İhsan Fazlıoğlu'nun daha önce Akıllı Türk Makul Tarih kitabını okumuştum ve bu kitabın da içerik yönünden ona benzediğini fark ettim. Soru cevap şeklinde olması İlber Ortaylı'nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır kitabına benzetmeme de sebep oldu ama tabii Soruların Peşinde ona göre çok daha felsefî, çok daha derin bir kitap. İhsan Fazlıoğlu, bir felsefeci olarak tarihe de bu açıdan yaklaşıyor. Genel olarak ise özelde Türk milletinin genelde tüm Müslümanların (ki aslında çok da fark etmiyor) geçmişine, bugününe ve geleceğine ışık tutuyor. İsmet Özel'i çok seven biri olarak İhsan Fazlıoğlu'nun cevaplarında İsmet Özel esintileri hatta İsmet Özel alıntıları görmek beni mutlu etti.
Selçuklu-Osmanlı çizgisi, Batı Avrupa için önce 'korku'dur; korkunun kaynağıdır. Daha sonra 'engel'dir. Şimdilerde ise, özellikle geçmişini, tarihini ne yapacaklarını bilemedikleri 'sorun'dur. Kısaca, İsmet Özel'den öğrendiğimize göre, 'konuşulamayan', bu nedenle 'konuşulabilir' hale getirilmeye çalışılan bir 'varlık'tır.
Can birliği, bir misyon birliğine, bir yoldaşlığa dayanır. Dolayısıyla o yoldaşlıkta, o yolun ilkelerine, yolda bulunmanın şartlarına, o ideallere, o ülkülere mensup olan, ait olduğunu ortaya koyan herkes, etnik mensubiyeti ne olursa olsun Türk olmuştur. O açıdan, Türk bir ırkın değil bir milletin, bir mensubiyetin adıdır diyebiliriz.