"Pes ettiğini gösterircesine omuzlarını düşürdü. 'Pekâlâ. O da başka bir günün öyküsü olsun o zaman.'
'Belki de hiçbir zamanın öyküsü olur,' dedim ve bir cevap daha vermesine engel olmak için salondan hızla çıktım. Koridorda odama yürürken cevabını yine de duydum.
'Ortada bir öykü varsa Nefes, er ya da geç anlatılır.'”
“'Arkadaşlar!' Tanem, yüksek bir tonda başladığı cümleyle beraber aniden ayaklandı. Bu kız hiperaktif olabilir miydi? İki dakikadan daha uzun süre oturduğunu henüz görememiştim. 'Bu duruma seyirci mi kalacağız!' Bir siyasetçi gibi bağırarak konuşuyordu. 'Nefes’i bu evden gerçekten gönderecek miyiz!'”