"Hayalindeki mükemmel evlat, kız kardeş, partner, eş, anne, çalışan olmaya uğraşmaktansa, doyum verici bir hayatı ancak yalnızca insan olarak, kendi amacının yörüngesinde dönerek, bir tek kendine hesap vererek yaşayabileceğini artık anlamıştı."
"Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak. Deneyimlediği, birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği, Nora'nın aldığı en garip dersti."
Böylece ne yazacağını düşünmeye çalışmaktan vazgeçip aklına gelen ilk şeyi, dıştaki bütün yıkımları yenebilecek asi ve sessiz bir kükreyiş halinde hissettiği şeyi yazdı. Bildiği tek gerçeği, artık onu gururlandıran ve hoşnut eden gerçeği, kabullenmekle kalmayıp varlığının her bir ateş gibi zerresiyle sonuna kadar kucak açtığı gerçeği. Kalemin ucunu kâğıda iyice bastırarak, büyük harflerle, birinci tekil şahısta ve şimdiki zamanda, çabucak ama ne yaptığını bilerek bu gerçeği yazıverdi.
Olası her şeyin başlangıcı ve tohumu olan bir gerçek. Geçmişte lanet, artık bir lütuf olan.
Sonsuz sayıda evrenin gücünü ve potansiyelini içeren tek bir sözcük.
YAŞIYORUM."
"Hayatın bazen bize tuzak gibi gelmesi aslında zihnin oynadığı bir oyundu. Mutlu olmak için üzüm yetiştirip şarap üretmesi ya da gün batımını California'da izlemesi gerekmiyordu. Büyük bir evinin ve mükemmel bir ailesinin olması da gerekmiyordu. Yalnızca potansiyele ihtiyacı vardı ve potansiyelden bol bir şeyi yoktu. Bunu neden daha önce görememişti ki?"