"Sana sürekli zarar veren, içindeki huzuru sömüren insanlara sabretmek erdem değil; kendi ruhuna yaptığın bir zulümdür. Bazı bağları koparmak günahtan değil, ibadettendir.” İmam Gazâlî.⭐
Sabır.
“İmtihan böyledir, Allah verir de alır da. Verirken şükretmek, alırken de sabretmek lazım. Çünkü O, ne imtihan verdiyse mutlaka rahmetini de içinde gizlemiştir, sabredelim.”
Alıntı
Kırgınlık anlatılmaz... Bazen bir cümleye sığmaz, bazen gözyaşına bile dönüşemez. İnsan içine atar, sessizce taşır. Öyle bir acıdır ki, hasta hâlinle bile seni yollara düşürür, yürütür, yorulana kadar düşündürür. Kalbinin en hassas yerinde durur da ne uyutabilir ne de unutturabilir. Sonra bir ayet yankılanır kulakta: "Rabbin için sabret." İşte o an anlarsın; her kırgınlık anlatılmak için değil, bazıları Allah'a emanet edilmek içindir. İnsanlardan beklediğin anlayışı bulamazsın belki, hakkını teslim eden olmaz belki, gönlünü incitenler dönüp bakmaz belki... Ama Rabbin görür. Sessizliğini de görür, geceleri içine attığın hüznü de bilir. Bu yüzden sabretmek bazen susmak değildir; yarana rağmen yoluna devam etmektir. Kırılmış kalbinle yine de dua edebilmektir. Canın yanarken bile Rabbine güvenebilmektir. Çünkü bazı yaraları zaman değil, Allah'ın merhameti iyileştirir.
Kadın olmak sabretmek, sineye çekmekti. Kol kırılır yen içinde kalırdı. Bu zamanda çoluk çocukla nereye gidilirdi. Dışarısı kurtlar sofrasıydı. Her gün gazetede neler okuyorduk. Başımızda illaki biri olsundu...
Sayfa 39 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Sabretmek,boyun eğmek değil;vaktin sahibine güvenmektir.Ham meyve dalından zorla koparılmaz,vakti gelince kendiliğinden düşer.Nasip de öyledir.