Bugün hâlâ, Karahantepe’deki o taşa kazınmış yüzün çok uzağında değiliz. Teknolojiyle, bilimle, hızla çevriliyiz belki; ama bilincimizin çekirdeği hâlâ orada duruyor. O ilk bakışın, o ilk fark edişin etrafında dönüp duruyoruz. Yükseldikçe uzaklaştığımızı sanıyoruz; oysa çoğu zaman yalnızca daha geniş bir çember çiziyoruz.