"Hangi kelimelerle anlatabilirim bilmiyorum...
Ne yazarsam yazayım, hissettiklerimi anlatmak için hep eksik kalacak. İçimdeki fırtınaları, tüm benliğimi saran, yüreğime çöreklenip oturan, boynumu büken o bunaltıcı hissi, o arada kalmışlığı, sıkışmışlığı hiçbir kelime layıkıyla ifade edemeyecek.
Kime anlatabilirim hiç bilmiyorum.
Çünkü herkes yeni doğum yapmış bir annenin hayatının mükemmel olduğunu düşünüyor. Bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almış bir anne daha ne isteyebilir ki?"
Verdek kimdir? Nedir? diye bir soru yöneltilse; kendi gerçek hayatının masal kahramanı diyebilirim sanırım.
Düz insanların, düz bir mahalledeki inişli çıkışlı hayatlarının küçük bir kız çocuğunun gözlemleriyle bize rengarenk aktarılmasıyla oluşmuş Verdek.
Zor, çok zor bir hayat yaşayan bir çocuğun, hayal dünyasında olayları bir şekilde olumlamaya çalıştığını, gerçekler yüzüne tokat gibi-çoğu zaman mecazi olmayan tokatlar- çarpsa da yine de olumlamaya çalıştığını okuduğum; içimde hem bu hayal dünyasının güzelliğini hissedip mutlu olurken hem de sürekli hayal dünyasına yönlenmek zorunda olacak kadar yalnız olmanın verdiği çaresizliği hissedip burulduğum bir kitap oldu benim için. Verdek; sevincini, üzüntüsünü, öfkesini ve dahi her duygusunu coşkuyla yaşadıkça ve bu duygular bana sirayet ettikçe kitap aktı gitti.
Kitabın tek noksan yanı yanlış bir yayınevi tarafından basılması olmuş. Duyguların akıp götürdüğü kitabı çok fazla basım ve imla hatası tıkıyor ister istemez. Bu çok talihsiz olmuş.