Büşra Nur Aksu, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'ı inceledi.
16 May 23:06 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Azkaban hapishanesi korkutucu ve bir o kadarda yıpratıcı bir yerdir. Ruh emiciler daima mutluluğunuzla beslenir ve onu yok eder. Üst seviye güvenlik önlemlerine rağmen azılı katil Sirius Black buradan kaçmayı başarır. Amacı ise Harry Potter'ı bulmaktır. 12 yıl sonra kaçtığı Azkaban kalesinde ruh emicilere maruz kalan Black'in delirdiği düşünülür.Çünkü kim delirmez ki.
Hogwartsda ki 3. yılına Potter -yaz tatilini Dursleyler de sorunsuz geçiremediği için-hızlı bir dönüş yapar. Yeni derslerine ve profesörlerine alışmak zor olmasa da etrafında herkes tarafından oluşturulan bir koruma çemberi içinde bulur kendini. Tek başına sınıfına bile gidemicek derecede hemde..
Bunların dışında Hermione'nin aşırı çalışkan olup birçok ders alması ve aynı anda birkaç derse birden nasıl girdiği merak konusudur. Bu kitapta Ron ve Hermione arasında ekstra bir zıtlık okuyoruz. Sürekli kavgaları olsa da birbirlerini daha fazla kırıyorlar. Bir süre konuşmamaları Hermione'nin rolünü azaltsada sonlara yakın yine üçünü hep beraber savaşırlarken görüyoruz.
Yine harika bir kurguyla devam ediyor. 4. kitap için heycanlıyım. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Ha birde seri boyunca Snape'den hiç hoşlanmadım ama resmen Azkaban Tutsağında nefret ettim diyebilirim.

#SAVAŞAHAYIR
Savaş, kan, yıkım ve gözyaşıdır. Yoksulluk ve sefalettir. Sonu gelmez bir nefretin yükselmesidir.

Savaşlar kimsenin çıkarına değildir, sadece silah tüccarları, kan emiciler ve savaştan siyaset üretenler, dünyayı sömürenler karlı çıkar. Savaş hiçbir halkın çıkarına değildir.

Savaş, yoksulluktur, zamdır, açlıktır, göçtür, hastalıktır, sakatlıktır. çocuk ölümüdür, ana ölümüdür, baba ölümüdür.

Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur. (Benjamin Franklin)

Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi. (Stefan Zweig)

Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir. (François Fenelon)

Savaş; kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir. (Bertrand Russell)

Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. Galip gelseniz bile! (Gaius Cornelius Tacitus)

Bütün savaşları, dövüşemeyecek kadar korkak olan, bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır. (Emma Goldman)

Savaşı zenginler çıkarır, savaşta ölenler ise yoksullardır. (Jean Paul Sartre)

Savaşı sonlandırmazsanız, o sizi sonlandırır. (Herbert George Wells)

Barışta evlatlar babalarını, savaşta babalar evlatlarını toprağa verirler. (Herodot)

İnsan savaşın ne olduğunu, ancak bittiği zaman anlar. (H. N. Brailsford)

Savaş ülkeyi üç orduya terk eder; sakatlar ordusu, yas tutanlar ordusu ve hırsızlar ordusu. (Alman atasözü)

Savaşın sonunu sadece ölüler görür. (Platon)

Savaşta verilen ilk kayıp, gerçektir. (Aeschylus)

Barışın hiçbir maliyeti yoktur. Ya savaşın maliyeti! (Thomas Paine)

Silahlı milyonlarca adamla barışı gerçekleştiremezsiniz. (Lloyd George)

Savaş bir macera değildir. Bir hastalıktır, tifodur. (Antoine De Saint Exupery)

Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder. (Nazım Hikmet)

Eğer askerler düşünmeye başlasaydı, ordu diye bir şey olmazdı. (Büyük Frederik)

Savaşta haklı bile olsa, her zaman kaybeden taraf suçludur. (Adolf Hitler)

Savaş barışın sorunlarından korkakça bir kaçıştır. (Thomas Mann)

Ben öküzlerden korkarım, çünkü onların boynuzları var ama aklı yok. (İbni Sina)

İnsanoğlu savaşan bir hayvandır. (A. Huxley)

Bu adil bir barış olmayabilir ama süren bir savaştan daha iyidir. (Aliya İzzetbegoviç)

Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlamak için savaşmak zorunda değiliz. (Kazım Koyuncu)

Barış, savaşın yokluğu anlamına gelmez; o bir erdem, bir ruh hali, bir iyilik, itimat ve adalet duygusudur. (Spinoza)

Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı kör edecek. (Mahatma Gandhi)

Eğer herkes başka bir televizyon seti almak yerine barış isteseydi, o zaman barış olurdu. (John Lennon)

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak barış içinde yaşamayı. (Martin Luther King, Jr.)

Savaşa, doğuştan insan yıkıcılığının neden olduğu tezi saçmadır. (Erich Fromm)

Savaş; yüreklilik değil, korkaklıktır. (Edmund Burke)

Savaş, siyasetin ve ticaretin başka yoldan devamıdır. (C. Clausewitz)

Sen beni öldürmek için elini kaldırsan da, ben seni öldürmek için elimi kaldırmayacağım. (Habil, kendisini öldürmeye kalkışan kardeşi Kabil'e... "Maide-28" ayette geçiyor.)

Savaşma biliş! (Zavallı Metin)

Milya, Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı inceledi.
22 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap üzüntülü veya mutlu her anınıza gidebilecek bir kitap.
Kahramanın yaşı malum, söyledikleri, farkındalıkları, tespitleri, sokak kültürünün içinde yoğrulmuş olması sizi şaşırtıyor. bir çocuğun hayal dünyası mı yoksa "büyülü gerçekçilik' mi karıştırıyorsunuz arada. Fakat yaşadığı hayata öyle peşimistik bir duruşu var ki, yaşamını sürekli sorgulaması lazım gibi, zaten arada ölme isteğinden bahsediyor. kendisini birçok şeyi aşmış görüyor ve bunun yansımalarını romanın akışını bir anda kesen bölümde görüyorsunuz. beni çokça etkileyen kısımlar oldu; herhalde en ağır basanı tanrısal sohbet yaparken yediği şu laftı "sen tanrı'dan nefret ediyorsun; seni peygamber yapmadığı için." onun haricinde bu "geçmişyiyici" konseptini harry potter'daki "ruh emici"lere benzettim. burada geçmişyiyiciler, karşısındakinin bilinçaltından en kötü hatıralarını bulup saldırırken, ruh emiciler ise karşısındakinin güzel hatıralarından ve umutlarından besleniyorlar

Burak Duman, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'ı inceledi.
20 Tem 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Harry, muggle Dursley'lerle birlikte yaşamaya çalışırken üstüne birde Vernon Amca'nın kardeşi Marge Hala, onların evine 1 haftalık kalmaya gelir. Bu ziyaret sırasında Harry onu istemeyerek yaptığı bir büyüyle şişirir. Daha sonrasında da evden kaçar. Bir duvarın önünde soluklanırken, dev siyah bir köpek görür. Onun onu ısıracağını düşünerek korkar, o sırada Hızır Otobüs gelir ve oradan uzaklaşır.
Katil Sirius Black Azkaban'dan kaçtığı için Hogwarts'da üstün güvenlik önlemleri alınmıştır. Ruh Emiciler Hogwarts girişinde konumlanmıştır çünkü içeri girmeleri yasaktır. Bu sırada Hagrid,

Quidditch antrenmanları da son hızla devam ediyordur çünkü ilk maçları Slytherin ile olan Gryffindor takımı, geçen senelerde olduğu gibi kupayı küçük aksaklıklarla kaybetmemeye çalışıyorlardı. Slytherin, kötü hava şartlarında oynamak istemediği için arayıcılarının sakat olduğunu söyler ve maçı kabul etmez. Slytherin yerine Hufflepuff ile yarışacaklardır. Hufflepuff'ı kolay hamle olarak gören Gryffindor takımı, gayet rahattır. Maç da onların lehine ilerlerken, sahadaki şölen, coşku ve mutluluk onlara ziyafet gibi gelmiş olacak ki, aşağıda Ruh Emiciler gözüktü. Harry, dondu kaldı. Kukuletaları ona dönüktü, Harry süpürgesinden düştü ve Nimbus İki Bin, Şamarcı Söğüt tarafından parçalandı.

Bu kitap Harry Potter serisinde en heyecanlandığım kitap olabilir. Çok sürükleyici fakat biraz kafa karıştırıcı açıkçası. Sirius mevzusu biraz kafamı karıştırsa da oldukça eğlendim ve okurken çok keyif aldım. Şu zamanda yolculuk olayı da çok hoşuma gitti ama orada Harry görünmezlik pelerinini Snape'ten önce alsaydı daha iyi olurdu sanırım.

ÇOK FAZLA SPOİ






ÇOK FAZLA SPOİ









ÇOK FAZLA SPOİ







19 sene sonrasında Minerva McGonagall Hogwarts müdüresi, Hermione Granger Sihir Bakanı, Harry Potter Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi departmanının başında, Ron Weasley abisi George ile şaka dükkanını işletiyor ve Neville Longbottom Hogwarts’ta Bitkibilim Profesörü. Neville’in bahsi geçmesine rağmen oyunda hiç gözükmüyor.

Oyun Harry’nin oğlu Albus Severus, Draco’nun oğlu Scorpius ve Hermione ile Ron’un kızı Rose’un Hogwarts trenine binmeleriyle başlıyor. Hogwarts’a vardıklarında Albus ve Scorpius Slytherin’e seçilirken, Rose Gryffindor’a seçiliyor. Albus’un Slytherin’e seçilmesi, hem kuzeni Rose hem de Hogwarts öğrencileri tarafından negatif karşılanıyor. Albus, Harry’nin oğlu olarak Slytherin’e seçildiği ve Scorpius da Draco’nun oğlu olduğu için okulda çokça nefretle karşılaşıyorlar. İki karakter bir süre sonra en yakın arkadaş oluyorlar. Harry ikisinin arkadaşlıklarına karşı çünkü Scorpius’un Lanetli Çocuk olduğuna inanıyor. Rose annesine oldukça benziyor ama Hermione’nin aksine uçmakta oldukça başarılı ve ikinci senesinde Gryffindor’un Quidditch takımına Kovalayıcı olarak giriyor. Harry’nin büyük oğlu James Sirius da Gryffindor öğrencisi ve karakteri Fred ile George’u anımsatıyor.

Bu arada Harry’nin Scorpius’un Lanetli Çocuk olduğuna inanmasıyla ilgili olarak, bu Lanetli Çocuk muhabbeti nasıl başlıyor belli değil. En azından internette Harry’nin böyle bir kehanete neden inandığına dair bilgi verilmemiş. Tahminimiz “Lanetli Çocuk” olarak anılan kişinin karanlığı tekrar yükselteceği ve eski kötü günlerin geri geleceğiyle alakalı. Harry Potter da bir seherbaz olarak bunun önüne geçmeye çalışıyor.

Oyunun çoğu Albus, Scorpius ve Rose’un 4. senesinde geçiyor. Bu süreç içerisinde Scorpius’un annesi Astoria ölüyor ve ölümü Scorpius ile Draco’yu oldukça derinden etkiliyor. Hogwarts’ta Scorpius’a olan nefretten dolayı aslında Draco’nun değil, Voldemort’un oğlu olduğuna dair dedikodular var. Scorpius ve Draco bu dedikoduları yalanlıyorlar. 4. senelerinde Albus ve Scorpius oldukça yakın arkadaşlar ve Scorpius Rose’dan hoşlanıyor. Harry ve Ginny’nin kızı Lily Luna da Hogwarts’a başlıyor ve Gryffindor binasına giriyor. Scorpius’un karakterinin oldukça utangaç ve sevimli olduğu söyleniyor.

Albus ve Scorpius’un bu kadar yakın olmalarının sebeplerinden biri de Albus babası Harry’nin iyi şöhretinin yükü altında kalırken, Scorpius’un babasının kötü şöhreti yüzünden dışlanması. İki karakter de babalarının geçmişte yaptıklarıyla anılıyorlar. Fakat Scorpius bu konuda babasıyla sorun yaşamazken, Albus yaşıyor. Yeniyıl için evine giden Albus, babasıyla kavga ediyor. Harry kızı Lily Luna’ya oyuncak kanatlar, oğlu James’e görünmezlik pelerinini verirken, Albus’a bebekken kendisine ait olan ve Hagrid’in bebek Harry’i sarmak için kullandığı battaniyeyi veriyor. Babasının diğer kardeşlerine güzel hediyeler verirken kendisine eski bir battaniye vermesine sinirlenen Albus, babasıyla kavga ediyor ve Albus “Senin gölgende yaşamak ne kadar zor biliyor musun? Zavallı Harry Potter, ailesiz büyümüş ve herkesi kurtarmış aman da aman ama oğlu ancak Slytherin’e girebilmiş! Keşke babam sen olmasaydın,” dedikten sonra Harry sinirlenip “Hiç yoktan bir baban var!” diye cevap veriyor. Kavga kızışınca Harry Albus’a “Keşke sen de benim oğlum olmasaydın.” diyor. Buna sinirlenen Albus odasına koşarken Harry kızgınlıkla söylediği şeylerden pişman oluyor.

hogwarts-yeni-armalar-ust

Bu olaylardan sonra Cedric Diggory’nin babası Amos Diggory Harry’i ziyaret edip, Harry’den geçmişe dönerek oğlunu kurtarmasını istiyor. Geriye hiç zaman döndürücü kalmadığını söyleyen Harry, Amos’un isteğini geri çeviriyor. Fakat aslında Harry bir zaman döndürücüsüne sahip fakat geçmişi değiştirmenin tehlikelerini bildiği için isteği reddediyor. Amos’un yeğeni Delphi adındaki bir karakter, Albus ve Scorpius’a bu olayı anlatıyor ve Harry’nin aslında bir zaman döndürücüye sahip olduğunu söylüyorlar. Üçü birlikte çok özlü iksir içerek Harry, Ron ve Hermione’nin kılığına giriyorlar ve gizlice Harry’nin ofisine giderek zaman döndürücüyü alıyorlar. Geçmişe dönmeden önce Albus ve Scorpius, Delphi’ye ona ihtiyaçları olmadığını söyleyerek Delphi olmadan geçmişe gidiyorlar.

Geçmişe gittiklerinde ortadan kayboldukları için Harry ve Draco oğullarının yerini merak etmeye başlıyorlar. Oğullarını bulamadıkları için kavga eden Draco ve Harry, Harry’nin mutfağında düello yapıyorlar. Düello sırasında içeri giren Ginny iki karakteri ayırıp “İki dakika baş başa kalınca hemen birbirinizi öldürmeye çalışıyorsunuz,” diyor.

Albus’un kayıbı için kendini suçlayan Harry, Dumbledore’un Hogwarts’taki portresini ziyaret ediyor ve iki karakter arasında duygusal bir konuşma geçiyor.

Albus ve Scorpius, Harry’nin okuldaki Üç Büyücü Turnuvası zamanına geri dönüyorlar. Cedric oyunu kazanamasın diye Durmstrang öğrencisi kılığında Cedric’e büyü yapıp onu küçük düşürmeye çalışıyor. Hermione bunu görüyor ve baloya Viktor Krum ile gitmiyor. Ron baloya Padma Patil ile gidiyor ve Hermione’yi Viktor’dan kıskanmadığı için aralarında o efsanevi aşk bir türlü alevlenemiyor. Ron, Padma ile baloda yakınlaşıyor ve ileride onunla evleniyor

Albus ve Scorpius geri döndüğünde Hermione ve Ron hiçbir zaman bir araya gelmemiş oluyor ve çocukları Rose ile Hugo hiç doğmamış oluyorlar. Bu durumu düzeltmek için tekrar geri dönüyorlar. Geçmişe gittiklerinde Albus ve Scorpius Cedric’i etkisiz hale getirerek 2. görevde başarısız olmasını sağlıyorlar. Bu sayede Cedric turnuvadan eleniyor ve hayatı kurtuluyor.

Cedric’i kurtardıktan sonra kendi zamanlarına dönüyorlar ve döndüklerinde Scorpius tek başına döndüğünü ve Albus’un ortalıkta olmadığını fark ediyor. Bu alternatif gelecekte Hogwarts’ın müdürü Dolores Umbridge ve büyü dünyası Voldemort’un elinde. Umbridge ile Scorpius arasında şöyle bir konuşma geçiyor.

Scorpius: “Al nerede?”

Umbridge: “Al?”

Scorpius: “Albus Potter”

Umbridge: “Harry Potter öldüğünden beri yıllardır bir tane bile Potter görülmedi”

Bu bilgiyle şok olan Scorpius, geldiği günün Voldemort Günü olduğunu öğreniyor ve ilk bölüm bitiyor.

lanetli-cocuk-olum-yiyenler

Oyunun ikinci bölümü bu alternatif gelecekte başlıyor. Cedric hayatta kalmasına rağmen, Turnuva’yı kaybettiği için Harry’den nefret etmiş ve Voldemort’a katılmış. Daha sonra Neville’i öldürmüş ve bu sebepten dolayı Neville savaşta Harry’e yardım edememiş. Hogwarts Savaşı’nda Harry ölmüş ve bu yüzden Albus hiç doğmamış ve Voldemort ise iktidarda. Draco Malfoy, Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi’nin başında ve Muggle doğumluları yok etmekten bizzat sorumlu. Scorpius babasının konumundan ve gücünden ötürü Hogwarts‘ta ünlü, o zaman çizgisindeki hali de normal halinden farklı olarak oldukça kötücül ve lakabı Akrep Kral (adı Scorpius’un adı, akrep anlamına gelen scorpion kelimesinden üremedir). Hatta Muggle doğumlu öğrencileri Hogwarts zindanlarına hapsetmek gibi uygulamaların da fikrini ortaya süren de Scorpius’muş. Kafası karışan ve ne kadar kötü bir insan olduğuna inanamayan Scorpius, Draco’nun yanına neler olduğunu sormaya gidiyor. Scorpius’un bu “değişmiş” halini -özellikle de Harry Potter ve Hogwarts Savaşı hakkında sorular soran halini- gören Draco’yla aralarında uzun bir tartışma geçiyor. Draco sinirlenip, Scorpius’un kafasını masasının üzerine vuruyor. Fakat Scorpius, Draco’ya zamanında annesi Astoria’nın ne kadar iyi bir cadı olduğunu ve annesinin Draco’nun ne kadar iyi biri olduğuna inandığını hatırlatıyor. Baba ve oğul el sıkışarak ayrılıyorlar. Bu evrendeki herkes “Voldemort ve Cesaret” diyerek el sıkışmak zorunda. Ayrıca aralarındaki konuşmada Severus Snape’in hayatta olduğunu öğreniyoruz.

Scorpius, Snape’den yardım istemeye karar veriyor fakat ilk başta hikayesine onu inandıramıyor. Sonra Snape’e Lily’den ve aralarındaki sevgiden bahsedince Snape ona ve zamanda yolculuk hikayesine inanıyor. Scorpius, Snape’e Harry’nin oğluna onun ismini verdiğinden bahsediyor ve Snape Lily’nin hatırına Scorpius’a yardım etmeyi kabul ediyor ve onu gizli odasına götürüyor.

Odada Ron ve Hermione ile karşılaşıyoruz. Ron ve Hermione bu evrende de evli değiller ama aralarında bir yakınlık var. Ron, Hermione ve Severus Voldemort’a karşı aktif direnişte rol oynuyorlar. Ron ve Hermione, Snape ile yakın arkadaşlar. İkisi de başta Scorpius’a inanmıyorlar fakat Scorpius onlara diğer evrende başlarına gelenleri anlatıyor ve kendileri hakkında bu kadar bilgi sahibi olmasına şaşırıp Scorpius’a inanıyorlar. Tekrar zamanda Üç Büyücü Turnuvası’ndaki göreve geri gitmeyi, Albus ve Scorpius’un Cedric’e yardım etmek için kullandıkları büyüleri kalkanla engelleyerek her şeyi olması gereken haline getirmeyi planlıyorlar.

İlk görevde işler yolunda gidiyor ama ikinci görevde bir terslik çıkıyor ve Ruh Emiciler geliyor. Hermione, diğerlerine kendisinin Ruh Emicileri engelleyeceğini o arada diğerlerinin kaçmaları gerektiğini söylüyor. Onlar gitmeden önce de Ron’a onu hep sevdiğini ve seveceğini açıklıyor. Ron da Hermione’yle kalmaya karar veriyor ve ikisi de Ruh Emici öpücüğüne maruz kalıp ölüyorlar.

l-r_Ron_Weasley_(Paul_Thornley),_Hermione_Granger_(Noma_Dumezweni),_Rose_Granger-Weasley_(Cherrelle_Skeete)-large_trans++qVzuuqpFlyLIwiB6NTmJwanvEx60GDKHt8thW94NfqQ

Snape ve Scorpius ormana kaçıyorlar fakat Ruh Emiciler gelmeye devam ediyor, Snape de Scorpius gidip işleri düzeltebilsin diye kendini feda ediyor ve ölmeden önce Scorpius’a Harry’nin oğluna kendi ismini vermesinden onur duyduğunu söylüyor.

Scorpius ikinci görevde her şeyi düzeltiyor, Albus geri geliyor ve beraber kendi zaman çizgilerine dönüyorlar. Herkes onlara oldukça kızıyor. Scorpius onlara zaman döndürücüyü kaybettiğini söylüyor. Fakat sonra kaybetmemiş olduğunu ve yok etmeye karar verdiğini öğreniyoruz. Albus’la beraber zaman döndürücüyü yok etmek için Baykuşhane’ye gidiyorlar. Orada onu nasıl yok edeceklerini bulmaya çalışırlarken karşılarına Amos Diggory’nin yeğeni ve onların da arkadaşı olan Delphi çıkıyor. Albus’la Scorpius kıza Cedric’i kurtaramadıklarından bahsediyorlar fakat Delphi onlara zaman döndürücüyü nasıl yok edeceklerini göstereceğini söylüyor.

Bu arada Delphi yirmili yaşlarında. Çocukken bir hastalık geçirdiği için Hogwarts’a hiç gidemediğini anlatıyor ve Amos Diggory’nin kaldığı huzurevinde çalıştığını söylüyor. Fakat bu bir yalan. Delphi’nin sırtındaki bir dövmeden Voldemort sempatizanı olduğunu anlıyorlar. Kız aslında zamanda geri gidip tekrar Voldemort’u geri getirmenin planını yapıyormuş ve bu sırada Albus ve Scorpius’u da kullanmak istiyormuş çünkü kehanet Voldemort’u Albus’un geri getireceğini ve bu yüzden Albus’un Lanetli Çocuk olduğunu öngörüyormuş.

Harry ve Ginny, Albus’la Scorpius’un yokluğunu fark edip deliye dönüyorlar. Ron onları en son Delphi’yle Baykuşhane’de gördüğünü söylüyor, onlar da nerede olduklarını öğrenmek için kızın tek yakını olan Amos Diggory’e gidiyorlar fakat Amos hiçbir zaman Delphi diye bir yeğeninin olmadığını söylüyor.

Bu noktada Delphi, Albus ve Scorpius’a aslında Voldemort ve Bellatrix’in kızı olduğunu ve Hogwarts Savaşı’ndan önce doğduğunu söylüyor.

Delphi, Albus ve Scorpius Üç Büyücü Turnuvası’nın üçüncü görevine gidiyorlar. Delphi kaçamasınlar diye ikisinin asalarını kırıyor ve hatta elindeki zaman döndürücüyü beş dakikadan fazla geçmişte kalamayacağı için almaya çalışan Scorpius’a Crucio Laneti yapıyor ve Scorpius’a daha fazla zarar gelsin istemeyen Albus, Delphi’ye boyun eğip istediklerini yapıyor.

Albus ve Scorpius, sonunda ölecek olsalar bile Delphi’yi engellemeye karar veriyorlar. Buna sinirlenen Delphi tam onlara zarar vermeden önce Cedric tarafından donduruluyor. Cedric, Albus ve Scorpius’la konuşuyor ve Cedric ölüme gitmeden önce Albus babası Amos’un onu çok sevdiğinden bahsediyor.

Delphi bir şekilde büyüden kurtuluyor ve Albus ile Scorpius’u yakalayarak onları kendisiyle birlikte geçmişe götürüyor. Albus bunun Lily ve James Potter’ın öldüğü 1981 gecesi olduğunu anlıyor. Yani Delphi diğer planında başarısız olunca bizzat Voldemort’a yardım edebilmek için Harry’i kendisi öldürmeyi planlıyor. Albus, Lily ve James’i birkaç kez dışarıda görüyor ve bebek Harry’nin battaniyesini tanıyor. Onu bir şekilde almayı başarıp üzerini yakarak “Baba yardım et 31/10/81” yazıyorlar.

harry-draco-ronald

O sırada Harry Draco’yla konuşuyor. Draco ona karısının aileden geçen bir kan hastalığı olduğunu, bu yüzden Scorpius’u doğururken zayıf düşüp öldüğünü, Scorpius hakkında dolaşan lanetli çocuk dedikodularının onları ne kadar yıprattığını falan anlatıyor. Harry ona üzülüyor ve sempati duymaya başlıyor.

Hermione Sihir Bakanı olarak olağanüstü bir toplantı yapıyor ve bakanlığın diğer çalışanlarına neler olduğunu anlatıyor. O sırada Draco çıkıp suçun kendisinde ve oğlunda olduğunu söyleyerek sorumluluk alıyor.

Albus’un odasına gitmiş olan Harry ise duygusal bir çöküş yaşıyor. O güne kadar çevresinde ölen herkes için kendisini suçluyor. Ginny ona umudunu kaybetmemesini söylüyor ve o sırada battaniyeyi eline alan Harry Albus’un geçmişten gönderdiği mesajı görüyor.

Harry, Draco, Ginny, Ron ve Hermione 1981 yılının 31 Ekim’ine geri dönüyorlar çünkü aslında Draco’nun ailesinin de gizlice sakladıkları bir zaman döndürücüleri olduğu ortaya çıkıyor ve oğlanlarla Delphi’nin kullandığı bir prototip olduğu anlaşılıyor.

Delphi’nin asıl niyetinin Harry’yi öldürmek değil, Voldemort’u uyararak Harry’e saldırmamasını söylemek olduğunu öğreniyorlar. Bu yüzden Harry Voldemort kılığına giriyor ve Delphi’yi diğerlerinin olduğu yere çekiyor. Hep beraber Delphi’yle savaşıp onu yeniyorlar.

Bu sırada Harry ve Albus’un ilişkisi oldukça düzeliyor çünkü Albus birkaç kez babasını kurtarıyor. Karakterler hep birlikte Voldemort’un Lily ve James’i öldürmesini izlemek zorunda kalıyorlar. Geçmişi değiştirirse geleceği bozacağını bilen Harry ailesini kurtaramıyor ve ölümlerini izlerken yere yığılıp ağlıyor.

Geri döndükten sonra Delphi’yi Azkaban’a kapatıyorlar ve Scorpius Rose’a çıkma teklif ediyor. Harry ve Albus, Cedric’in mezarını ziyaret ediyorlar ve Harry sürekli Cedric’ten özür dilemek için oraya geldiğini söylüyor.

Oyun, tıpkı yedinci kitabın sonu gibi umut dolu olan şu cümleyle bitiyor:

“Bugün güzel bir gün olacağa benziyor.”

NigRa, Harry Potter and the Cursed Child - Parts I & II'ı inceledi.
 03 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Epey uzuuuuun bir inceleme yazacağım arkadaşlar. Şimdiden sonuna kadar sabrettiğiniz için teşekkür ederim. :)


Öncelikle bu bir tiyatro metni, kitap değil ve 8.kitap gibi sunulsa da bence en fazla bir "fan fiction" dediğimiz hoş bir hayran hikâyesi.Ya da “Pottermore” da yayınlanan ara hikayeler gibiydi.Bu yüzden bir kitaptan farklı ve kısıtlı olduğunu ele alarak okumaya başlamak gerekir.Kitabı sevmedim diyemem Harry Potter benim için her türlü kabulü olan bir dünya.Ama metni Rowling’in yazmamasının getirdiği eksiklikler çok fazlaydı.Bildiğimiz karakterlerin görünüşünde kişilikleri farklı karakterler çıkmıştı sanki ortaya ve karakterleri tam oturtamamışlar gibiydi.Ama o kadar zaman geçip eski bir dosta kavuşmak gibiydi, yüzümde bir tebessüm ile okudum. Zaten bir nevi "Ölüm Yadigarları" 'na muhtelif sonlar yazılıp bir hikayede toplanmış denilebilir.
Özellikle çok farklı bir Draco vardı, o zalim,kötü Draco gitmiş yerine daha insancıl, empati kuran hatta neredeyse Harry ile kanka bir Draco gelmiş!! Şöyle genel olarak hikayeyi toparlayarak yorumlaya yorumlaya gitmek istedim.




------------------------------------------------AĞIR SPOILER ----------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------


Hikaye Ölüm Yadigarları'ndan 19 sene sonra King's Cross istasyonunda başlıyor. Harry'nin oğlu Albus'un Hogwarts'taki ilk yılı. Albus Hogwarts Express’inde Malfoy’un oğlu Scorpius ile arkadaş olur. Scorpius’un Voldemort’un çocuğu olduğuna dair bir söylenti var. Malfoyların zaman yolculuğu yaparak Draco’nun karısını Voldermort’tan hamile bıraktığı söyleniyor. (!)
Hermoine ve Ron’un kızı Rose Gryffindor’a; Albus Slytherin’e seçilir ve diğer aile üyeleri Gryffindor olduğundan kendisini farklı hisseder. Ayrıca Harry Potter’ın oğlu olarak babasından çok farklıdır. Mesela herkes süpürgelerini kaldırırken Albus hareket bile ettiremez. :) Bu arada Scorpius Rose’a hayran…

Hikaye başlarken Albus ve Scorpius Slytherin’de, Hermoine Sihir Bakanı, Harry Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi’nin başında, Hogwarts müdürü Mcgonagall. Neville Bitkibilim Profesörü. :) Ginny “Daily Prophet” spor sayfasını yönetiyor. Buraları okumak uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımdan haber almak gibiydi. :)
Her şey bakanlığın bir “ Zaman Döndürücü” bulmasıyla başlar ve Harry yine kabuslarla yara izi acıyarak uyanmaya başlar. Albus ile Scorpius zaman döndürücüyü çalarak 1994 yılına, 4.Kitapta “3 Büyücü Turnuvası”nın düzenlendiği zamana, Cedric Diggory’i kurtarmaya dönerler.Delphi Diggory(Cedric’in babasının yeğeni) de onlara yardım ve yataklık eder. Ki çıkış noktası çok mantıklı gelmedi bana.Neden Cedric ve Albus mesela,farklı bir yer seçilebilirdi hikayeden. İlle dönecekseniz Hogwarts Savaşı’na dönüp Fred Weasley’i kurtarsaydınız!!

Neyse ilk görevi engellerler ve geri dönerler. Burada araya girerek zaman yolculuğunun ne kadar hassas bir konu olduğunu yıllardır okuyup, izliyoruz demek istiyorum. Kelebek etkisi dediğimiz geçmişe müdahale edersek geleceği etkileriz olayı... Ama metinde bunun üzerine çok düşmemişler ve çocuk oyuncağına döndürmüşler,basit kalmış. Tabi döndüklerinde pek çok şey değişmiştir. Albus Gryfinddor binasında, Hermoine “Karanlık Sanatlara Karşı Savunma” öğretmenidir ve Ron ile evlenmemişlerdir. Çünkü Hermoine baloya Krum ile değil Ron ile gitmiştir. Ron Padma ile evlenmiş,Hermoine ise psikopat olmuştur. :) Hatta Snape gibi davranıyor diyeyim siz anlayın. Burası da bana saçma geldi,olay örgüsü değişebilir ama bambaşka bir kişiliğe dönüşmüş olması oturmamış sanki. Hermoine- Ron evliliği gerçekleşmediği için Rose hiç varolmamıştır. Cedric yine de hayatta değildir.Harry yine aynı yerinde,evli mutlu üç çocukludur.Sihir Bakanı kim belirtilmemiş.

Sonra tekrar denemeye ve düzeltmeye karar vererek 2. Göreve dönerler. Burada Cedric’in tüm okulun önünde küçük düşmesine sebep olarak,turnuvadan elenmesini sağlarlar. Bu kez döndükleri gelecek epey "Karanlık"tır. Scorpius artık tek başınadır. Hogwarts’ın başında Dolores Umbridge vardır!!! :-o Büyük Hogwarts Savaşı kaybedilmiş!! Harry 20 yıl önceki bu savaşta ölmüştür. :( :( :( Bugün “Voldemort Günü” olarak kutlanıyor.Mugglelar ve Bulanıklar kutlamalarda sırf eğlence olsun diye öldürülüyor.Hogwart arazisinde “Ruh Emici”ler dolaşıyor. Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi’nin başında Draco Malfoy var ve işte bu Draco biraz bizim eski Draco’ya benziyor. Sihir Bakanı kim yine belirtilmemiş. Snape hayatta. :) Ama bildiğimiz o soğuk karakter yine yumuşatılmış. Cedric de hayatta fakat "Ölüm Yiyen " olmuş,turnuvada başarısız olduğu için ve Neville’yi öldürmüş!! :/ Ki bu da eski hikayeye uymayan başka bir kısım.Tanıdığımız Cedric Harry’e kupayı birlikte almayı teklif edecek kadar nazik ve düşünceli. Neville Nagini’yi öldüremediği için Voldemort ölmemiş ve savaşı kazanmış.Burası epey enterasandı Voldemort Hitler gibi yansıtılmış,ölüm yiyenler “For Voldemort and Valor” şeklinde selamlıyorlar birbirlerini. Tabi Scorpius da Malfoy olduğu için Draco’nun bir zamanlar Slytherinliler arasında olduğu gibi popüler ve zalim.Harry öldüğü için Albus yok.Snape hala gizli çalışıyor,yoldaşlık adına. Scorpius Snape’i ikna ederek yardım istiyor.Snape’ye farklı bir evrende Harry’nin savaşı kazandığını ve oğluna onun adını verdiğini anlatıyor. Buralar çok tatlıydı.Bir nevi Alan Rickman’a vefa tadındaydı… Ve bir şekilde Scorpius tekrar kendi zamanına dönüyor.(Buralar da bir mantık hatası vardı,ama tam anlayamadım).
Tüm bu olanlardan ders çıkaran çocuklar “Zaman Döndürücü”yü yok etmeye karar veriyorlar ve baykuşhanenin yolunu tutuyorlar. Burada Delphi ile karşılaşıyorlar ve onun aslında farklı bir amacı olduğunu öğreniyorlar.(Tabi cınım manyak msn!?) Ki burası da çok tahmin edilebilirdi bir waoovv ile gelmiyor bilgi. Delphi’den öğrendiğimiz üzere bir kehanet var ve kız bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Kehanete göre “Fazlalıklar ayıklandığında,zaman döndüğünde,görülmemiş çocuklar babalarını öldürdüğünde “Dark Lord” geri dönecek. İşte kehanette bahsedilen, zamanı tekrar yazaraktan babasını öldürecek olan çocuğun Albus olduğunu anlıyoruz. Böylece “Cursed Child” ‘ın Albus olduğu ortaya çıkıyor.

Bu arada Delphi ve Voldemort ile ilgili bir varsayım okuyoruz;fakat ben Rowling’in böyle bir şey yapmayacağını düşünüyorum. İşte fanfic olunca pek çok teori olabiliyor.Rowling umarım bu kısım ile ilgili bir açıklama yapıp konuya ışık tutar.

Hikayede en son 1981 GODRIC’S HOLLOW’a Felsefe Taşı’nın başına dönüyoruz ve bir sürü duygusal sahne okuyup, geçmiş 7 kitabı ne günlerdi tarzı yad ediyoruz.


------------------------------------------------AĞIR SPOILER ----------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------


Eleştirmek istediğim kısımlara gelirsek; karakterlerin yetişkin hali bildiğimiz gibi değil. Hele Harry ve Draco sanki tamamen farklı kişiler. Okulda birbirleriyle sürekli zıtlaşan, birbirlerinden nefret eden ikisi değilmiş gibi neredeyse arkadaşlar denilebilir. Hatta daha da ileri gidip Draco ve Ron bile arkadaşça diyebilirim. Bir Weasley eziklemesidir sürdüren Malfoy değilmiş,Dumbledore’u öldürme görevini alan Malfoy,kibirli safkan büyücü aşığı Malfoy gitmiş. Arthur Weasley ve Lucious Malfoy nasıldı hatırlarsınız.Draco hayranı sanırım yazanlardan birisi,iyi göstermek için epey uğraşılmış.

Harry bildiğin kibir küpü Profesor McGonagall’a emirler yağdırmalar,”Minerva” şeklinde hitaplar falan,sonra 40 yaşında ki Harry oğluna asla “bazen oğlum olmasaydın istiyorum” diye bağırmazdı. Bizim sevdiğimiz Harry böyle birisi değildi.Ron resmen yok kitapta,son derece ezik bir Ron var.Serinin tümüne damgasını vuran muhteşem arkadaşlık bağı da yok. Hagrid yok,sadece son sahnede ufak bir rolü var flashback kısmında.

Zaten zaman döndürücü olayı tamamen mantıksız, Dumbledore bilemez miydi geriye dönüp Tom Riddle’ı Voldemort olmadan önce engellemeyi ya da ailesini kurtarmayı bilemez miydi Harry?? Saçma… Hadi zamana müdahale etmemelisin goygoyu olsa çoluk çocuğun elinde “Time Turner “ne arıyor o zaman. Ya da hadi yaptın bir hata Time Turner ile Voldemort döndürülmeye çalışılsaydı mesela.
Eğer Scorpius, Rose diye tutturmuyor olsa Scorpius ve Albus birbirine aşık diyebilirdim.Yeni nesil fanfic.lerdeki gay love takıntısının kıyısından dönülmüş gibi geldi.Ama Scorpius çok tatlı bir karakter olmuş.

Tiyatro metni, bütün betimlemeler ve hikâye akışı çıkartılıp ortada bir tek diyaloglar kaldığı için okuması kolay olduğundan çabuk bitirilebiliyor. Aşırı Harry Potter hayranı değilseniz, bu kitabı almanıza hiiiç mi hiç gerek yok. Benim için o evrene açılan farklı bir pencere olmasından ötürü okumak zevkliydi ama sadece 7. Kitaptan 20 yıl sonra birlikte izledikleri bir maç da olsaydı anlatılan ben yine zevkle okurdum.Ama 7 kitap ve onca yılın üzerine tutuşmayan hikaye devamları ve mantık hatası dolu bir senaryo var elimizde.(Çok özlü iksir gibi... ) Üzerine hiç düşülmemiş,hiç uğraşılmamış.Belki sadece Rowling’in elinden çıkmadı ama insan kendi eserini bu hale döndüren şeyi nasıl onaylayabilir bunu da anlayamıyorum.

Serdar Poirot, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'ı inceledi.
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Serinin son derece güzel üçüncü romanı. Harry, Hogwarts'taki üçüncü senesindedir ancak kara bulutlar peşini bırakmamaktadır. Kaçmanın çok zor olduğu Azkaban hapishanesinden azılı katil Sirius Black kaçmıştır. Sirius, zamanında Harry'nin babası James'in en yakın arkadaşıdır. Onlara ihanet edip Lord Voldemort'un tarafına geçtiği söylenmektedir. Hedefinin Harry olduğu söylenen Sirius yüzünden Hogwarts'a Azkaban'ın koruyucuları Ruh Emiciler gelir. Karanlık Sanatlar hocası Remus Lupin'dir ve Ruh Emicilerle savaşması için Harry'yi eğitmeye başlar. Acaba başarılı olabilecek midir? Sirius gerçekten söylendiği gibi kötü bir insan mıdır? Harry ile profesör Snape'in arası düzelecek midir? Soluksuz okunan bir roman.

Ceren Özavcı, bir alıntı ekledi.
04 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

(Lupin)
"Benden bir daha paçanı kurtarmamı bekleme Harry. Sirius Black'i ciddiye almanı sağlayamadım. Ama Ruh Emiciler yanına yaklaştığında duyduklarının senin üzerinde daha büyük bir etkisi olmasını beklerdim. Annenle baban sen hayatta kalasın diye canlarını verdiler, Harry. Onlara borcunu böyle mi ödüyorsun- bir torba dolusu sihirli şaka uğruna fedakarlıklarını hiçe sayarak mı?"

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, J. K. Rowling (Robert Galbraith) (Sayfa 266)Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, J. K. Rowling (Robert Galbraith) (Sayfa 266)