"İnsanın körlüğüne ve sefaletine, tüm evrenin dilsizliğine, tüm bilgilerden mahrum bir halde sağını solunu bilemeden evrenin bu köşesinde kaybolmuşçasına dolanıp duran, onu oraya kimin koyduğunu ya da öldüğünde kendisine ne olacağını bilemeyen insana baktığımda, uyurken kaçırılıp korkunç bir ıssız adaya götürülen, uyandığında nerede olduğunu bilemeyen ve o adadan çıkabileceği her türlü araçtan yoksun bir insan olarak korkmaya başlıyorum. İnsanların böylesine sefil bir durumda neden umutsuzluğa düşmediğine, işte bu nedenle hayret ediyorum."
Şiddetli bir kaygı içindeki kişinin ne yaşadığını dışarıdan bakıp anlamak çok zordur. Brown arkadaşlarından söz ederken haklı olarak şöyle der: "Denizde boğulmakta olan kişiye [bana] yüz diye yakarırken suyun altında ellerimin ve ayaklarımın bağlı olduğunu bilmiyorlar.."