s დ

s დ
ölü çiçeklerle dolu bir vazo.
napacağımı bilmiyorum. sadece biraz konuşmak istedim, bir şeyler yazmak iyi gelir diye düşündüm. şimdi fark ediyorum da ne yazacak heyecanım, ne de içimi dökecek mecalim yok. tek bildiğim içimde üç kişinin olduğu. birisi aşırı sinirli, tüm yaşadıklarından dolayı herkesten nefret ediyor. birisi aşırı hüzünlü, her olayda saatlerce ağlamak istiyor. birisi aşırı mutlu, nolursa olsun gülmek istiyor. en kötüsü de naparsam yapayım üçü birleşmiyor. bazen mutlu olmak isterken hüzün geliyor, hüzünlenirken sinir geliyor. napacağımı göremiyorum, bilemiyorum artık. aslında hiçbir şey yok, aslında çok şey var. yine zıtım, yine yapamıyorum. ama inan deniyorum, senin için deniyorum kelebek. sen geldiğinde omzunu dayayabileceğin bir omuz bul diye. tabi gelirsen..
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
senle beni de bir araya getirseydi bu şarkı keşke.
ne yakın arkadaşı ne samimiyeti canım
madem bozucaktın neden düzelttin beni?
anne yanıyor, içim yanıyor. gözyaşlarımla söndürmeye çalışıyorum ama daha da alevleneceğini öngöremiyorum. anne acıyor, canım acıyor. elime ilk gelen şeyle bastırıyorum ama o acıyla elimdekinin bıçak olduğunu göremiyorum. anne bir eksiklik var, içimde bir yerde bir boşluk. bu boşluğun sebebini de yerini de çok iyi biliyorum ama çaresizim. evet, uygun kelime bu, o boşluk dolmamaya mahkum. hakettim biliyorum ama ben sadece çabalamak istemiştim. ne için çabaladığımı bilmeden. bir şeyleri başardım sanmıştım, daha da dibe battığımı bilmeden. sen yanımda olursun sandım, sadece sandım kelebek. birisi el uzatır sandım, elim havada kaldı. kendimi kalkiyim dedim, kalarken kendi kendimi defalarca düşürdüm. ben beceremiyorum, üzgünüm.