Mükemmel ötesi bir kitap serisinin sonuna geldik. Yazar çocuk doktoru olduğunun farkında olarak sakıncalı içerikler koymadan kadın hakları ile ilgili çok güzel mesajlar veriyor. Kızlara kendi ayakları üzerinde durmalarını, erkeklere ise kadınların ayakları üzerinde dururken zaten zorlandığını onları zorlamamaları gerektiklerini anlatan bir kitap.
İlk kitapta Devrim'in ataerkil bir zihniyetle anaerkil bir topluma düşmesini komedi unsurları da içeren bir şekilde anlatıp onun kadınların gözünden bakmayı öğrenmesini okumuştuk. Bu kitapta ise maalesef dünyamıza geri döndük, kadınların neler yaşadığını kadınların gözünden okuduk.
Önceki kitapta diğer dünyadaki kendi ayakları üzerinde duran saygı duyulan Bade'yi okurken, bu kitapta zamanında aile evindeki baskıdan kurtulmak için onunla evlenmek isteyen ilk adama evet demiş şimdi de özgürlüğünün onun tarafından kısıtlandığını fark eden ötekileştirilen Bade'nin, bir kadının kendini toparlamaya çalışmasını okuyoruz.
İlk kitap mizahi bir şekilde kadın erkek eşitsizliğini vurgularken bu kitap gerçekleri yüzüne vuruyor insanın. Kadın cinayetlerini görüyoruz, şiddetini görüyoruz ve bunları bu sefer bir kadının gözünden görüyoruz.
Bade boşanmak isteyince annesinin senin gibi bir kızım yok artık demesini, babana da gelme vurur seni demesini okuyoruz. İş yerinde tacize uğrayıp çatıdan atılan Ekin'i okuyoruz. Babasının zoruyla evlendirilmemek için bütün bir kitap boyunca saklanmak zorunda kalan Miray'ı okuyoruz. Kadın çalışmaz denilerek engellenmeye çalışılan Miray ve Bade'yi okuyoruz. Dul halinle ne yapacaksın denilen Bade'yi okuyoruz. Yani aslında bütün bir kitap boyunca sokakta yanımızdan geçen bir kadının muhtemelen çektiği sıkıntıları okuyoruz. Gözlerim bütün kitap boyunca dolu doluydu. Ödev olarak okutulması gereken bir kitap