Hakaretlerin ve sözlü kötü muamelenin önemli bir rolü vardır. Karşıdakini yere seren ve onu sessiz bırakan güçlü bir silahtır bu. Saçmalık karşısında ne denebilir? Argüman yoktur, olası bir savunma yoktur.
Normal ve sağlıklı bir ilişkide teşvik edici, karşındakini daha iyiye yöneltici yapıcı eleştiriler olurken, narsistik sapkın yalnızca yıkıcı, kaba ve perspektifsiz eleştiriyi kullanır. Teşvikler onun söylemine girmez. Partneri karşı koyduğunda ise yaptırımlar hemen gelir: suskunluk, küçümseme, yok sayma, hakaretler.
Fiziksel şiddet, darbeler gerçekten de her zaman narsistik manipülatörün silahları arasında değildir. Sözel şiddeti partnerini kemirmeye haydi haydi yeter. Yumuşaklıkla saldırganlığın birbirinin yerine geçmesi bu tür ilişkinin özelliğidir. Kurbanı öncelikle istikrarsızlaştıran şey, olumlu ile olumsuz arasındaki bu sürekli gidiş geliştir. Kurban bu güçlü salınım hareketini izlemek zorundadır. Sonuçta, hem gerçek hem de mecaz anlamda başı döner: Neye tutunacağını bilemez, ciddi biçimde yargılamakta tereddüt eder, sonra da bağışlamakta tereddüt eder, sonra bunub bir daha meydana gelmeyeceğini, onun değişeceğini, o kadar da ciddi bir şey olmadığını kendi kendine söyleyerek onu bağışlar...
Yıkım evresi kurban açısından bilinçli ıstırapla başlar. Güzel ideal yok olmuştur. Narsistik sapkın kişiliğinin olumsuz yanlarını ortaya koyar. Kıskanç ya da şiddete eğilimli biri olur, hem daha mesafeli hem de daha müşkülpesenttir. Kurban, partnerini memnun etme yönündeki gereksiz ve tüketici çabası sonunda kendi enerjisinden-ve dolayısıyla tözünden- olur. Sık sık maruz kaldığı suçlamalarla yere serilir. Her şeyden, en başta da kendisinden kuşku duyar: Sonuçta değersiz biri olduğuna ikna olmuştur. Dolayısıyla, yalnızca küçümsenmekle kalmaz, böyle olduğu için de suçlu görülür! Çöken partner, işkence ede ede öldürülebilecek narsist sapkının bütünüyle insafına kalmış bulur kendini.