• Expecto Patronum

    Serinin daha 3 tane kitabını okumuş olsam da okuduğum her bir kitabı bir öncekine göre daha güzel oluyor. Zaten genel olarak da serinin iki kitaptan sonra gerçek manasıyla güzelleştiğini savunanlar çok fazla olduğu için de bunu bilerek ve bu durumun beklentisiyle seriye başladım ve bu güzel seri bu güzel kitabıyla beklentimi tamamen karşıladı, genelde bu tarz beklentilerle başladığım sağ olsunlar kitaplar çoğunluk olarak beni üzerdi Azkaban Tutsağı ise beklentimin azlığının farkına vardırttı. Nasıl desem kitap bu sefer daha bir gerçekçi ve daha bir olgunlaşmış hissi verdi, birçok ipucu vermiş olmasına rağmen sonlarında ve final kısmında daha olgun daha güzel şekilde şaşırtabildi. Şaşırtmasıyla beraber duygulandırabildi de.

    İlk iki kitapta olduğu gibi Rowling yine final zamanı olacak şeylerle ilgili kitabın başından beri okuyucuya ipuçları veriyor, bu sefer ise ilk 2 kitaba göre çok çok daha fazla ipuçları vererek daha doğrusu dikkatli okurun yakalamasını isteyerek final hakkında okuru hem düşünce sahibi yapıp tahminlerde bulunduruyor hem de bunlarla beraber yanıltabiliyor. Cümlemden de anlaşılacağı üzere kurgu bayağı bir katmanlı, yeni karakterler ve unsurların fazlasıyla etken olup detaylandırıldığı ve bunlarla beraber seri ile ilgili yeni birçok şeyi de öğrenebileceğimiz içerikte. Düşünün artık Malfoy’u bile fazla okumayıp yeni unsurların içinde geziniyoruz. Malfoy ve diğerleri kitabın içinde çok fazla aktif olmamasından dolayı sanırım Rowling sayfa sayısını kısa tutmak da istemiş olabilir. Zaten serinin bu kitabından sonra kalan kitaplarında Rownlig’ın sayfa sayısının fazlasıyla arttığını görüyoruz. Sihir dünyasından yeni karakterlerle de tanışıyoruz bu kitapta, hayal gücünün en kuvvetli olduğu tartışmasız benim için “Hızır Otobüs”, Ruh Emiciler ise Yüzüklerin Efendisi Dokuzlar’dan sonra fantastik kitapların artık olmazsa olmaz tür karakterlerinden. Yüzüktayflarına fazlasıyla benzeyip onları akla getiriyor ama bana daha çok Robert Jordan ‘ın Zaman Çarkı serisindeki “Soluk”ları hatırlattı, gerek karşılarındaki kişiye verdiği öpücükler olsun, gerek tayfların aksine sayılarının çokluğu olsun gerekse de göz ve yürüyüş hareketleri olsun birbirine daha çok benzer şekilde.

    Bu kadar güzelliğinin ve barındırdığı yeniliklerinin yanında da aslında bir nebze de olsa kendini tekrarlayan ve az da olsa “Yine mi yani?” dedirten bir kitap. Klasik şekilde 4 Privet Drive’da Dursleyler’in yaptıkları ile başlayıp Harry’nin bir şekilde o evden çıkması, yine ufak ama farklı bir macera ile beraber Hogwarts’a gidilmesi, yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocası ve bu hocadan kitap sonunda bir şeyler çıkması, Harry’nin başını belalara sokup bunlardan ucuz bir şekilde kurtulması gibi klişelerin olduğu bir kitap, aslında bu durumlardan sıkması gerekirken aksine hem bu durumları beklenti haline getirip hem de sevdirterek farkını ortaya koyan bir seri.
  • Fantastik dünyanın kapılarını bir bir aralayarak azimle ilerlemekteyim. Bittiğine üzüldüğüm heyecanlanıp duygulandığım, Harry, Hermonie, Ron ve benim bile dahil olup müdahalelerde bulunmaya çalıştığım soluksuz bir macera oldu.
    Neler mi yaptık anlatayım.

    Spoiler İçerir

    Okul başlamadan önce Dursley lerin evinde haberleri izlerken başlayan maceramızda Azkaban Tutsağından kaçan kötü mü kötü bir Sİrus Black haberi yayılıyor. Katil kaçtı şehir panikte! Zaman geçtikçe o da ne, Black Harry'nin peşindeymiş. Harry nin annesini babasını öldürmüş yarım kalan işi için Harry'i öldürecekmiş. Görelim bakalım diyerek sayfaları çevirmeye başladığımızda Dursley lerın çektirdikleri yetmezmiş gibi büyük bela Marge hala geliyor. Ve tabii bunun yanında moral bozmakta üstüne tanınmayan Vernon enişte, Hogsmeade gezilerine katılabilmemiz için gerekli formu imzalamaz .

    Meşhur halamız geldi ve Harry ile birbirlerinden nefret etmelerinin verdiği his kitabın sayfalarından ruhuma işlemeye başladı. Harry'e ettiği hakaretler sonucunda Harry dayanamayıp onu balon gibi şişirmeseydi sayfayı yırtabilirdim. Ezdirme kendini artık be çocuk dediğim an, zafer Harry'nin oldu. Ama durma Harry topukla evden derken, karanlıkta sokakta kalakaldığımız anda hooop bir otobüs çıktı önümüze ve çatlak kazan a yolculuğumuz başladı.

    Çatlak kazana geldik ve sihir bakanı Fudge ile sohbetimizi ettikten sonra Hermonie ve Ron ile buluştuk ve hikayemiz Azkaban tutsağından kaçan Black in amacının Harry'i öldürmesinin yanında Voldemort adına çalışan biri olması bilgileri ile devam ediyor. Tabi bu sırada, kafamızda yavaş yavaş Harry nin rahat durmayıp Black in peşine düşeceği düşüncesi oturmaya başlar.


    Geldik okula derken yeni bir profesörümüz geliyor Karanlık sanatlara karşı savunma öğretmeni profesör Lupin. Hikayemiz yavaş yavaş oturmaya başlarken yolumuza, okulu Black'ten korumak için gelen ruh emicilerle devam ediyoruz. Aynı zamanda okulda siyah bir köpek dolaşmaya başlar ve herkesi tedirginlik kaplar. Sonrasında Harry'e kimin gönderdiğini bilmediğimiz bir süpürge gelir. Bu süpürge Ateşoku dur . Dünyanın en hızlı ve en güzel uçan süpürge özelliğine sahip bu Ateşokunu Hermonie görünce ve kimin gönderdiği bilinmeyince olayı gider Profesör McGonagall'a yetiştirir.
    Mc Gonagall Harry tehlikede olduğu için nereden geldiği bilinmeyen bu süpürgenin incelenmesi gerektiğini söyleyerek elinden alır. Harry Lupin ile iyi anlaştığından dolayı çoğu olayda ondan yardım ister ve kendini ruh emicilerden, diğer karanlık yaratıklardan koruyabilmek adına çalışmalar sürdürerek kendi Patronus büyüsünü yapmaya çalışır.

    Üç kafadarımız olan ron hermonie ve Harry gezinirken birden siyah köpek belirir ve Ron'u tutarak sürüklemeye başlar, bir geçide doğru ilerlediklerinde Ron bacağından yaralanmıştır . Müdahale edecekleri sırada arkalarından Black gelir. Harry i intikam hırsı sarar ve Black i öldürmek isterken arkadan Prof. Lupin in gelmesiyle yavaş yavaş tüm karmaşık olaylar çözülmeye başlar. Ron'un faresi olarak bildiğimiz meğer Harry nin annesinin babasının ölümüne sebep olup Voldemortla iş birliğine giren, öldü sanılan Peter Pettigrew miş . Black, Harry nin annesi ve babasının sır tutucusu en yakın arkadaşları olduğundan, intikam almak için Peter'in peşine düşmüş, Peter kendisini fareye dönüştürdüğü için Harry nin anne babasının ölümü Black'in üzerine kalınca, Azkaban a kapatılan Black olmuştur. Ancak Peter den intikam alma duygusunu hiçbir zaman köreltmeyen Black, bir şekşilde kendisini Harry e anlatır. Derken olaya pis saçlı lanet hoca Snape dahil olur. Ancak Snape'i etkisiz hale getirerek kendi aralarında olayları aydınlatmaya devam ederlerken Lupin kurt adama dönüşmeye başlar ve Black köpeğe dönüşerek Lupinle mücadele eder.

    Bu kurguda iki kayıp verdik, Hagrid'in Şahgagası ve kötü diye bildiğimiz ama aslında iyi olan Black. Maceramız olumsuzluklarla bitti derken Sahalara Dumbledore etkisi girer, Hermonie'nin tüm derslere aynı anda girmesini sağlayan geriye dönüş kum saatini kullanarak Şahgaga yı ve Black i kurtalabileceklerini söyler. Kimsenin bunu anlamaması içinde üç kafadarı Snape'in ve diğerlerinin gözü önünde odasına kitler ve hoooppp zaman geriye gider…Önce Şahgaga'yı infazdan kurtardık sonra Patronus büyümüzle Black'i. Herkes mutlu mesut ama Snape sinir krizi geçirmekte.

    Harry sürekli Black'i düşünür, kaçıp kurtulmuştur ama vaftiz babasının yanında olmak ister derken baykuştan gelen bir mektup, tabii ki Black'ten.

    ''Umarım sen teyzenle eniştene ulaşmadan önce bu mektup seni bulur. Onların baykuş postasına alışık olup olmadıklarını bilmiyorum. Şahgaga ve ben saklanıyoruz. Sanırım Ruh Emiciler beni hâlâ arıyor, ama burada beni bulmalarına imkân yok. Yakında birkaç Muggle' ın beni görmesine izin vereceğim. Hogwarts'tan uzakta olduğum için, şatodaki güvenlik kaldırılacaktır. Kısa görüşmemiz boyunca söylemeye fırsat bulamadığımm bir ş ey var. Sana Ate ş oku'nu gönderen bendim -Siparişi Baykuş Bürosu'na benim için Crookshanks götürdü. Senin adını kullandım, ama onlara altını Gringotts'taki yedi yüz on bir numaralı kasadan almalarını söyledim - yani benim kasamdan. Lütfen bunu vaftiz babanın, senin on üç yıllık doğum günlerine karşılık toptan bir hediyesi olarak kabul et. ....sana, Hogwarts'ta önümüzdeki yılı daha keyifli geçirmeni sağlayacağını düşündüğüm bir şey gönderiyorum. Bana ne zaman ihtiyacın olursa, haber gönder. Baykuşun beni bulur. Yakında tekrar yazarım. Sirius Black …

    Ve içinde bir not daha

    ''Ben, Sirius Black,
    Harry Potter' ın vaftiz babası sıfatıyla onun hafta sonlarında Hogsmeade'i ziyaret etmesine izin veriyorum''

    Harry ve bendeki mutluluğu tarif edemem, bakalım bunu duyan enişte ne diyecek derken okuldan döndüğümüzde Harry'nin elinde zarf gören Vernon enişte'' imzalamam gereken belge getirdiysen imzalamayacağım'' dediği anda Harry zarfın vaftiz babasından olduğunu söyler, enişte senin vaftiz baban yok diyerek kükrer ancak Harry cevap verir "Annemle babam ın en iyi arkadaşıydı. Kendisi hüküm giymiş bir katil, ama büyücü hapishanesinden kaçtı ve şu anda saklanıyor. Yine de benimle temasta kalmayı seviyor... benden haberdar olmayı ... mutlu olup olmadığımı kontrol etmeyi..."

    Veron eniştenin yüzünde dehşet ifadesi, Harry de sırıtık bir surat yolculuğumuz sona eriyor.

    Haydi bakalım gelsin Harry Potter ve Ateş Kadehi
  • Aman aman aman nerelere geldik.. Jennifer L.'in her kitabını okuyup şu serisini okumayı bu kadar ertelediğim için katıksız bir beyinsizim, ama bu kitabı bu kadar ertelememe sebep olan şu çirkin kitap kapağını hazırlayanlar daha da beyinsiz. Kitabı kapağına göre yargılama derler evet biliyorum ve tabii ki yargılıyorum ve sanırım hep de devam edicem buna ama Allah aşkına kitabı ciltsiz, tuvalet kağıdına basılsa bile okuyacak özveride olan sevgili üyeler, şöyle bir hikayeye, Roth gibi Bambi gibi karakterlerin olduğu bir hikayeye bu kapak yakışmış mı? Neyse. Altın gözlü çocuğumuz Roth sanırım herkesin "en çok istenenler listesinde" bulunuyor. Neden mi? Çünkü o çok iyi bir kötü çocuk. Ve kendisi bir iblis. Hemide duyguları olan, düşünceli bir iblis. Ve her ne kadar Türkçe çevirisi orjinalindeki bütün esprilerin yanında sönük kalsa da, Roth'un kara mizah anlayışı sizi kıs kıs güldürecektir. Birde Zayne, Layla filan var diğer ana karakterler. Ama çok bahsetmeme gerek yok, amaan salla Roth varken bunlar kim (Allah'ına kadar Team Roth).. İlla bahsedeceksem de Zayne bir Muhafız ve hani şu kiliselerin üstüne tüneyen abidik gubudik heykeller var ya (gargolye) onun insana dönüşebilen hali. İnsanlığı iblislerden koruyan bir klanın üyesi vs vs. Layla desen yarı muhafız yarı iblis bir ablamız. Harry Potter'daki Ruh emiciler gibi, öptüğü insanların ruhlarını emikliyor. Hem Zayne'i hem Roth'u aynı anda götürüyor filan. Neyse tüm serideki favori karakterlerim Roth ve Bambi. Roth'un sihirli hayvanlarının olması DÜNYANIN EN TATLI FİKRİ?? Bir ara kendimi "evcil yılan" beslemek isterken buldum ciddi ciddi. Neyse kitabı okumadıysanız koşturarak okuyun ve 2.3. kitabı elinizde hazır edin. Kitap 1 günde bitiyor çünkü.
    Dipnot. (Şeytanla çıkmak varken, kim bir taş kafayla takılmak isterki?)
  • Azkaban hapishanesi korkutucu ve bir o kadarda yıpratıcı bir yerdir. Ruh emiciler daima mutluluğunuzla beslenir ve onu yok eder. Üst seviye güvenlik önlemlerine rağmen azılı katil Sirius Black buradan kaçmayı başarır. Amacı ise Harry Potter'ı bulmaktır. 12 yıl sonra kaçtığı Azkaban kalesinde ruh emicilere maruz kalan Black'in delirdiği düşünülür.Çünkü kim delirmez ki.
    Hogwartsda ki 3. yılına Potter -yaz tatilini Dursleyler de sorunsuz geçiremediği için-hızlı bir dönüş yapar. Yeni derslerine ve profesörlerine alışmak zor olmasa da etrafında herkes tarafından oluşturulan bir koruma çemberi içinde bulur kendini. Tek başına sınıfına bile gidemicek derecede hemde..
    Bunların dışında Hermione'nin aşırı çalışkan olup birçok ders alması ve aynı anda birkaç derse birden nasıl girdiği merak konusudur. Bu kitapta Ron ve Hermione arasında ekstra bir zıtlık okuyoruz. Sürekli kavgaları olsa da birbirlerini daha fazla kırıyorlar. Bir süre konuşmamaları Hermione'nin rolünü azaltsada sonlara yakın yine üçünü hep beraber savaşırlarken görüyoruz.
    Yine harika bir kurguyla devam ediyor. 4. kitap için heycanlıyım. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Ha birde seri boyunca Snape'den hiç hoşlanmadım ama resmen Azkaban Tutsağında nefret ettim diyebilirim.
  • Savaş, kan, yıkım ve gözyaşıdır. Yoksulluk ve sefalettir. Sonu gelmez bir nefretin yükselmesidir.

    Savaşlar kimsenin çıkarına değildir, sadece silah tüccarları, kan emiciler ve savaştan siyaset üretenler, dünyayı sömürenler karlı çıkar. Savaş hiçbir halkın çıkarına değildir.

    Savaş, yoksulluktur, zamdır, açlıktır, göçtür, hastalıktır, sakatlıktır. çocuk ölümüdür, ana ölümüdür, baba ölümüdür.

    Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur. (Benjamin Franklin)

    Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi. (Stefan Zweig)

    Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir. (François Fenelon)

    Savaş; kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir. (Bertrand Russell)

    Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. Galip gelseniz bile! (Gaius Cornelius Tacitus)

    Bütün savaşları, dövüşemeyecek kadar korkak olan, bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır. (Emma Goldman)

    Savaşı zenginler çıkarır, savaşta ölenler ise yoksullardır. (Jean Paul Sartre)

    Savaşı sonlandırmazsanız, o sizi sonlandırır. (Herbert George Wells)

    Barışta evlatlar babalarını, savaşta babalar evlatlarını toprağa verirler. (Herodot)

    İnsan savaşın ne olduğunu, ancak bittiği zaman anlar. (H. N. Brailsford)

    Savaş ülkeyi üç orduya terk eder; sakatlar ordusu, yas tutanlar ordusu ve hırsızlar ordusu. (Alman atasözü)

    Savaşın sonunu sadece ölüler görür. (Platon)

    Savaşta verilen ilk kayıp, gerçektir. (Aeschylus)

    Barışın hiçbir maliyeti yoktur. Ya savaşın maliyeti! (Thomas Paine)

    Silahlı milyonlarca adamla barışı gerçekleştiremezsiniz. (Lloyd George)

    Savaş bir macera değildir. Bir hastalıktır, tifodur. (Antoine De Saint Exupery)

    Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder. (Nazım Hikmet)

    Eğer askerler düşünmeye başlasaydı, ordu diye bir şey olmazdı. (Büyük Frederik)

    Savaşta haklı bile olsa, her zaman kaybeden taraf suçludur. (Adolf Hitler)

    Savaş barışın sorunlarından korkakça bir kaçıştır. (Thomas Mann)

    Ben öküzlerden korkarım, çünkü onların boynuzları var ama aklı yok. (İbni Sina)

    İnsanoğlu savaşan bir hayvandır. (A. Huxley)

    Bu adil bir barış olmayabilir ama süren bir savaştan daha iyidir. (Aliya İzzetbegoviç)

    Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlamak için savaşmak zorunda değiliz. (Kazım Koyuncu)

    Barış, savaşın yokluğu anlamına gelmez; o bir erdem, bir ruh hali, bir iyilik, itimat ve adalet duygusudur. (Spinoza)

    Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı kör edecek. (Mahatma Gandhi)

    Eğer herkes başka bir televizyon seti almak yerine barış isteseydi, o zaman barış olurdu. (John Lennon)

    Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak barış içinde yaşamayı. (Martin Luther King, Jr.)

    Savaşa, doğuştan insan yıkıcılığının neden olduğu tezi saçmadır. (Erich Fromm)

    Savaş; yüreklilik değil, korkaklıktır. (Edmund Burke)

    Savaş, siyasetin ve ticaretin başka yoldan devamıdır. (C. Clausewitz)

    Sen beni öldürmek için elini kaldırsan da, ben seni öldürmek için elimi kaldırmayacağım. (Habil, kendisini öldürmeye kalkışan kardeşi Kabil'e... "Maide-28" ayette geçiyor.)

    Savaşma biliş! (Zavallı Metin)
  • Kitap üzüntülü veya mutlu her anınıza gidebilecek bir kitap.
    Kahramanın yaşı malum, söyledikleri, farkındalıkları, tespitleri, sokak kültürünün içinde yoğrulmuş olması sizi şaşırtıyor. bir çocuğun hayal dünyası mı yoksa "büyülü gerçekçilik' mi karıştırıyorsunuz arada. Fakat yaşadığı hayata öyle peşimistik bir duruşu var ki, yaşamını sürekli sorgulaması lazım gibi, zaten arada ölme isteğinden bahsediyor. kendisini birçok şeyi aşmış görüyor ve bunun yansımalarını romanın akışını bir anda kesen bölümde görüyorsunuz. beni çokça etkileyen kısımlar oldu; herhalde en ağır basanı tanrısal sohbet yaparken yediği şu laftı "sen tanrı'dan nefret ediyorsun; seni peygamber yapmadığı için." onun haricinde bu "geçmişyiyici" konseptini harry potter'daki "ruh emici"lere benzettim. burada geçmişyiyiciler, karşısındakinin bilinçaltından en kötü hatıralarını bulup saldırırken, ruh emiciler ise karşısındakinin güzel hatıralarından ve umutlarından besleniyorlar
  • Harry, muggle Dursley'lerle birlikte yaşamaya çalışırken üstüne birde Vernon Amca'nın kardeşi Marge Hala, onların evine 1 haftalık kalmaya gelir. Bu ziyaret sırasında Harry onu istemeyerek yaptığı bir büyüyle şişirir. Daha sonrasında da evden kaçar. Bir duvarın önünde soluklanırken, dev siyah bir köpek görür. Onun onu ısıracağını düşünerek korkar, o sırada Hızır Otobüs gelir ve oradan uzaklaşır.
    Katil Sirius Black Azkaban'dan kaçtığı için Hogwarts'da üstün güvenlik önlemleri alınmıştır. Ruh Emiciler Hogwarts girişinde konumlanmıştır çünkü içeri girmeleri yasaktır. Bu sırada Hagrid,

    Quidditch antrenmanları da son hızla devam ediyordur çünkü ilk maçları Slytherin ile olan Gryffindor takımı, geçen senelerde olduğu gibi kupayı küçük aksaklıklarla kaybetmemeye çalışıyorlardı. Slytherin, kötü hava şartlarında oynamak istemediği için arayıcılarının sakat olduğunu söyler ve maçı kabul etmez. Slytherin yerine Hufflepuff ile yarışacaklardır. Hufflepuff'ı kolay hamle olarak gören Gryffindor takımı, gayet rahattır. Maç da onların lehine ilerlerken, sahadaki şölen, coşku ve mutluluk onlara ziyafet gibi gelmiş olacak ki, aşağıda Ruh Emiciler gözüktü. Harry, dondu kaldı. Kukuletaları ona dönüktü, Harry süpürgesinden düştü ve Nimbus İki Bin, Şamarcı Söğüt tarafından parçalandı.

    Bu kitap Harry Potter serisinde en heyecanlandığım kitap olabilir. Çok sürükleyici fakat biraz kafa karıştırıcı açıkçası. Sirius mevzusu biraz kafamı karıştırsa da oldukça eğlendim ve okurken çok keyif aldım. Şu zamanda yolculuk olayı da çok hoşuma gitti ama orada Harry görünmezlik pelerinini Snape'ten önce alsaydı daha iyi olurdu sanırım.