğemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.
10/10
··
Beğendi
Rousseau, İnsanın doğuştan özgür olduğunu ama toplumsal yaşamın getirdiği kurallarla her yerde zincire vurulduğunu söylüyor. Bu esaret zincirini kırmanın tek yolunu da ortak çıkarları ve adaleti temsil eden "Genel İrade" kavramıyla açıklıyor. Ona göre meşru bir devlette yasalar, çoğunluğun anlık isteklerine göre değil, toplumun tamamının iyiliğini hedefleyen bu ortak akla göre yapılmalı. Yani birey, bizzat kendisinin de parçası olduğu bu genel iradeye itaat ettiği sürece aslında yine kendi iradesine uymuş oluyor ve doğasındaki o özgürlüğü kaybetmiyor. ​Ancak Rousseau'nun kafasındaki bu ideal sistem, bugün bizim bildiğimiz cumhuriyet yapısıyla fena halde çelişiyorr. Çünkü Rousseau, günümüz demokrasilerinin kalbi olan meclisleri ve temsili demokrasiyi tamamen reddediyor; halkın kendi iradesini vekillere devredemeyeceğini, yasaları doğrudan kendisinin yapması gerektiğini savunuyor. Üstelik gücün tek elde toplanmasını engelleyen güçler ayrılığı ilkesine de karşı çıkıyor. Egemenliğin bölünemez bir bütün olduğunu, yasama gücünün sadece halkta kalması gerektiğini ve hükümetin ise sadece halkın basit bir memuru olduğunu söyleyerek modern anayasal sistemlerin mantığına tamamen ters düşüyor.
Duygu ve Düşünce
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
İlk aranılması gereken, sağlam ve güçlü bir ana yapıdır; ayrıca geniş toprakların sağlayacağı gelir kaynaklarından çok, iyi bir yönetimin yaratacağı güçlülüğe güvenmelidir insan.
1000Kitap
Hâlâ yaşayan Musa yasası, bin yıldan beri dünyanın yarısını yöneten Muhammet yasası, bunları yapanların büyük adamlar olduğunu bugün bile gösteriyor bize.Kendini beğenmiş felsefe ya da particilik ruhu bunlara mutlu birer düzmeci gözüyle bakadursun, gerçek politika, onların yapıtlarında o uzun ömürlü kurumlara önderlik eden büyük ve güçlü zekaya hayran kalmaktadır.Bütün bunlara bakarak, Warburton gibi, insanlar arasında politikayla dinin aynı amacı olduğu sanısına kapılmamalı.Ulusların ilk kuruluş günlerinde bunlardan biri öbürüne sadece araçlık eder.
Din
Her birey, yalnız kendi çıkarına uygun yönetim biçiminden başkasını denemediği için, iyi yasaların yüklediği sürekli yoksunuklardan elde edeceği yararları kolay kolay göremez.
1000Kitap
Roma, en parlak günlerinde zorbalığın bütün kötülüklerinin hortladığını gördü ve yasama yetkisiyle egemen gücü aynı kimselerde topladığı için de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Düşünce