evvelce yaşamak nedir bilmiyordum; yine de hayatı herkesten fazla severdim. şimdi yaşamanın anlamını öğrendim. yine de senin için ölmeyi yaşamaya tercih ediyorum. ama sen... sen ölümü benden fazla seviyorsun. ben de seni canımdan fazla seviyorum.
bazen akşam rüzgârı estiğinde nefes alabildiğimi hissettiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşünürüm; cehennemde rüzgâr olmadığını söylerler, o halde burası cehennem olmamalı, ne şanslıyım derim. öyle ki günün yirmi dört saati içinde, sadece o ana sahip olarak yaşayabileceğimi hissederim. insanlar olarak epey karmaşık yaratılmış olsak da bazı yönlerden son derece basitiz. yalnızca nefes almanın güzelliğini hissedebildiğim ufak bir zamana, günde bir saatliğine ya da on dakikalığına da olsa, hayatta olduğum için bunu hissedebiliyorum diye düşünebileceğim bir zamana sahip olsam yeter.