"Hangi kent acaba burası? Her Şey kenti olmasın? Bütün yolların kesiştiği, bütün seçimlerin denk düştüğü, yaşam boyu beklenenle ele geçirilen arasındaki boşluğun doldurulduğu kent mi?"
hani bazen insan, önünde göz alabildiğine uzanan yollardan uçar gibi geçer, yüksek dağları, derin koyakları aşar, canının çektiği yere gitme olanağı vardır da, her yer hep aynıdır.
Bu bir o yana bir bu yana gidip gelme sırasında değişmeyen tek düşüncesi, her ikisinden de vazgeçebileceği; her seçim bir vazgeçmeyi gerektirdiğinden, seçmekle bırakmak arasında hiç fark yok.