iki yıl sonra kapatılacağı delilerevinde onu yoklamaya gidemeyişinin, onu hiç tanımayışının, uzattığı eli tutmayışının acısını mı çekiyorsun? bir geleneğe sırt çevirmenin?
en iyisi, kendi on üç yaşını anımsa.
kıyıcı bir erkeğe tutulup onun ardısıra nerelere, nerelere sürüklenmiş bir kadının ikiye bölünmüş gülümsemesi: hüzünlü, esrik, al, solgun, hasta, dirençli, incinik, atak ama hep yarım.
şaşılacak şey ama oluyor işte. büyüyorsun, derken genç kadınsın, yanakların dolmuş. bir de bakıyorsun bacakların pörsümüş. yanakların en son hangi gün dolgundu, bacakların ilk hangi gün boşalmaya başladı bilemezsin ki. değil mi behçet? biz de bir gün baktık ki bu odadayız. beyazıt'ın arkalarında.
sanki beyaz gömleğinin yakasındaki kola ayakta tutuyordu onu, gömlek biraz daha eskise, bir kerecik daha yıkansa, ya da pencere camı biraz daha aralık kalsa da içeri akşam rüzgârı dalsa, yedeğinde, yeşeren otların, ilk kabak kızartmalarının, nanenin kokusunu getirip bıraksa, yaşamanın üstüne bunca varmasına dayanamayacak, yıkılıverecekti.