Melisa, bir alıntı ekledi.
22 May 22:32 · Kitabı okudu

Sadri Alışık denilen hergele,her filminde ağlardı.O ağladıkça ben de ağlardım.Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum.Üçüncü şahıs olarak kalışına,hep gidici kadınları sevişine,bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna,Sadri’nin bu mecburiyetlere,giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine...

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19)

İyi insan olmanın da,
Hoşgörünün de,
Sevmenin de sermayesi bedava.
Sevin lan birbirinizi !

- Sadri Alışık

Pinhân, bir alıntı ekledi.
22 May 18:36

Başka bir son düşünemiyordum.Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün Kızılderilileri yenilir, Spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele her filminde ağlardı.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 19)

İsmi güzel kendi güzel bir İlhami Algör kitabı.
Resimlerle süslenmiş, 58 sayfacık, bir oturuşta okunabilecek bir kitap. Kısa, az sözle derin şeyler anlatılmış, özellikle kahramanın Müzeyyen'le olan az sayıda diyaloglarında.
Çok farklı bir üslubu var yazarın, anlaşılma kaygısı gütmüyor. Anlaması zor, ilk okuyuşta anlayamadığımdan anladıktan sonra da hayranlığımdan tekrar tekrar okudum bazı sayfalarını. Üslubun farklılığından, anlaşılmamasından ötürü kötü yorumlara maruz kalmış. Zaten genel olarak farklılıklara alışamayan bi toplum olduğumuzdan, bu farklılığın da yadırganmasını çok doğal buluyorum. Ayrıca kitabın en sevdiğim yanı müziklerden ve filmlerden kesitler sunmasıydı.

“Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartakus kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri’nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine.”

Hüsamettin Çalışkan, Bezik Oynayan Kadınlar'ı inceledi.
 22 May 09:39 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Edip Cansever'in novella havası taşıyan şiirlerinin gerçekten kendine has bir duruşu ve havası var. Tek şiirlerinde yakalayamadım o havayı. Ben Ruhi Bey Nasılım ve Bezik Oynayan Kadınlar'ın akıcı mısraları, konu ve tınıyla sürükleyip götürüyor insanı..
Sanki novella şiir diye bir kurgu icat etmiş gibi geldi bana. Çok da iyi etmiş. Hafif bir Sadri Alışık pozu canlandırdı gözümde. Belki de ben öyle hayal ettim. Bakalım sizde kim canlanacak?

Sadri Alışık
Mesele güzel insan olmak, güzel düşünmek, güzel bakmak. Ömür dediğin bir vardır, bir yoktur. Hayat dediğin budur. Gerisi boştur...

Ve de her ne hikmetse o da bana gönüllüydü.
Öyle bir sevdim ki Müjgan’ı,
dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim,
evleniriz gibi geldi bana.
Evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar,
fakir soframız kurulur gibi geldi

Müjgan Sadri Alışık

Sevgimizin bir tanesiydin Müjgan.
Saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür,
elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti.

Müjgan Sadri Alışık

Özgecan YILDIRAN, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'yu inceledi.
 19 May 16:26 · Kitabı okudu · 1 günde

Hikayelerimin başka hikayelere benzemesi zoruma gidiyordu. Ne zaman bir şeye el atsam, Müzeyyen , Meksikalı ya da bilmem nereli bir yazarın ya da bir kitabın adını veriyor ve oralarda da benzer şeyler olduğunu söylüyordu . Her şey benden önce olmuşsa bana kalacak bir yer ,durum kalmıyor muydu ? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada ? diyen daha doğrusu karaktere bunu dedirtten İlhami Algör ile tanıştık bugün. Oturup karşılıklı iki çay içip karakterle ortak yönümü konuştuk . Ya da ben konuştum sadece . Çünkü ortada ne çay ne de yazar vardı. Kitabınızın film halini orda, burda, Instagram kesfette gözüme o kadar soktular ki tanışmak farz oldu dedim. Anlamadı. Olsun yine de ben cok Memnun oldum efenim.

Bu hep böyledir dedi. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele , her filminde aglardı. O ağladıkça bende ağlardım. Nedenini bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadriye gıcık olurdum. Üçüncü şahıs kalışına, hep gidici kadınları sevişine , bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp , ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine...diye devam ediyordu satırlar.
-Biz ikinci çayı söyledik tabi o sırada. Konuşmaktan icemedigimiz için ilki soğumustu -
Halbuki Hiç bir gidiş mecburiyet değildir bana göre dedim. Gitme Kal cümlesini duymak için blöf yaparsın belki , gitsem ardımdan gelir mi diye kafanı arkaya çevire çevire yürürsün gözden kaybolana kadar belki. Belkiler uzar gider belki. Sonra bu da mı gol değil be diye bağırır kafandaki Sadri dedim. Öyledir napsan gol olmaz bazen dedi.
Ve son olarak ekledi:
" Her şeyin iyi gittigini nerden çıkarıyorsun ?" dedi ." Herif rüzgarı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı"
"Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku" dedim. Tırsmaya başlamıştım haklı olabilirdi.
Kitap 58 sayfa, film 1 saat 40 dakikaydı fakat nasıl oldu niye oldu bilmiyorum bu zamansızlığa hapsoldum. Her hikayenin bir kum saati vardır da bunun yokmuş gibi. Okuyunuz ve izleyiniz efenim.

Bazen bir şey geçer içinden insanın 
En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey 
Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel 
Fasulyenin tadı yoksa 
Şarkılar yakmıyorsa içini 
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa 
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay 
Mahallenin en güzel kızına 
Denizin tuzu 
Yalnızlığın bahanesi yoksa 
bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına 
zannetmeki ölmek zor 
ölmek kolay kolay da 
kan gibi aklımdasın 

Ibrahim Sadri