Din ve yasalar üzerinde kurulmayan bir devlet, uzun zaman ayakta kalamaz. Dine ve yasalara dayanmayan devlet, kalabalık içinde çıplak kalarak gözlerini yere indirmiş, saygı ve itibarını yitirmiş bir adama benzer. Onu, tavanı, kapısı, avlu duvarları olmayan ve herkesin serbestçe içeri daldığı bir eve de benzetebiliriz, işte bunun içindir ki, devletimin çatısını İslâmiyet üzerine kurdum. İdaresi için yasalar koydum. Yasalar yürürlükte kaldığı sürece onlara aykırı hareket etmedim.
Niceler bu menzili cây-ı ikâmet sandılar
İşbu hâristân-ı dehri bâğ-ı Cennet sandılar
Nice kimseler bu geçici mevkii ebedi bir istirahatgah ve bu cihan dikenliğini Cennet bağı zannettiler ve aldandılar diyerek ikaz etmektedir.
Gerçekleri veya inandıklarını konuşamadıktan sonra bir kimse neden ilim adamı olurdu. Bir ülkede ilim adamları düşüncelerini ifade edemese o ülkede ilmin ilerlemesinden ve hatta ilimden ne kadar bahsedilebilirdi. Bu sorular aslında ülkemizde yaşanan zihniyeti ortaya koyması ve o acı tabloyu gözler önüne sermesi bakımından pek mühimdir.