"Ölürsem beni göm, lütfen. Büyük bir midye kabuğuyla delik kaz. Ondan sonra göklerden düşen bir yıldız parçasını mezar taşım yap. Sonra mezarımın başında bekle, lütfen. Çünkü yeniden seni görmeye geleceğim."
"Hangi kent acaba burası? Her Şey kenti olmasın? Bütün yolların kesiştiği, bütün seçimlerin denk düştüğü, yaşam boyu beklenenle ele geçirilen arasındaki boşluğun doldurulduğu kent mi?"